Kendingez » Ülkeler » Malezya » Kuala Lumpur » Asya´nın yeşil ülkesi Malezya -1 / Kuala Lumpur / Petronas Kuleleri / Chinatown /Merdeka Meydanı / Sultan Abdul Samad´ın Görkemli Binaları /Telekomünikasyon Kulesi / Batu Caves / Dark Cave /Kanching Yağmur Ormanları
5224
Gezdiği Yerler:Almanya , Avusturya , Bosna-Hersek , Belçika , Bulgaristan , Birleşik Arap Emirlikleri Dubai, Estonya , Çek Cumhuriyeti , Fransa , Finlandiya, Fas , Hollanda, Hindistan, Hırvatistan, İspanya , İsviçre, İtalya , Karadağ , Kanada, Kamboçya , Kosova , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Monako, Macaristan, Mısır, Nepal , San Marino , Slovenya , Slovakya, Sırbistan , Suriye , Polonya , Portekiz, Tayland , Türkiye , Ürdün, Vatikan, Yunanistan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

Asya´nın yeşil ülkesi Malezya -1 / Kuala Lumpur / Petronas Kuleleri / Chinatown /Merdeka Meydanı / Sultan Abdul Samad´ın Görkemli Binaları /Telekomünikasyon Kulesi / Batu Caves / Dark Cave /Kanching Yağmur Ormanları

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 00-00-0000
|
Yazı Tarihi: 08-03-2018

Bu senenin yarıyıl tatilini Myanmar 'da geçirmek isteyerek yapılan uzun uzun planlar, uçak biletleri, oteller. Her şey hazır.. Bu ülkeden e-vize almayı en sona bıraktık.Doğrusu biz de nasıl olsa bu vizeyi alırız diyerek pek rahat davranmadık. Ama uçuşumuza on gün kala vizeler red cevabı aldı.  İnanamadık. Hatta kimse böyle bir şeyi tahmin bile etmedi.Tüm planlar altüst oldu. Ne yapacağımızı şaşırdık. En sonunda Quatar Havayollarından aldığımız biletleri az bir fiyat farkıyla değiştirerek rotamızı Malezya ve Singapur'a doğru çevirdik.

Kızkardeşim ve ben 24 Ocak 2017'de İzmir -İstanbul-Doha ve Kuala Lumpur hattından seyahatimize başladık.Çok uzun bir yolumuz var.İzmir'den sabah 08.10'da kalkan uçağımız 09.15'te İstanbul'a vardı.Bu yolun en kısa etabıydı.

 İstanbul Atatürk Havalimanından öğlen saat 13.35'te hareket ederek 17.45'te Doha Hamad İnternational Havaalanına indik. Çok güzel ve modern bir alan.Oldukça da büyük.

Tekrar yerel saat ile 19.10'da hareket eden uçağımız 25 Ocak sabahı 07.50'de Kuala Lumpur 'a vardı. Malezya ile aramızda beş saat zaman farkı var. Bizden beş saat ilerdeler. Yani bu ülkeye gelebilmek için bir günümüz yollarda geçti. THY 'nın İstanbul-Kuala Lumpur arası direk uçağı var ama fiyatlar çok yüksek. En uygun Quatar Havayolları.Hele önceden alırsanız daha iyi.Uçak büyük,yemekler güzel, hizmet mükemmel.Ama uçaktan inerken çok üzüldük doğrusu .Çoluk çocuk binen yolcular yerleri o kadar kirletmişler ki..İnanılmaz.

Malezya Türklerden vize istemeyen  nadir ülkelerden.Pasaport kontrolünden çok çabuk geçiyoruz. Daha önce çok beklenildiği konusunda duyumlar almıştım ama hiç de öyle olmadı.Nerede kalacağımızı bile sormuyorlar.Uçakta inmeden önce kişisel bilgilerimizi doldurup verdiğimiz için olabilir. Havaalanı bir garip .Valizlerin olduğu yer ile pasaport kontrolü arasında mesafe  çok fazla. İkisi arasında otobüse biniyoruz.Havaalanı Kuala Lumpur'dan oldukça uzak. Taksiye biniyoruz. Yolculuk nerdeyse bir saat sürüyor.Malezya parası bizim paramızla eş değerde.Bizim 100 liramız onların 100 ringgiti.Para birimleri Ringgit.Otelimiz şehir merkezine çok yakın.Hotel Royal Kuala Lumpur .Çin yeni yılı olması dolayısıyla her yer süslenmiş.Resepsiyondaki bayanlar hiç güler yüzlü değiller ve çok yavaş hareket ediyorlar.Odalar daha hazır olmadığı için bavulları bırakıp hemen dışarı çıktık.Tipik Asya havası. Aşırı bir nem ve sıcak. 35 derece ama 90 nem.Dolayısıyla üzerinizde aşırı bir baskı hissediyorsunuz. Uyum sağlaması bizim için  zor. Biraz zaman geçmesi gerekiyor.

