» Kendingez » Forum » GEZMEK İÇİN GEREKLİ BİLGİLER » Abilerim Ablalarım! Az Kayın, Bana da Yer Açın (:

Abilerim Ablalarım! Az Kayın, Bana da Yer Açın (:



ABİLERİM ABLALARIM! AZ YANA KAYIN , BENİ DE ARANIZA ALIN! ^__^ Herkese merhaba.Bu Binrota’nın yeni üyesi olarak ilk yazım.Baştan söyleyim bu bir gezi yazısı değil.Henüz gezi yazısı yazacak kadar gezmedim.Aslında gezdim ama üzerinden biraz zaman geçti,gezdiğim yerin etki alanından çıktım maalesef,sıcağı sıcağına yazsaydım keşke. Buraya yeni üye oldum ve bi çok üyenin yazılarını okudum ve çok kıskandığımı itiraf etmeyelim,daha doğrusu imrendim. Bu sitenin üyeleri gerçekten gezgin! Ve ben de geleceğin gezginiyim.Hayallerimi gerçekleştirip gezdikçe ben de deneyimlerimi burada paylaşacağım.

Şu an sınava hazırlanan bir son sınıf öğrencisi olarak maalesef gezme imkanım ve vaktim yok.Ama umarım ileride makus talihimi yeneceğim ve sırt çantamı alıp düşeceğim yollara! Ben de sizler gibi gezmeyi,dolaşmayı,yeni yerler görüp ,yeni kültürlerle tanışmayı, bulunduğum yerin yerel halkıyla kaynaşıp hem dil hem kültür alışverişinde bulunmayı ve macera yaşamayı seviyorum. Yarınını düşünmeden , yüreğinin götürdüğü yerlere gidenlerdenim. Seyahat etmek benim için tarif edilmez bir şey. Gezerken,yeniliklerle karşılaşırkenki aldığım hazzı hiç bir işten almıyorum. Küçükken hep dünyanın öbür ucundaki insanlar ne yapıyor diye merak ederdim ve hep yurt dışına gitmek isterdim.Büyüdükçe ,yeni ülkeler tanıdıkça hep kendi kendi me ‘’şuraya da gitmeliyim,buraya da gitmeyilim’’ diyordum.Bir süre sonra farkettim ki benim gitmek istemediğim ülke yok.

O zaman bunun adı yurt dışına gitmek değil de dünyayı dolaşmak oluyor. Ve bir de perişanlığı seviyorum.Size tuhaf gelebilir ama özellikle yolculuk perişanlığını çok seviyorum.Nereye gideceğim,ne yapacağım,ne yiyeceğim,nerde uyuyacağım gibi solurları kendime soracağım günü dört gözle bekliyorum .Bu noktada aklıma Paul Theroux’un şu sözü geliyor aklıma : Tourists don’t know where they’ve been , travellers don’t know where they are going >> Turistler nerde bulunduklarını bilmezler, gezginler nereye gittiklerini...(Kesinlike katılıyorum) Ben de bir çok gezgin gibi ‘’ Seyahat , sorun-bela-güçlük üçlüsünü komediye çevirme sanatıdır’’ felsefesindenim. Mesela dünyayı dolaştırken yapmak istediğim şeylerden birisi otogarlarda ya da duraklarda uyumak veya otobüsü kaçırıp bir yerde köyün birin de mahsur kalmak ve başımın çaresine tek başıma bakmak zorunda olmak,kısacası hayatı yaşamak. İşte bu da tam annemin korktuğu şey. Bu yazdıklarımı okusa baygınlık geçirir . Ama elimde değil sevdiğim bir şeyi sevmiyorum deyip peşini bırakamam ki.Yalnız annem değil gerek arkadaşlarım gerek akrabalarım olsun hepsi dünyayı dolaşmanın hiç de akıllıca olmadığını düşünüyorlar. Bazıları fikirlerimi anlattığımda bana deli gözüyle bakıyor. Ama seyahat etmeyen,gezgin ruhuna sahip olmayan bizleri anlayamaz,anlasa da yanlış anlar.

Bence asıl delilik bize verilmiş koca bir dünya varken, o dünyayı gezmemek, kendini bile bile bir fanusun içerisine hapsetmek ! Ama maalesef toplumumuzun büyük bir kısmı için durum böyle. Keşke herkes yapabilse de gezmenin,seyahat etmenin tadına varabilse. Ve tabi ki de sehayat etmenin kazanımlarından yararlanbilse. Çoğu insan seyahat etmenin masraflarından ve kayıplarından söz ediyor. Masraf yapmadan gezmek de mümkün. Lüks yaşayacağına, kozmetiğe ya da sigaraya yatıracağı parayı köşeye ayırsa o da gezebilecek ama tabi tercih meselesi.Hem sehayat etmenin kazanımları daha fazla. Olaya sadece maddi açıdan bakmak tamamiyle yanlış olur. Bir kere sehayat eden insan,insanı insan olduğu için sevmeyi öğrenir . Ayrıca insanlara ve milletlere olan önyargılarını yitirir. Gezmeyen görmeyen insan,sadece duyduğuyla kalır ve o duyduğu da başkalarının ön yargıları ve saçma sapan genellemelerinden başka bir şey değildir. Ah şu önyargılarımızı bir aşsak, her insanın farklı olduğunu bir kabullensek. Ama bu pek mümkün görünmüyor. Daha geçenlerde kapının önüne oturmuş komşu teyzelere kulak misafiri oldum. Teyzelerden biri dedi ki ‘’ Kırıkkale’nin Keskin’inden,Kırşehir’in Kaman’ından ,Yozgat’ın da tamamından adam çıkmaz.’’( Bu şehirlerden olan arkadaşlardan özür diliyorum,sadece örnek vermek için yazdım) Eminim bu teyze saydıkları şehirlerin en az birinden olan birisiyle tanışmamıştır bile.

Kendi ülkesi hakkında böyle önyargıları olan insanımızın kim bilir başka milletlere ne önyargıları vardır. İşte seyahat etmenin farkı burda başlıyor! Özgür düşünen, beynini basmakalıplardan kurtarmış olan gezgin ruhlu zat böyle yanlışlar yapmıyor. Tabi ki seyahatin tek katkısı bu değil. Bir gezgin gezerken gezdiği yerin insanlarıyla temas halindedir. Gezdiği süre içerisinde pek çok yeni insanlar tanışır. Ve bence seyahat etmenin en güzel yanlarından biri de ilk defa tanıştığın birinin, belki de eşinin dostunun sana yapmayacağı bir iyilik yapması ve o sözde yabancıya duyulan güven duygusu. Bunu en iyi bir gezginin şu sözü anlatır : ‘’ A journey is best measured in friends rather than miles’’>> Seyahat millerden ziyade, en iyi , arkadaşlarla ölçülür... Ya ben ne yapıyorum. Bu öyle oturup anlatılacak bir şey değil ki. Gezgin olmak anlatılmaz yaşanır,bu konu hakkında saatlerce yazabilir ya da konuşabilirim ama yine de bu içimdeki gezme aşkını ve gezgin ruhunu tam olarak ifade etmeme yardımcı olmaz.

Benim gibi düşünen arkadaşlar ne demek istediğimi anlıyorlar. Şu an için gezi yazısı paylaşamıyorum ama ilerde paylaştığım gezi yazılarından bıkacaksınız. Yine mi yaa dediğinizi duyar gibiyim. Binrota’nın değerli gezgin üyeleri , gezmeye devam!! Sizden isteğim, ben şu an için yapamam ama , eğer imkanınız varsa ve arkada bırakamayacığınız şeyler yoksa durmayın,kapın sırt çantanızı ve düşün yollara! Yeni yerler keşfetmeye , yeni insanlar tanımaya,ön yargılarımızdan sıyrılmaya ve en önemlisi kendinizi bulmaya...