Malezya'nın başkenti olan Kuala Lumpur 'un 451m yüksekliğinde Petronas Kuleleri bu şehrin simgesi ve her yerden görülebiliyor. Paris'in Eiffel Kulesi gibi. Malezya'nın yerli halkı Malaylar. Ülke büyük bir yarımada. XV.yüzyıl başlarında 1402 yılında Malay Sultanlığı burada kurulmuş.Zamanında Portekizler,Hollandalılar Kuala Lumpur'a yerleştiklerinde İngilizler de Penang ve Singapur'a yerleşmişler. Ülke II.Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından işgal edilmiş.Malezya Krallık ile idare ediliyor.  Sultan V. Muhammed ,47 yaşında ve Malezya'nın 15.Kralı. Kral İngiltere'de eğitim almış ve ülkeyi yönetiyor.Malezya'da eyaletlere ayrılmış her biri bir kral tarafından yönetilen 9 sultanlık var. Tabii İngilizler  buralara kendi kültürlerinden bir hayli miras bırakmış. Hindistan gibi burada da trafik soldan akıyor. Halkın nerdeyse tamamı aralarında İngilizce konuşuyor. Yerli halk kendi dilini konuşuyor ama İngilizce de bilmeleri gerekiyor. Bu Singapur'da daha çok hissediliyor.Öyle ki siz halka  hangi dili konuşuyorsunuz diye sorunca  "İngilizce" diyorlar.Ülkede halkın çoğunluğu Müslüman  ama Hindu, Hiristiyan ve farklı dinlerden topluluklar da var. Bu nedenle tüm dinlere ait ibadet yerlerini görmek mümkün.

Kuala Lumpur büyük bir şantiye halinde. Her yerde bina yapılıyor. Gökdelenler küçük binaların yanında adeta yerden fışkırmışcasına yükseliyorlar. Mimari açıdan baktığınızda güzel gözüküyorlar.Ama ben kişisel olarak bu yapılaşmaya hiç .sıcak bakmıyorum.Burada dikkatimi çeken bir başka nokta ise tüm bunlar yapılırken yeşilin yok edilmemiş olması.Hatta öyle ki bazı gökdelenlerin tüm yüzlerini yeşil bitkiler süslüyor.Çiçekler parklar ağaçlar çok güzeller şehir onlar ile nefes alıyor. Bir başka açıdan düşünürseniz İnsanları balkonsuz kutucuklara mahkum etmek korkunç. Buralarda yaşayan çalışan insanları düşündüğünüzde   modern dünyanın getirilerinden yararlanıyorlar diyebilir miyiz bilmem.. 
 

Malezya'daki petrol Petronas şirketi tarafından çıkarılıyor. Kulelerin adı da buradan geliyor. 1998'de yapılmış 452m yüksekliğinde bu ikiz kuleler aynı zamanda Dünyanın en yüksek ikiz kuleleri olarak biliniyor.İlk hedefimiz 88 katlı bu kuleleri ziyaret etmek.Gerçekten çok yüksekler.