Ben şu an için sadece hayal kurmakla yetiniyorum. O günün hayalini kuruyorum...Tüm hayallerimi bir sırt çantasına sığdırıp ismini daha önce hiç duymadığım bir yere gideceğim günün hayalini... Gezgin kalın a dostlar.. Ve gitmeyi, arada bir yoldan çıkmayı unutmayın...İlham kaynağım Z. Gülin Aköz’ün de dediği gibi; Yollar hep gidilmeyi bekler...

bazingaa
15-08-2011
Abilerim Ablalarım! Az Kayın, Bana da Yer Açın (:


ABİLERİM ABLALARIM! AZ YANA KAYIN , BENİ DE ARANIZA ALIN! ^__^ Herkese merhaba.Bu Binrota’nın yeni üyesi olarak ilk yazım.Baştan söyleyim bu bir gezi yazısı değil.Henüz gezi yazısı yazacak kadar gezmedim.Aslında gezdim ama üzerinden biraz zaman geçti,gezdiğim yerin etki alanından çıktım maalesef,sıcağı sıcağına yazsaydım keşke. Buraya yeni üye oldum ve bi çok üyenin yazılarını okudum ve çok kıskandığımı itiraf etmeyelim,daha doğrusu imrendim. Bu sitenin üyeleri gerçekten gezgin! Ve ben de geleceğin gezginiyim.Hayallerimi gerçekleştirip gezdikçe ben de deneyimlerimi burada paylaşacağım.

Şu an sınava hazırlanan bir son sınıf öğrencisi olarak maalesef gezme imkanım ve vaktim yok.Ama umarım ileride makus talihimi yeneceğim ve sırt çantamı alıp düşeceğim yollara! Ben de sizler gibi gezmeyi,dolaşmayı,yeni yerler görüp ,yeni kültürlerle tanışmayı, bulunduğum yerin yerel halkıyla kaynaşıp hem dil hem kültür alışverişinde bulunmayı ve macera yaşamayı seviyorum. Yarınını düşünmeden , yüreğinin götürdüğü yerlere gidenlerdenim. Seyahat etmek benim için tarif edilmez bir şey. Gezerken,yeniliklerle karşılaşırkenki aldığım hazzı hiç bir işten almıyorum. Küçükken hep dünyanın öbür ucundaki insanlar ne yapıyor diye merak ederdim ve hep yurt dışına gitmek isterdim.Büyüdükçe ,yeni ülkeler tanıdıkça hep kendi kendi me ‘’şuraya da gitmeliyim,buraya da gitmeyilim’’ diyordum.Bir süre sonra farkettim ki benim gitmek istemediğim ülke yok.

O zaman bunun adı yurt dışına gitmek değil de dünyayı dolaşmak oluyor. Ve bir de perişanlığı seviyorum.Size tuhaf gelebilir ama özellikle yolculuk perişanlığını çok seviyorum.Nereye gideceğim,ne yapacağım,ne yiyeceğim,nerde uyuyacağım gibi solurları kendime soracağım günü dört gözle bekliyorum .Bu noktada aklıma Paul Theroux’un şu sözü geliyor aklıma : Tourists don’t know where they’ve been , travellers don’t know where they are going >> Turistler nerde bulunduklarını bilmezler, gezginler nereye gittiklerini...(Kesinlike katılıyorum) Ben de bir çok gezgin gibi ‘’ Seyahat , sorun-bela-güçlük üçlüsünü komediye çevirme sanatıdır’’ felsefesindenim. Mesela dünyayı dolaştırken yapmak istediğim şeylerden birisi otogarlarda ya da duraklarda uyumak veya otobüsü kaçırıp bir yerde köyün birin de mahsur kalmak ve başımın çaresine tek başıma bakmak zorunda olmak,kısacası hayatı yaşamak. İşte bu da tam annemin korktuğu şey. Bu yazdıklarımı okusa baygınlık geçirir . Ama elimde değil sevdiğim bir şeyi sevmiyorum deyip peşini bırakamam ki.Yalnız annem değil gerek arkadaşlarım gerek akrabalarım olsun hepsi dünyayı dolaşmanın hiç de akıllıca olmadığını düşünüyorlar. Bazıları fikirlerimi anlattığımda bana deli gözüyle bakıyor. Ama seyahat etmeyen,gezgin ruhuna sahip olmayan bizleri anlayamaz,anlasa da yanlış anlar.

Bence asıl delilik bize verilmiş koca bir dünya varken, o dünyayı gezmemek, kendini bile bile bir fanusun içerisine hapsetmek ! Ama maalesef toplumumuzun büyük bir kısmı için durum böyle. Keşke herkes yapabilse de gezmenin,seyahat etmenin tadına varabilse. Ve tabi ki de sehayat etmenin kazanımlarından yararlanbilse. Çoğu insan seyahat etmenin masraflarından ve kayıplarından söz ediyor. Masraf yapmadan gezmek de mümkün. Lüks yaşayacağına, kozmetiğe ya da sigaraya yatıracağı parayı köşeye ayırsa o da gezebilecek ama tabi tercih meselesi.Hem sehayat etmenin kazanımları daha fazla. Olaya sadece maddi açıdan bakmak tamamiyle yanlış olur. Bir kere sehayat eden insan,insanı insan olduğu için sevmeyi öğrenir . Ayrıca insanlara ve milletlere olan önyargılarını yitirir. Gezmeyen görmeyen insan,sadece duyduğuyla kalır ve o duyduğu da başkalarının ön yargıları ve saçma sapan genellemelerinden başka bir şey değildir. Ah şu önyargılarımızı bir aşsak, her insanın farklı olduğunu bir kabullensek. Ama bu pek mümkün görünmüyor. Daha geçenlerde kapının önüne oturmuş komşu teyzelere kulak misafiri oldum. Teyzelerden biri dedi ki ‘’ Kırıkkale’nin Keskin’inden,Kırşehir’in Kaman’ından ,Yozgat’ın da tamamından adam çıkmaz.’’( Bu şehirlerden olan arkadaşlardan özür diliyorum,sadece örnek vermek için yazdım) Eminim bu teyze saydıkları şehirlerin en az birinden olan birisiyle tanışmamıştır bile.

Kendi ülkesi hakkında böyle önyargıları olan insanımızın kim bilir başka milletlere ne önyargıları vardır. İşte seyahat etmenin farkı burda başlıyor! Özgür düşünen, beynini basmakalıplardan kurtarmış olan gezgin ruhlu zat böyle yanlışlar yapmıyor. Tabi ki seyahatin tek katkısı bu değil. Bir gezgin gezerken gezdiği yerin insanlarıyla temas halindedir. Gezdiği süre içerisinde pek çok yeni insanlar tanışır. Ve bence seyahat etmenin en güzel yanlarından biri de ilk defa tanıştığın birinin, belki de eşinin dostunun sana yapmayacağı bir iyilik yapması ve o sözde yabancıya duyulan güven duygusu. Bunu en iyi bir gezginin şu sözü anlatır : ‘’ A journey is best measured in friends rather than miles’’>> Seyahat millerden ziyade, en iyi , arkadaşlarla ölçülür... Ya ben ne yapıyorum. Bu öyle oturup anlatılacak bir şey değil ki. Gezgin olmak anlatılmaz yaşanır,bu konu hakkında saatlerce yazabilir ya da konuşabilirim ama yine de bu içimdeki gezme aşkını ve gezgin ruhunu tam olarak ifade etmeme yardımcı olmaz.

Benim gibi düşünen arkadaşlar ne demek istediğimi anlıyorlar. Şu an için gezi yazısı paylaşamıyorum ama ilerde paylaştığım gezi yazılarından bıkacaksınız. Yine mi yaa dediğinizi duyar gibiyim. Binrota’nın değerli gezgin üyeleri , gezmeye devam!! Sizden isteğim, ben şu an için yapamam ama , eğer imkanınız varsa ve arkada bırakamayacığınız şeyler yoksa durmayın,kapın sırt çantanızı ve düşün yollara! Yeni yerler keşfetmeye , yeni insanlar tanımaya,ön yargılarımızdan sıyrılmaya ve en önemlisi kendinizi bulmaya...

Ben şu an için sadece hayal kurmakla yetiniyorum. O günün hayalini kuruyorum...Tüm hayallerimi bir sırt çantasına sığdırıp ismini daha önce hiç duymadığım bir yere gideceğim günün hayalini... Gezgin kalın a dostlar.. Ve gitmeyi, arada bir yoldan çıkmayı unutmayın...İlham kaynağım Z. Gülin Aköz’ün de dediği gibi; Yollar hep gidilmeyi bekler...

justinian
15-08-2011
Eğlenceli bir dille seyahat etmenin o karşı konulmaz çekiciliğini anlatmışsın. Evet seyahat etmek perişanlıktır. Keşfetme arzusu ile kendini parçalamaktır bir bakıma... 21 günlük interrail gezimin son günlerinde ben de aynı şeyi hissetmiştim. Gezinin ilk yarısında kendimi o kadar yormuştum ki; sona kalan şehirlerde aynı enerji ve hırsla gezememiştim. Yani kısacası canım çıkmıştı. :) İnsanın bakış açısını genişlettiği ve her şeye evrensel bakmayı, farklı olana saygı duymayı öğrettiği konusunda kesinlikle hem fikirim. Görüş açınız böyle genişledikçe dar kalıplara sıkışıp kalan ve dünyayı kendi örf adetine göre yüksek perdeden yorumlayan insanlara şaşırıyorsunuz. NOT: Eskiden bu tarz kişisel yazıları; seyahat yazıları kısmından, forum bölümüne taşırlardı. Bu yüzden senin yazın da forum bölümüne giderse yaptığım yorumu oraya da aktarmak için kayda alıyorum. Hoşgeldin.. ;)
ebru55
15-08-2011
Yolun acik olsun ....
FigenLetaconnoux
15-08-2011

Bu istek, azim ve böylesine eğlenceli bir dille anlatma yeteneğiyle sizden keyifli yazılar okuyacağız yakında...

NEŞE
15-08-2011
Sevgili Merve,aramıza hoşgeldin...Gezmenin ve gezdiklerini bu sitede anlatmanın en güzel yanı da her yaştan gezgini birleştiriyor olması...Ben gezmeye 10 yaşımda başladım,bu demektirki 50 yıldır geziyorum,her geziden yeni bilgi ve deneyimlerle dönüyorum..İnan bana her geziye çıkmadan önce aylar süren araştırmalar yapıyorum,bu bile bana büyük zevk veriyor,senin yaşındayken herkes şaşırırdı çünkü bben roman yerine harita okurdum ve hayalimde gideceğim yerleri harita üzerinden izlerdim...Hayaller ilerde yapacaklarına başlangıç demektir,sakın vaz geçme..Bir emekli öğretmen olarak ifaden ve okuduklarından çıkardığın sonuçları harika buldum,lütfen yazmaya devam et,bize yaşadığın kenti anlat,çevreni yaz...Sana sonsuz sevgiler gönderiyorum,gezi dostum..
NEŞE
15-08-2011
Merve, yazını 3-4 kez okudum,bayıldım,çok sevdim...Sen sözel bir bölüm tercihi yapmalısın,ingilizcen de var anladığım kadarı ile,harika bir gezgin olacaksın.Ben Sanat tarihi öğretmeniyim ve seçtiğim bölüm sayesinde dünyanın her yerinde var olan eserlere biraz daha yakın hissediyorum kendimi ve geçmiş uygarlıklar karşısında ,her gezdiğim yerde saatlar geçiriyorum...Tekrar sevgiler canım..
bazingaa
16-08-2011
hoşbuldum...hem de çok hoş buldum.. şu an ne diyeceğimi bilemiyorum..yüzümde anlamsız bir sırıtma var...yazımı okumuşsunuz sadece okumakla kalmamışsınız , beğendiğinizi de söylüyorsunuz...inanın çok mutlu oldum...yorumlarınız güne mükemmel bir başlangıç yapmamı sağladı..hepinize gerçekten çok, çok ama çok teşekkür ederim.. fırsat buldukça yazacağım,gezgin dostlarım ... sevgilerimle ^_^
mertakinci
16-08-2011

 

çok hoş bir yazı olmuş umarım tüm hayallerin gerçek olur

gunescaner
17-08-2011
Sevgili Merve, yazın hoş, hissettiklerin güzel, en güzeli amacın var, bu hayatı yaşanası kılan hayallerin var. Hayallerini gerçekleştrmek için yola devam.Sevgiler.
mesut_2010
18-08-2011
mesut_2010
18-08-2011
NEŞE
18-08-2011
Sevgili gençler,Merve ve Mesut,doğum tarihlerinize baktım ,aranızda sadece 2 gün var...Ne güzel böyle düşünen gençler var,düşünmek ve hayal etmek ,bence gezinin yarısını gerçekleştirmek demektir..Tüm hayatım boyunca hep hayal ettim ve gerçekleştirmeye çalıştım.Yalnızca bir küçük tavsiye,başlangıçta daha gerçekleştirilmesi kolay hayaller ve gezilerle başlayın,birdenbire büyük hayallere dalar ve tabii onları gerçekleştirmede zorluk yaşarsanız bir yılgınlık olabilir.Dar çevreli ve yakın öğrenci gezileri ile başlayıp,yaş ve deneyimler arttıkça atın kendinizi başka ülkelerin veya vatanımızın güzel yollarına..Sizin yaşınızda bir okul gezisi kapsamında gerçekleşen "Irak" gezisini ömrüm boyunca unutamam..Bu geziyi gerçekleştirebilmek için eve 6 ay boyunca yalvarmış ve tüm 6 aylık harçlığımı biriktirmiş ve anneannemden özel bir yolluk almıştım..Haydi gençler hayallere devam,pes etmek yok...İkinizi de kucaklıyorum..
bazingaa
19-08-2011
tekrardan hoşbuldum...evet, Mesut umuyorum ki önümüzde duran hem sistemin hem de hayatın koyduğu engelleri aşıp,hayallerimizi gerçekleştireceğiz...Ve Neşe Hocam gezmeye başladığımda bu önerinizi dikkate alacağım,önce minik gezilerle başlayacağım işe... ve tabi ki de pes etmek yok!! hayal etmeye ve peşinden koşup gerçekleştirmeye devam!!
mesut_2010
20-08-2011
NEŞE
20-08-2011
Sevgili Mesut,sen bu konuda Merve den biraz daha şanslısın,İstanbul gibi bir muhteşem şehirde yaşıyorsun ve günlük gezilerle çok bilinmeyen yerlere gidebilir,güzel insanlarla tanışabilir ve ufkunu genişletebilirsin ama Merve İstanbul da bir üniversite kazanmam gerekir,bu iş için çok çalışacağım diyor..İstanbul da ekim ayı içinde bir Binrota programında buluşabilirsek seni çok tanımak isterim Mesut...Üniversite de hedef neresi ? Sevgiler gönderiyor,başarılar diliyorum.
bazingaa
21-08-2011
gerçekten de bir çok ortak noktamız varmış...umarım bu ortak noktalar devam eder de ikimiz de dünyayı dolaşabiliriz.. ve kesinlikle Mesut benden daha şanslı,hocam..Ne güzel istanbul gibi bir şehirde yaşıyor..benim böyle bir şansı yakalamam için gece gündüz çalışmam lazım.. burda benim hayallerim doğrultusunda elime geçen fırsat neredeyse hiç yok,ama Mesut'un var...yaşadığın şehrin,çevrenin kıymetini bil Mesut, bu fırsatı iyi değerlendir.. Sevgileri ikinize de ^^
mesut_2010
22-08-2011
bazingaa
25-08-2011
evet nick'imden de anlaşılacağı üzere ben de koyu big bang'ciyim..ikinci ülke Türkiye..hem bardağı daha dolu görmek için,hem de bu ülkede yaşayıp da ülkesinden bihaber insanlara nazaran türkiyeyi gezmiş sayılırım diye düşündüğümden kendi ülkemi de gezdiğim ülkeler arasında söylüyorum
mesut_2010
14-08-2012
tam yıl olmuş.dile kolay 1 yıl.bu süreçte üniversite sınavına hazırlandım,sınava girdim,tercih yaptım ve bugünlerde kazandığım yer açıklanıcak.Merve sen ne yaptın? Nasılsın? Neşe hanım sizinle görüşme sözümüz vardı halen geçerlimi? :D Binrotayı çok özlemişim..
NEŞE
14-08-2012
Sevgili Mesut,sizden küçük te olsa bir haber almak beni mutlu etti,Merve den hiç haber yok...Üniversite giriş karmaşası bitsin,güzel bir fakülte haberi gelsin ,haberleşir ve buluşuruz,bu güzel haberi bekliyorum Mesut...Çok sevgiler...
mesut_2010
14-08-2012
ben size iyi haberler vereceğim Neşe hanım ve sizinle görüşmeyi iple çekiyorum.Bu forumdaki en bilgili insanlardansınız sizinle yurtdışındaki ülkeler hakkında ve tarih hakkında konuşmayı,tartışmayı çok isterim...müsait olduğunuzda direk mesajınızı bekliyorum..