Binaya girişte bilet alıyorsunuz.Ama iyi ki acele etmişiz.Felaket kuyruk var. Biletleri aldıktan sonra kulelere çıkmak için bir saat sonraya randevu verdiler. Biz de karnımızı doyuralım dedik. Kulelerin bulunduğu binada büyük bir AVM var adı Suria KLCC.Burada"Secret Recipe"adlı restoranda Malezya yerel yemeklerinden yedik.Bol baharatlı. Binada her türlü restoran ve mağaza var.Yukarıya gruplar halinde bir rehber eşliğinde çıkılıyor gezmek için size bir süre veriliyor.Bir grubun ziyareti bitince diğeri alınıyor.Oldukça düzenli bir sistem kurulmuş.Çıkmadan önce kulelerin yapımı hakkında bilgi veren bir video seyrediyorsunuz.41 ve 42 katlar arasında her iki kuleyi birbirine bağlayan çelik bir köprü var. Önce oraya çıkılıyor.“Skybridge”  Köprü, 170 metre yüksekliğinde, 55 metre uzunluğunda ve 750 ton ağırlığında. 

Köprüden Kuala Lumpur'u seyrediyorsunuz. Bu kadar yüksekten garip bir duygu.İyi mi kötü mü bilmem ama çok değişik.Yaklaşık bir onbeş dakika bir sağa bir sola yürüyor,fotoğraf çekiyoruz.Sonra tekrar rehber eşliğinde 86. kata çıkıyoruz.Bu katta kulenin maketleri Malezya hakkında genel bilgi ,kendinizi görebileceğiniz televizyon var.

Mavi ışıklı resimlerde kulenin yüksekliği ve yapım detaylarını izleyerek asansöre biniyorsunuz. Bu şehri ziyaret eden biri mutlaka buraya çıkmalı bu değişik deneyimi yaşamalı. Tabii hediyelik eşyaların satıldığı bölümü de geziyoruz. Kulelerin arkada gözüktüğü bizim resmimiz olan magnet ilgimizi çekiyor alıyoruz. Pek ucuz bir şey yok.

Kuleden inince biraz daha dolaşarak yavaş yavaş otele doğru yürüyoruz.

Şehrin önemli caddelerinden biri olan Bukit Bintang boyunca çiçekler ağaçlar bize eşlik ediyor.Bütün bir günü yolda geçirmenin verdiği yorgunluk üzerimize fena halde çöküyor.Otele gelince odamıza çıkıp biraz dinlendikten sonra yine kendimizi dışarıya atıp hemen hemen Asya'nın tüm büyük şehirlerinde bulunan Chinatown 'a gidiyoruz.Oldukça karışık mahallelerden geçiyoruz.Anlaşılan burada herkes gece yaşıyor.Karanlık çökünce herkes dışarı çıkıyor. O gündüz gördüğümüz caddeleri tanımak ne mümkün.İnsan kaynıyor. Kapalı olan dükkanlar açılmış.Ortam rengarenk.

Chinatown'da her yer kırmızı renkli Çin fenerleriyle süslü. Giriş kapısının önü içeriye girmek isteyenlerle dolu.Sağlı sollu ufak dükkanlar ortada bulunan her iki tarafa da girişi olan alışveriş alanları.Dar yerlerden pazarlık yaparak ilerliyorsunuz.Dünyanın meşhur markaları,çok başarılı taklitler ,çok ucuz fiyatlara satılıyor.Biz daha fazla satılan meyvelerle ilgileniyoruz. 

Asya'nın güzel meyveleri. Herbirinin tadına bakmak hoş oluyor. Çıkışta gözümüze kestirdiğimiz bir taksiye binerek otelimize gitmeyi hedefliyoruz. Hintli şöför bizi biraz gece gezdirmek istiyor.Kabul ediyoruz.Önce ışıl ışıl bir meydana gidiyoruz.Merdeka Meydanı.(Özgürlük Meydanı) Selangor Sultanı Abdul Samad 'ın 1897'de tamamlanmış görkemli binaları meydanın büyük bir bölümünü kaplıyor.Selangor Malezya'nın en geniş ve en gelişmiş eyaletlerinden biriymiş.Hatta şimdi Kuala Lumpur havalimanının bulunduğu yer bu eyaletin sınırları içindeymiş. Çok güzel ışıklandırma yapılmış.Binalar İngilizler zamanında resmi büroların bulunduğu yerlermiş. Şimdi de ülkenin bakanlık binalarını barındırıyor.Malezya İngiliz sömürgesinden kurtulup özgürlüğünü ilan ettiğinde  bayrağı ilk defa 31 Ağustos1957'de buraya asılmış.Ayrıca binaların bir de saat kulesi var.40 metre yüksekliğinde kule 1971 yılında çıkan bir yangında yanmış daha sonra 1978-1984 yılları arasında yeniden yapılmış.

Arka planda şehrin telekomünikasyon kulesi yükseliyor.420 m yüksekliğinde kulenin 276.metresinde bir seyir terası bulunuyor.Aynı zamanda burada döner bir restoran var.Yeterince zamanımız olmadığı için buraya çıkamadık. Ertesi gün ünlü Batu mağaralarına gitmek istediğimiz için otele dönüyoruz.Şöför yarın için de çeşitli pazarlıklar yapıyor. Ama daha otele geldiğimizde bizden fazla para almaya kalkıyor.Ertesi gün gelip bizi alacağını söylüyor ama bizim onunla gitmeye hiç niyetimiz yok. Bu can sıkıcı.Taksicilere dikkat etmek gerek.Fırsat kolluyorlar.

Ertesi sabah kahvaltıyı otelde yapalım istedik.Fena değil .Otel kalabalık.Daha ziyade Çinliler var. Kahvaltıdan sonra resepsiyondaki turları ayarlayan kişi bizi gezeceğimiz yerlere götürmek için pazarlık yapmaya çalışıyor. Ama o kadar fazla bir fiyat veriyor ki.Hiç gerek yok deyip yola çıkıyoruz.Batu Caves'e trenle gitmeye karar veriyoruz.Bunun için önce KL Central Gara gitmek gerekiyor.Biz de Sky trene binip bir alışveriş merkezinden geçerek gara geliyoruz..Havadan giden tren çok uzun bir yol kat etmiyor ama şehrin üstünden gittiği için Kuala Lumpur 'u seyredebilme olanağı sağlıyor.

Garda Batu mağaralarına gitmek için bilet alıyoruz. Mağaralara ulaşmak yarım saat sürüyor.Gişede özellikle mi yoksa yanlışlıkla mı bilmem iki kişi ücreti alıp bilete bir kişilik ücret yüklenmiş. Bu bizi epey üzdü.Çıkışta bileti gösteriyoruz ama kabul etmiyorlar.Geri dönüp tekrardan bilet alın diye tutturuyorlar.Derdimizi anlatıncaya kadar canımız çıkıyor. 

Neyse sonunda dışarı çıkıyoruz.Kendimi Hindistan'a gelmiş hissediyorum.Trenden indikten sonra sağlı sollu Hindu satıcılar boncuk ,kolye,kumaş ve daha birçok hediyelik eşya satıyorlar. Hint baharatları yiyecekleri ..Dediğim gibi burası küçük bir Hindistan.Girişte kocaman bir  Tanrı Hanuman heykeli rengarenk.Yürürken ünlü heykel ,Hinduların kutsal Tanrısı Lord Murugan'nın altın renginde 42 m. yüksekliğinde devasa heykeli gözüküyor.Batu tapınağı Hindu inanışına göre Buda'nın 7.reenkarnesinin yaşadığı yer olarak biliniyor.

Her yıl Ocak ayında bir milyonun üzerinde Hintli bu kutsal yeri ziyaret ediyormuş.İnançlarına göre bu bir haç ziyaretiymiş. Bu sene de 31 Ocakta yapılacak olan Hindu festivali (Taipusam ) için hazırlıklar yapılıyor.Burası dünyanın en büyük Hindu mağara tapınağı.272 basamak 400 milyon yıllık ile ünlü kireç taşı mağarasına çıkıyorsunuz.

Çıkarken bize bir etek veriyorlar.Dönüşte eteği veriyor ,çıkarken ödediğiniz ücreti alıyorsunuz.Yüzleri gözleri kafaları boyalı Hindular yalınayak basamakları tırmanıyorlar.Şeker kamışı taşıyarak ya da başlarında süt kapları ile mağaraya doğru ilerliyorlar.Hediyeleri Tanrılarına sunmak için tırmanıyorlar. Kutsal ziyaretlerini bu şekilde sürdürüyorlar.Basamakları çıkarken ,maymunlar ziyaretçilere eşlik ediyorlar.

Tecrübeme göre maymunlarla göz göze gelip "Ne tatlı şey "falan derseniz hemen üzerinize atlıyorlar.Elinizde parlak ya da yiyecek içecek varsa  almak istiyorlar.Merdivenler çık çık bitmiyor.Geriye dönüp baktığınızda Murungan'ın arkasından Kuala Lumpur manzarası görülmeye değer.

Hatırı sayılır bir kalabalık var. Birkaç Türk turiste rastladık. Merdivenlerin bittiği yerde kireçtaşı mağarasına giriyorsunuz.Hinduların tarihini anlatan heykeller yazılar ve ibadet yerlerinin bulunduğu mağara inanılmaz .

Başınızı yukarı kaldırdığınızda gökyüzünün görüntüsü ayrı bir güzellik katıyor bu ortama.Malezya'ya gelip de burayı ziyaret etmeden olmazmış.Büyülü bir yer.Çıkışta hatıralık eşyaların satıldığı bir yerden buranın anısına birşeyler alıyoruz.Aşağıya inerken sağ tarafta başka bir mağara yazısı görünce oraya doğru yöneliyoruz.Dark Cave.

Bir milyon yıllık bir mağara.İçeriye rehber eşliğinde giriyorsunuz.Oldukça zengin bir ekolojik çeşitlilik gösteriyor.Ayrıca kalkerlerin aldığı şekiller görülmeye değer.

Yağmur tüm şiddetiyle geliyor gibi.Aşağıya inince mango suyu içmeğe karar veriyoruz.Bu bir klasik.Çok doyurucu bir besin olduğu söyleniyor.Karnımız acıktı ama midemize uygun bir yiyecek bulamadık.Buradan bir saat uzaklıkta bulunan yağmur ormanlarına gitmek istiyoruz.Hintliler birkaç gün sonra kutlayacakları bayramları için hazırlanıyorlar.

Giriş kapılarından birinden çıkınca sırada bekleyen taksilerden biri ile anlaştık. Bizi Kanching Yağmur Ormanları ve Şelalerine (Taman Eko Rimba Kanching) götürecek. Yağmur şiddetle yağıyor. Muson yağmuru. Bu kadar yeşil onun sayesinde ama Malezyalılar bu sene çok yağmur yağdığını söylüyorlar. İklim değişikliği burada da etkili olmuş.Arabanın silecekleri boşuna çalışıyor gibi.

Göz gözü görmüyor.Epeyce gittikten sonra varıyoruz.Orman muhteşem.Bizim saksıda büyüsün diye özenle baktığımız süs bitkileri burada devasa ağaçlara dönüşmüş.Herşey güzel de bu kadar çok maymunun bize eşlik edeceği hiç hesapta yoktu.Ürkerek yürüyoruz.Uzaktan şelalenin sesi geliyor.

Şelalenin yüksekten döküldüğü yerin hemen altında bir havuzcuk oluşmuş.Yüzenler var.Bu arada Arap turistler çok fazla.Bir maymun benim çantamı almaya çalışırken kardeşim fark edince hemen geri çekiliyor. Maymunların saldırıları insanların çığlık çığlığa bağırmalarına neden oluyor. Isırırlarsa hiç iyi olmaz.Dikkat etmeli diye düşünüyoruz. Ormanda çeşitli renklerde papağanları eğitmiş olan bir eğitici istersek ücret karşılığı onlarla fotoğrafımızı çekeceğini söyleyince hayır diyemiyoruz.Bizim için çok değişik bir an.Kafeslerde gördüğümüz papağanlar elimizde,kolumuzda.

Karnımız çok acıkınca girişte bulunan küçük bir marketten hazır sandwiç alıyoruz.Bizi bekleyen taksiye binerek Batu Mağaralarına geri dönüyoruz.Trene binerek Kuala Lumpur'a doğru yol alıyoruz..Metroya binerken wagonun üzerinde yapılmaması gereken davranışları gösteren simgeler ilgimi çekiyor.

Akşam tren istasyonuna ulaşmak için geçtiğimiz AVM'de Pasta Zanmai'de nefis bir yemek yiyoruz.Önceden adımızı yazdırıyoruz zira restoran kuyruğu epeyce uzun.Fiyatlar pahalı değil.Otelimize dönüyoruz.Sabah erken saatte otobüse binerek Penang şehrine gideceğiz.

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- besteerbak 29-03-2018 03:42:14

Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz