» Kendingez » Forum » GÜNDEM » Bu filmi izlediniz mi?

Bu filmi izlediniz mi?


Bu başlık altında vizyonda olan veya olmayan filmleri tartışabiliriz.

Genç ve başarılı yönetmen Çağan Irmak'ın son filmi Issız Adm'ı izlediniz mi?

Ben izledim, sonradan kentli'leşmiş ve modern hayatın insanı tüketen rutinlerine kendini kaptırmış, aşka inanmayan, bencil yaşayan bir erkek ve erkeklerden kazık yediği halde hala aşka inanmak isteyen bir kızın aşkı, adamın o aşkın içinde kalmayı bilemeyişi...

Ben etkilendim, özellikle Çağan Irmak'ın her filminin birbirinden farklı dokularının olması beni daha da etkiliyor. Mustafa Hakkında Herşey, Babam ve Oğlum, Ulak, Issız Adam...
 
Burada biraz yönetmen sinemasını konuşmuş oldum ama bence konuşulmaya değer bir başarı. Fikriniz?
cherryblossomgirl
20-11-2008
Bu filmi izlediniz mi?

Bu başlık altında vizyonda olan veya olmayan filmleri tartışabiliriz.

Genç ve başarılı yönetmen Çağan Irmak'ın son filmi Issız Adm'ı izlediniz mi?

Ben izledim, sonradan kentli'leşmiş ve modern hayatın insanı tüketen rutinlerine kendini kaptırmış, aşka inanmayan, bencil yaşayan bir erkek ve erkeklerden kazık yediği halde hala aşka inanmak isteyen bir kızın aşkı, adamın o aşkın içinde kalmayı bilemeyişi...

Ben etkilendim, özellikle Çağan Irmak'ın her filminin birbirinden farklı dokularının olması beni daha da etkiliyor. Mustafa Hakkında Herşey, Babam ve Oğlum, Ulak, Issız Adam...
 
Burada biraz yönetmen sinemasını konuşmuş oldum ama bence konuşulmaya değer bir başarı. Fikriniz?
cnr_mtnt
21-11-2008
her gün gazetelerde hep iyi yönde eleştiri alan bu filmi çok merak ediyorum ve izlemek için sabırsızlanıyorum.. vizeler biter bitmez yapacağım ilk iş bu olacak sanırım.. izledikten sonra da yorumlarımı dile getirmek dileğiyle..
EYLÜLADA
22-11-2008
Ben, henüz izlemedim...

Eylül Ada hayatımıza girdiğinden bugüne  (dört buçuk yıl), pek sinemaya gidemiyoruz çünkü. Zaten akşamdan akşama görüşüyoruz, açıkçası hafta sonları da ayrılmak istemiyoruz aşkımızdan. Bu durumdan şikayetçi değiliz elbette. DVD'ler imdadımıza yetişiyor nasıl olsa...

Biliyorum, sinemada izlemek, bambaşka bir keyiftir ama; bu keyfi, kızımla birlikte gidebileceğimiz yıllara kadar ertelemek durumundayız.

"Issız Adam"ın, iyi bir film olduğuna ise inancım tam! Bunu; Çağan'ın daha önce yaptığı işlere bakarak söylüyorum elbette...

***

Çağan'ı tanırım. İzmirli'dir. Aynı yaştayızdır. Ortak dostumuz çoktur: Ben Güzel Sanatlar okurken, fırsat buldukça EÜ İletişim Fakültesi'nin de derslerine girerdim. Çağan'ı o yıllarda tanıdım. Sene 80'lerin sonu ile 90'ların başları. Saçları vardı henüz ve iyi çocuktu.

Arkasından üniversite staj döneminde TRT'deydik ikimiz de. Ben İzmir Radyosu Tiyatro Yayınları'ndaydım, Çağan ise İzmir Televizyonu'nda. Arkasından mezun olduk ve koptuk gittik. Ben İstanbul'a geldim, Şehir Tiyatroları'na girdim; Çağan ise TRT'de kaldı. Sözleşmeli personel olarak uzun yıllar çalıştı.

Çağan, bu dönemde, TRT'nin birçok dizisinde bulundu. Mahinur Ergun'un hem reji, hem de senaryo asistanlığını yaptı. Son derece keyifli bir yapım olan Şaşıfelek Çıkmazı'nın (önemli rollerinde Derya Alabora, Fikret Kuşkan, Füsun Demirel, Selçuk Yöntem, Tamer Karadağlı, Ruhi Sarı ve Zuhal Gencer vardır) son yıl yönetmenliğini de kendisi yapmıştır hatırladığım kadarıyla. Ayrıca Ergun'un sinema projelerinde de yer almıştır diye biliyorum.

Çağan, sonra kendi kanatlarıyla uçmaya başladı. Benim pek takip etmediğim Asmalı Konak (ki bu projede yine M.Ergun da vardır) ve Çemberimde Gül Oya dizileriyle iyice popüler oldu.

"Mustafa Hakkında Herşey" ve "Babam ve Oğlum" gibi filmleriyle de gönlümüzde taht kurdu.

Bu iki filmde, Şaşıfelek'ten tanış olduğu Fikret Kuşkan'ın da bulunması, Çağan'ın tıpkı M.Ergun gibi belli oyuncularla çalışmasının ve bu şekilde sinematografisine devam edeceğinin en güzel kanıtıdır bence...

Yine; Babam ve Oğlum’da birlikte çalıştığı Ç.Tekindor, Y.Dikinciler, Hümeyra ve Ş.Sezer tam kadro olarak Ulak’ta da vardır. Ş.Sezer, Mustafa Hakkında Herşey ile Asmalı Konak’ta da rol almıştır. Hümeyra ise Issız Adam’ın müziklerinde kendini hatırlatır. Tüm bunlar Irmak’ın “yönetmen sineması”nda emin adımlarla yürüdüğünün göstergesidir. Yani hikaye değişir, ama ekip aşağı-yukarı aynı kalır.









justinian
23-11-2008
Bugün izledim Çağan Irmak'ın Issız Adam'ını... Dilimden nasıl dökülüyorsa öyle anlatayım, üzerimdeki etkisi geçmeden :-)

Bence güzel bir film. Ne kadar sonu hüzünle veya yarım kalmışlıkla dolu olsa da acı değil. Aşkı öyle ya da böyle yaşamak, hiç yaşamamaktan her zaman daha güzel çünkü.

Güzel bir film çünkü: Sinemadaki insanların hepsinin gözlerinden ancak aşkın yaratabileceği şekilde sevinme, özenme, neşeyle dolma duygularını yansıttığı için... Dudaklarda tanıdığımız mutlu çiftleri gördüğümüzde oluşan "Ayy nazar değmesin! Ne güzel" gülümsemesini oluştuduğu için... Beyoğlu gibi hepimizin elbet yolunun düştüğü bir ortamda, sıcak bir atmosferde çekildiği için... İçimizdeki ıssız adamları bize anlattığı için... Metropollerin kargaşasının insanın kendisini, hislerini ve yalnızlığını dinlemesine nasıl da engel olduğunu çok güzel anlattığı için...

babam ve oğlum kadar vurucu bir film değildi.  Onu izlerkenki gibi hıçkırıklarım boğazımda düğümlenmedi bu kez. Ağlamamak için kendimi tutacak kadar kötü olmadım. fakat yine de, gereksiz yere biraz uzatılmış da olsa, keyifli bir film izledim bugün.
cherryblossomgirl
24-11-2008


Sevgili Oğuz, ne güzel bilgiler vermişsin Çağan Irmak'la ilgili. Ben de beyazperde.com'da yazi islerinde calisirken bir gun telefonum caldi ofiste ve karsimdaki ses "Merhaba, ben Cagan Irmak" dedi, o anki sokumu hic unutamiyorum, cok heyecanlanmis ve sevinmistim, kendisi Ulak filmiyle ilgili birden fazla kisi elestiri yazabilir mi sitenizde diye ricada bulunmuştu, çok hoşuma gitmişti bu yaklaşımı doğrusu. Çoğu insan eleştiriye tahammül edemezken Çağan Irmak farklı farklı gözlerin eleştirilerini bekliyordu.
Paylaşmak istedim, sevgiler.
BÜLTER
24-11-2008
ben de izleyemedim. Sevgili Oğuz la aynı sebeplerden ötürü. (yılına kadar aynı)
Ancak Çağan Irmak deyince aklıma Şükrü Avşar gelir. Acaba bu filim de Avşar Yapıma mı ait?
cosmicraver
24-11-2008
ben izledim, uzun zamandır sinemada izlediğim ilk türk filmiydi. görüntüler ve çekimler güzel, mekanlar güzel. tünel-cihangir arasında geciyor. konu herkesin ilgisini cekicek cinsten, herkes kendinen birşeyler buluyor, oyunculuk fena degil, filmin sonu insana dokunuyor.
ama.. oturmayan seyler var, cocuğun özel hayatını oldukça yapay buldum sonra, restauranttaki mutfaktaki diyaloglar amerikan filminden fırlamış gibiydi. cok abartılacak bir film oldugunu düşünmüyorum ama izlemeye değer tabiki.
abt_smyrna
25-11-2008
Az önce izledim birebir günümüzü yansıtan bir film.

Geçmişimi geleceğimi bir an izler gibi oldum, hislendim ağladım.

Etkiledi ama ayna tutar gibiydi.
MIYU
26-11-2008
Filmi dün izledim ve gerçekten çok beğendim. Çok gerçekci , çok hayatın içinden ve çok samimi buldum. Ama asıl beni etkileyen, erkek arkadaşımın benden çok daha fazla etkilenmiş olmasıydı, sinemadan çıkarken onun gözleri hala nemli idi... Bence Çağan Irmak işini yine çok iyi yapmış, izlenmesi gereken bir film olarak düşünüyorum. Tek eleştirim, Ada'nın Alper'deki ilk akşamında kapıdan dönme sahnesi çok klişe idi, ama hayatımız da zaten klişelerle dolu galiba :)
iris
26-11-2008
Beklenti yüksek olduğunda sonuç genellikle hayal kırıklığı olur ya hani... Bu sefer çok farklı oldu! Çağan Irmak'tan yine çok güzel bir şeyler bekliyordum, ama muhteşem bir filmle karşılaştım. Günümüzde elinizi sallasanız buna benzer bir hikayeyi yaşamış birilerine çarpmanız mümkünken, böylesi bir anlatımla bizi alt üst edebilmek ancak Çağan Irmak'ın işi olabilirdi zaten!!

Filmle ilgili daha detaylı görüşlerime blog sayfamdan ulaşabilirsiniz:
http://imgetan.blogspot.com/2008/11/issz-adam-aan-irmaktan-muhteem-bir-film.html
zuhalsağkal
27-11-2008

Issız adam filmini ben de henüz izleyebilmiş değilim :( fakat izlemekte kararlıyım..çağan ırmak 'ın emeğine sağlık ..izlememiş olsam da eminim ki yine çok başarılı bir eser ortaya çıkmıştır..Babam ve Oğlum filmin 'i izlerken çok fazla etkilenmiştim.. aile sevgisi , aşk, ve inançlar ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi..( sinemada baktım da ağlamayan insan sayısı çok nadir di :) ) Issız adam ' a da en kısa zamanda gitmeyi planlıyorum..

çitlembik
27-11-2008
Şehirli bir kadın ve şehirli bir erkek. İşlerini oturtmuşlar ve bi yerlere gelmişler. Mekan Beyoğlu. İstanbul'un en bilindik yerlerinden arka fonda karelerde görüyoruz. Filmin ilk yarım saatinde bunlar dikkatimi çekti ve yıllarca izleidğim Türk filmlerindeki klasik konuları aldı götürdü. Önce zengin genç fakir kız, zenginler kötü fakirler fakir ama gururlu teması daha sonra hasta anne ya da hasta bir baba temaları, son dönemde ise varoş ailelerin dramları... Tüm bunlardan sıyrılmış bir film olduğu için çok beğendim. Her izleyicinin kendinden birşeyler bulduğuna eminim. Çağan Irmak filmlerinde bunu yakalamayı başarabilen bir yönetmen olduğu için başarılı ve bende tabiki çok başarılı buluyroum tüm filmlerini....
cnr_mtnt
16-12-2008
müzikler süper.. filmin sonu çok farklı ve çok güzel olmuş bayıldım.. :)
Bepanthol
16-12-2008
Filmdeki müzikler o kadar uyumluydu ki tekrar bir plak modası çıkardı başımıza. :) Daha önceden çok daha ucuza alınan plaklar şimdi 2 veya 3 kat değerlendi. Neyse ki işin komik yanı Ayla Dikmen'in söylediği anlamazdın şarkısı o kadar popüler oldu ki bundan yaklaşık 15-20 sene önce vefat etmesine rağmen talk showların aranan yüzü olmuş durumda. Ne kadar komik bir ayıp...
abt_smyrna
16-12-2008
Dünyanın Durduğu Gün adlı filme gittim.

Aman aman bir şey değildi...
EYLÜLADA
07-01-2009
Hikaye, mekanlar, klişeler, aşk, metropol açmazları vs. çok yazılıp çizildi bu sayfalarda. Bu yüzden onlara değinmeyeceğim.  
  1. İyi film.
  2. Ama bir başyapıt değil.
  3. Sıradan insanları anlatmak için "yeni yüzler" kullanılması doğru.
  4. Oyunculuk iyi.
  5. Rejide Irmak şunu demek istemiş gibi: "Babam ve Oğlum"da sizi hüngür hüngür ağlattım ben. Ve ağlatmak için de her türlü tekniği (damardan) kullandım. Bu filmimde ise bunların hiçbirine başvurmadım. Yani bu tür trüklere girmeden de sizleri etkileyebilirim ben..."
  6. Evet, final sahnesi hariç, hiç demogojik trük yok filmde.
  7. Son derece doğal, akıp giden bir hikaye. 
  8. Ama "inandırıcı" olmayan noktalar var. Bu da oyunculuktan çok, rejiden kaynaklanıyor gibi...
  9. Misal, Ada son derece net, doğal, ciddi bir kız. Ama yalakalıktan hiç hoşlanmazken ya da hoşlanmadığına dair bir maske takarken, sanki çabuk teslim oluyor. İki ısrardan sonra bir yemekle teslim bayrağını çekiyor. Çabuk güveniyor ve vurulup sevdalanıyor.
  10. Tüm bunlar ise Ada'yı karakter açısından inandırıcı kılmıyor. 
  11. Yok Ada'yı gözleri bağlanmış ve karasevdalara düşmüş bir kız olarak görürsek, o ayrı...
  12. Tabii bu da çizilen karakter açısından ters bir yöneliş olur bence... 
  13. Alper ise en başından beri mikropun teki zaten. Her an ondan ters bir vuruş bekliyor insan. Kararı da sürpriz olmuyor bu yüzden.
  14. Oysa Ada gibi bir kızın, yaprak sarmalarını yuvarlarken, Alper'in kararından sonra hiçbir şey demeden, tek kelime bile etmeden, bir süre susmasını, uzun uzun Alper'in yüzüne bakmasını, yani "sessiz" oynamasını ve çekip gitmesini beklerdim.  
  15. Bu anlamda, ayrılık da biraz yapay kalıyor.
  16. Kısacası çok çok büyük bir aşk yaşadıklarını da pek hissedemedim ben... Finale kadar...
  17. Meğer Alper de çok sevmiş-miş...
  18. En beğendiğim sahne, final fragmanı öncesi Alper'in pasajdan çıkması / bir an sağa bakıp durması / sonra sola doğru yönelip kadrajdan çıkması... Ne yapacağını bilmeyen, amaçsız, başıboş ve "ıssız" bir adam için son derece güzel bir plan. Ama yaklaşık 20-25 saniye sonra tekrar soldan kadraja girerek sağdan çıkması; FAZLA.
Yıllar var ki, sinemaya gidemiyordum. En son gittiğimde koçandan koparılan bir bilet ve koltuk numarasını gösteren bir fişle girmiştik içeriye. Şimdi barkodlu okuyucular çıkmış. Dijital göstergeler, bilgisayar ekranından yer seçimleri vs.

Güzelmiş...
    
 
 
cherryblossomgirl
07-01-2009
  1. "Misal, Ada son derece net, doğal, ciddi bir kız. Ama yalakalıktan hiç hoşlanmayan ya da hoşlanmadığına dair bir maske takarken, sanki çabuk teslim oluyor. İki ısrardan sonra bir yemekle teslim bayrağını çekiyor. Çabuk güveniyor ve vurulup sevdalanıyor. Tüm bunlar ise Ada'yı karakter açısından inandırıcı kılmıyor" - Kesinlikle katılıyorum Oğuz. Özellikle de Ada'yı tanıtırken, daha önce böyle adamlarla çok karşılaşmış ve artık yeni bir palavrayı yutmayacak gibi, zırhlı ve savunmalı görünürken sonra hemen kaptırması bir çelişki yarattı benim için de.. Ama bunu söylediğim kişiler, ee aşk da böyle bir şey zaten mantığın sıfır oluşu ve bildiğini yapamayışın dediler bana. Gene de inandirici gelmedi.
  2. "Yıllar var ki, sinemaya gidemiyordum. En son gittiğimde koçandan koparılan bir bilet ve koltuk numarasını gösteren bir fişle girmiştik içeriye. Şimdi barkodlu okuyucular çıkmış. Dijital göstergeler, bilgisayar ekranından yer seçimleri vs." - Oğuzcum nedense ben o koparılan koçanları özlüyorum, bu kocaman alışveriş fişi gibi kağıtlar hiç sıcak gelmedi nedense.. Ne demekse? :)


Özlem1001
07-01-2009



Geçenlerde "Sibirya Ekspresi" filmini gördüm. Pek çok sinemalarda vizyonda değil artık.  Yol filmi... psycho-dram  ... kriminal... çok yönlü bir eser. Ben Kingsley, Emily Mortimer, Kate Mara çok iyi oynadılar. Kış mevsiminde de bir başka etkileyici sanki...






...treni kaçırmayın yani, henüz vizyonda!








resim: http://www.apple.com/trailers/independent/transsiberian/

cnr_mtnt
07-01-2009

sevgili eylül ada ve melis yorumlarınıza saygı göstererek şunları iletmek istiyorum bende.. bana da sanki ada onca yaşanan şeyden sonra kendine sığınacak yeni bir liman arıyormuş gibi geldi.. birazda kafası karışıkmış gibi ve sanırım alper in şanslı olduğu yanıda kafasının karışık olmasıydı ki 1-2 hamleden sonra ada yı elde edebildi.. belkide ada zayıf bi kişilik ve sadece tedirgin davranıyordu nasıl bir limana yanaşacağı konusunda.. .. .. bunlar benim düşüncelerim tabi belkide ben böyle olsun istedim de bunları yazdım :)

deeprogressive
10-01-2009
Bu hafta 2 film izleme fırsatım oldu. Birisi Love in the Time of Cholera diğeri ise Brad Pitt' in başrolünde oldugu The Curious Case of Benjamin Button.

Love in the Time of Cholera, Gabriel Garcia Marquez' in romanından uyarlama, Mike Newell'in yönetmenliğinde bir film.

The Curious Case of Benjamin Button ise se7en ve Fight Club tan bildiğimiz David Ficher' in filmi. brad pitt ve cate blanchett başrollerde. Filmin Akedemi Ödüllerinde pek çok dalda Oscar' ı alacağı tahmin ediliyor ki bence hakediyor.
Bepanthol
14-01-2009

3 Maymun Oscar’da ilk elemeyi geçti

Nuri Bilge Ceylan’a, Cannes Film Festivali’nde, “En İyi Yönetmen” ödülünü getiren “3 Maymun”, 81. Oscar Ödülleri yabancı film adayları elemesinde, ilk elemeyi geçti. Yavuz Bingöl ve Hatice Aslan’ın rol aldığı film, 65 film arasından ilk 9 arasına girdi.



Oscar ödüllerinin resmi internet sitesindeki habere göre, ilk elemeye alınan 65 filmden eleme komitesince izlenerek ikinci aşamaya girmeye hak kazanan 9 film arasında “3 Maymun” da bulunuyor.

Yabancı film adayları elemesinde ikinci aşamaya geçen 9 film ve ülkeleri ile yönetmenleri, ülkelerin İngilizce adlarına göre yapılan alfabetik sıralamaya göre şunlar:

* Avusturya, “Revanche”, Gotz Spielmann
* Kanada, “The Necessities of Life”, Benoit Pilon
* Fransa, “The Class”, Laurent Cantet
* Almanya, “The Baader Meinhof Complex” Uli Edel
* İsrail, “Waltz with Bashir”, Ari Folman
* Japonya, “Departures”, Yojiro Takita
* Meksika, “Tear This Heart Out”, Roberto Sneider
* İsveç, “Everlasting Moments”, Jan Troell
* Türkiye, “3 Monkeys”, (3 Maymun) Nuri Bilge Ceylan

‘Üç Maymun’ Fransa’da

Yabancı film ödülü adayları dahil 81. Oscar Ödülleri adayları, 22 Ocak Perşembe günü ilan edilecek, ödül kazananlar ise 22 Şubat’ta açıklanacak.
gelmedi-rukiye
14-01-2009
Film gerçekten harika.Ama dekorların çok abartılı ve biraz fazla lükse kaçmış olmasını beğenmedim.Daha doğal ortamlar yaratılabilirdi.Ama insanlar arasındaki iletişimin ne kadar eksik olduğu,hala sevgiyi söylemekten korktuğumuzu farkediyor insan.filmden sonra şunları karaladım kendimce,

Sev denemez insana
Ya sever , ya sevmez...
Kal denemez  insana
Ya gider , ya kalır...
Ama şu denir insana!
Kendine iyi bak!İyi bak yanlızlığıma!
İyi bak bircanda iki kalp taşıyana...



cnr_mtnt
15-01-2009
sonunu tahmin edemediğim filmleri çok seviyorum.. az öncede buna benzer bi film izledim " 120 " ağlamaktan kendime gelemedim :( çok güzel bir film..
gelmedi-rukiye
15-01-2009
3  Maymun filmi gerçekten güzel.İzlenmeye değer bence.Ama gerçek hayatta 3 Maymun u oynamak herkese göre değil.Film kendi vatanında fazla ses getiremezken Avrupa da Oscar gibi bir konumun içinde yükselişe geçti.Bir terslik var ama nedir.....
abt_smyrna
28-01-2009
Az Önce Cahil Periler ve  Hamam'ı ardıardına izledim.

Ferzan Özpetek'in Türk sinemasında devrim yarattığını düşünerek ne kadar geç izlediğim konusunda kendime kızıyorum.

İZleyen var mı?
cnr_mtnt
29-01-2009
merak ettim 2 filmide hamam ı daha önce duymuştum ama cahil perileri hiç duymadım.. izlenecek filimler arasına yazdım ;)
hburcu
12-03-2009

UMUT



Film hakkında detay için :
  http://beyazperde.mynet.com/film/4538/Umut

 Babam ve Oğlum'da yakaladığınız o duygusallığı yakalayacaksınız..

 Para ve hayat...
Parayla bir başkasına hayatınızı verir misiniz?

"...

Umut: Sende annem gibi benden vazmı geçiyorsun?
Yılmaz: Senden senin için vazgeçiyorum..
..."

"Hayatımı kalbin üzerine kurdum babacığım..."


Ben izleyin derim.

cherryblossomgirl
13-03-2009

 

Hmm o zaman beyazperde'de yer alan bir de kritik var, onu da okuyun derim :))

 

http://beyazperde.mynet.com/sinekritikdetay.asp?id=1900


:))

hburcu
13-03-2009

Bende bizim editörümüz neden yorum yapmamış diyordum :)))
Gözden kaçırmışım Sevgili Melis.

hburcu
21-03-2009

 CHILDREN OF HEAVEN (Cennetin Çoçukları) (2007)


"bir çift eski ayakkabının kaybolmasıyla iki kardeşin içine düştükleri sıkıntıyı konu edinir. bu duruma bulunan çözüm üzerinden zorluklar karşısında ayakta durma çabaları gösterilir. toplumdaki sınıf ayrımını, derin maddî uçurumu, iletişimsizliği, yabancılaşmayı ve tüm bu çözülmeye rağmen, değerlerine, inançlarına sarılan insanların hayata tutunuşlarını kaybolan bir çift eski ayakkabı üzerinden başarıyla anlatır.
çocuk oyuncuların başarısı ileri derecededir, majid majidinin baranı kadar etkili olmasa da filmin sonu özellikle muhteşemdir, spor ayakkabı almak için yarışmada 3. olmak isteyen ali 1. olunca üzülür, çocuklara ve çocuk duygularına odaklanan film sade hatları, ve saflığıyla iran sinemasının klasik örneklerinden sayılabilir"



Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim. Çok hoş bir film.

haymatlos
21-03-2009

Arkadaşlar,
Daha birkaç gün önce izleme fırsatım olduğu için taze taze yazayım dedim. 'Milyoner' (Slumdog Millioniare) çok iyi film. Özellikle fotograf ve sinema ile uğraşan herkese şiddetle tavsiye ederim. Filmin yönetmeni Danny Boyle, daha önce de beni '28 Gün Sonra' ile mest etmişti ki bu film çoğu kişi tarafından bir hortlak filmi olarak görülse de ben filmin 'anarşi, kaos, nefret,sevgi gibi kavramlar üzerine oturtulmuş çok iyi bir alt metni olduğunu düşünüyorum. Bu filmde de Danny Boyle bir Batılı olarak bu kadar az oryantalizme bulaşarak bir film çektiği için bence olağanüstü bir iş çıkarmış. Ki bu bahsettiğim şey gerçekten çok zor. Ama filmi izlediğinizde ne demek istediğimi daha iyi anlaycaksınız. Şayet filmi izleyen varsa burada üzerine tartışmak isterim...
cnr_mtnt
21-03-2009
milyoneri merak ediyordum bu yorumlada daha bi arttı merağım,

bende az önce benjamin button un tuhaf hikayesini izledim.. çok güzel ele alınmış bir konu ve sinemaya da mükemmel şekilde uyarlanmış hiç sıkılmadan 2 saat 35 dk boyunca izledim merak ederek.. tavsiye ederim.. iyi seyirler..
hotn_cold
11-04-2009
Oxford Cinayetleri ( The Oxford Murders ) gecen aksam izleme fırsatım oldu, vizyonda izlenebilecek hos filmlerden birisi olduğunu soyleyebilirim. Fılmın konusunu ben yazmayım, cunku dozunu kacırabilirim oyuzden film hakkında ufak bi alıntı yapayım :).

"Guillermo Martinez’in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan Oxford Cinayetleri Elijah Wood ve İspanyol asıllı yönetmen Alex de la Iglesia'nın sinema severler tarafından uzun zamandır merakla beklenen polisiye filmi. Oxford Üniversitesi'nin efsanevi profesörlerinden Arthur Seldom ve heyecanlı ama müthiş zeki öğrencisi Martin, matematiksel sembolleri çözmeye çalışıyorlardır. Fakat ikisi de kendilerini seri cinayetlerin ortasında bulurlar." alıntı sinema.com
cherryblossomgirl
11-04-2009

hotn_cold sitemize hoşgeldin, paylaşım için teşekkürler, ben de geçenlerde cnbc-e'de daha önce izlemediğim çok güzel bir filme rastladım, the guitar isimli, detayını aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz, gerçekten tavsiye ederim.

http://www.sinema.com/makale/17-7607/the-guitar-07-nisan-2009-cnbc-e-22-00
hburcu
06-05-2009

The Notebook (2004)



"Sararmış bir not defterinden anlatılan ve yıllar önceden kopup gelen bir aşk hikayesi. 40'lı yıllarda ABD, Kuzey Karolayna'daki sahil kasabası Seabrook'a genç bir kız gelir. Ailesiyle geçireceği sakin bir yazı hayal eden Allie bir karnavalda tanıştığı Noah'la yakınlaşır. Noah kızı gördüğü anda hayatını birleştirmesi gereken insan olduğunu anlar.

Genç kız zengin bir ailen geldiği ve delikanlı da değirmende çalışan bir işçi olduğu halde geleceği hiç düşünmeden rüya gibi bir yaz geçirirler ve iyice aşık olurlar. II. Dünya Savaşı'nın kızıştığı bir dönemde hayat, aşıkları ayırıverir. Sevdiği kızı aklından hiç çıkarmamış olan Noah savaştan döner. Oysa Allie gönüllü olarak çalıştığı bir askeri hastanede tanıştığı Lon ile evlenmek üzeredir."

hburcu
06-05-2009

The Lake House (2006)



"Hayatında bir değişiklik yapma vaktinin geldiğini hisseden Dr. Kate Forster (SANDRA BULLOCK) stajını tamamladığı yerel İllinois hastanesinden ayrılarak hasta trafiğinin yoğun olduğu Chicago'da bir hastanede çalışmayı kabul eder. Geride bırakmaktan üzüntü duyduğu tek şey kiralamış olduğu güzel evdir. Kate şehre doğru yola çıkmadan önce evin bir sonraki sakini için posta kutusuna bir not bırakır. Bu notta kendisine gelen mektuplar için yeni adresini bırakır ve kapının üzerindeki gizemli pati izlerinin kendisi taşınırken de orada olduğunu açıklar. Evin yeni kiracısı Alex eve geldiğinde ise hiçbir yerde pati izinden eser yoktur. Kate ve Alex göl evinin posta kutusu aracılığıyla yazışmayı sürdürürken, inanılmaz ve imkansız bir şekilde iki ayrı yılda yaşadıklarını görürler. "

everest
06-05-2009
En başından itibaren tüm yorumları okudum...Ben mi tuhafım bilmem Issız Adam'ı hiç beğenmedim...Ama hiç beğenmedim :) Benjamin Button çok ilginçti ve Brad Bitt'in oyunculuğundan ziyade makyözün başarısı ön plândaydı bence... Film gereğinden fazla uzun geldi bana...İki saatte de anlatılabilirdi o konu...Biraz sıkıldım o yüzden...Zaten ben The Aviator'da da sıkılmıştım... Demek ki o tarz filmlerde sıkılıyorum...Ben de şimdi tespit ettim :)  Büyülü Çift diye bir film vardı çok sevmiştim...



Bir de yenilerden Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar diye bir film vardı onu izledim ama vakit geçirmek için sıradan ideal sayılabilecek bir romantik komedi işte...Çok da iyi denemez... Deli Deli Olma son izlediğim filmdi ve gayet güzeldi...Şerif Sezer ve Tarık Akan farkını ortaya koymuş...İlk yarısı komedi ikinci yarısı dram diyebiliriz...
haymatlos
07-05-2009

everest sana sonuna kadar katılıyorum. hatta daha ileriye götürüyorum 'ıssız adam' berbat bir filmdi.klişelerle dolu bir küçük burjuva hikayesinden başka birşey değil bence. film için 'çok sıradan bir hikaye'yi çok güzel anlatmış diyor ama ortada bizim hayatımızdan hiçbir şey yok. Allah'tan İstanbul'da 'Issız Adam' veya 'Ada' olmak furyası geçti de hepimiz rahatladık. Bir daha hortlamaz umarım(: 
despina
07-05-2009
ıssız adam klişe bir filmdi kabul .Ben çok ağladım ayrı. Ama o kendi dengesizliğimden. 
Yine de "anlamazdın" şarkısını hatırlattığı ve tekrar gündeme getirdiği için biraz müsamahalı davranmak isterim filme.
Lake house ise beni salak gibi hissetiren bir film olmuştur. O 2 sene farkla ilişki yaşamayı hafsalam almadı. Çok yordu beni. Analamadım. Dolayısıyla sevemedim.
haymatlos
07-05-2009
aslında haklısın sevgili despina ama fark ettiysen bu şarkıların saçmasapan bir şekilde tüketilmesine neden oldu. yani yıllar öncenin pop müziği, popüler kültüre alet oldu sanki. ne dersin?
despina
07-05-2009

pop müzik ile popüler müzik aynı şey değil mi sevgili haymatlos?  Ayla Dikmen küllerinden dirildi. Bütün beyoğlunda albüm çalıyor da çalıyor. Ben kendi adıma rahatsız değilim.

Ne güçmüş bu sinemanın elindeki tekrar hayret ettim. Bir şarkıyı bu kadar kolay tekrar gündeme taşıyabilen bir sektör , bize neler neler telkin ediyordur alttan alttan. Issız adam ve şarkı sadece çıkış noktası tabi ben sinemanın endüstri olarak elindeki güçten bahsediyorum. 

justinian
07-05-2009
Sinemanın çok güçlü bir sektör olduğu su götürmez bir gerçek. Aksi taktirde milyonlarca doların döndüğü bir arena olmazdı. 2006'da girdiğim bir yabancı dil sınavında Hollywood ile ilgili bir pasaj okumuştum. Önemli sahneler her yaştan ve gelir grubundan seçilen bir izleyici kitlesine izletilip, eğer sahne beklenen ilgiyi görmezse; farklı bir biçimde yeniden çekiliyormuş. Bu da gelir (Aynı zamanda insanları büyüleme) kaygısının bir göstergesi. İşin bir de propaganda kısmı var tabi. Pentagon Amerikan ulusunu ve ordusunu yücelten filmlere ekstra ödenek sağlıyormuş. Filmlerde olur olmaz heryerde Amerikan bayraklarının gözükmesinin bir sebebi de bu olsa gerek. :) ***Ayla Dikmen'in şarkısının Issız Adam'da kullanılması çok yerinde bir şey olmuş. Ben şarkıyı bilmiyordum bile.. Oysa dinleyince o kadar beğendim ki akorlarını çıkardım gitarla bile çalıyorum :)
Patricia
09-05-2009
À bout de souffle / Jean Luc Godard derim, üstüne de birşey söylemem.
kikkoman
10-05-2009

x men seyrettim dün fena değilmiş --ilim kurgu sevenlere

Allegra
11-05-2009

Amelie benim en sevdiğim ve defalarca izlemekten zevk aldığım film... Hayattan öyle güzel ayrıntılara yer veriyor ki... Sürpriz dolu ve esrarengiz yollarla başkalarına yardım ederek hayatlarına renk katan tatlı kız Amelie Poulain ile Paris - Montmartre sokaklarında keyif dolu 120 dakika... Mutlaka izleyin!

mimoza
11-05-2009
Amelie benimde sevdiğim filmler arasında, ama son zamanlarda izlediğim milyoner de çok güzeldi, izlemeyenlere tavsiye ederim.
Ayrıca bu siteye yeni üye oldum, bu da ilk mesajım.
Zugasibozo
18-05-2009
Tony Gatlif'ten Exils, Vengo, Gadjo Dilo, Mondo, Swing, Latcho Drom...
Tom Tykwer'den Koş Lola Koş.
Karin Albou'dan Küçük kudüs...
Tim Burton'dan Ölü Gelin...
Jean Pierre Jeunet'ten Kayıp Nişanlı...
Vincent Paronnaud'tan Persepolis...
Yılmaz Arslan'dan Yara...
Kubrick'ten  Otomatik Portakal, The Shining, Full Metal Jacket...
Yeşim Ustaoğlu'ndan bulutları beklerken...
Ferzan Özpetek'ten Karşı Pencere, Harem Suare...
Eskilerden Casablanca, Singin' in the rain, Küçük Dev Adam, 39 Basamak...
Çok eski olmasa da gerilim sevenler için Amenabar'ın Tez filmini öneririm...
moyiss
13-06-2009
Torremolinos 73 ;)) hazır bahsetmişken buraya da yazayım dedim (:
justinian
13-06-2009

III tane film tavsiyesi...



Oldboy uzakdoğu korku/gerilim filmlerine çok iyi bir örnek. Halka, Garez gibi filmleri beğenen arkadaşlar izmemek isteyebilir. Oldukça özgün ve çarpıcı bir konusu var.

Filmin imdb gibi bir sitede Top 250'ye 120.sıradan girmesi de ayrı bir referans. Filmin başarısında Tarantino'nun da parmağı olduğunu belirmek lazım ;)

Ek$i Sözlük: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=oldboy&nr=y&pt=%C3%B6ldboy

Çok iyi şeyler yazmışlar :-)


   Woody Allen'in Penelope Cruz'a en iyi yardımcı kadın oyuncu oscar'ını kazandıran filmi. Kadın erkek ilişkilerine son derece açık fikirle bakan bir senaryosu var. Filmde Javier Badem, Penelope Cruz ve Scarlet Johanson (O bir melek!) oynuyor. 

    Filmin biz gezginler için en güzel yanı İspanya'nın ve Barcelona'nın en güzel sokaklarında, tarihi eserlerinde çekilmiş olması. Ben hem filmin özgün senaryosu ve masalsı anlatımı ile eğlenirken, geçen sene gezdiğim bu güzel memleketi yad etmiş oldum. Çok keyifli...



Esaretin bedeli... Hala izlememiş olan arkadaşlar varsa derhal izlemesi gereken film. Tek kelime ile muhteşem. Senelerdir en büyük sinema sitesi olan imdb'nin top 250 listesinin I.sırasındadır. Ölmeden izlenmesi gereken filmlerin başında listelenmiş oluyor :-)






moyiss
13-06-2009
dün yarım bırakıp bugün izlemeyi düşündüklerim, mükemmel olduklarından şüphem  yok (telef edicek vaktim yok çünkü (:  )
coffee & cigarettes
Bonnie & Clyde
my life to live

 




justinian
13-06-2009
"Platoon" savaş filmi sevenler için efsanedir.. Yaramı deştin şimdi :)

Full Metal Jacket (Stanley Kubrick'ten savaş filmi sevenlere şölen..)

Saving private Ryan (Gelmiş geçmiş en iyi savaş sahneleri..)

We were soldiers (Azıcık Usa propagandası olsa da..)

A bridge too far (Sean Connery, Gene Hackman, Dirk Bogarde) Hava indirme sahneleri efsanedir.

Der Untergang (Hitlerin son günlerini anlatan film. Çok çok iyidir)

Enemy at the gates (Rus ve Alman keskin nişancılarının arasındaki çekişmeyi anlatır. Ve Rusya'nın II. Dünya savaşında ne kötü hallere düştüğünü..)

The thin red line (Savaşta insanların pamuk ipliğine bağlı hayatlarını anlatır. Savaşı sorgular.)

Operation Walkyrie (Tom Cruise) yeni çıktı bu film. Gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Hitler'i devirmeye çalışan bir grup subayın düzenlediği operasyon. Az kalsın başarıyorlarmış. Nefes kesici..  
moyiss
13-06-2009
"sir yes sir!!"
"sir no sir!!"
 ;))) (Full Metal Jacket (Stanley Kubrick'ten savaş filmi sevenlere şölen..)  )
justinian
13-06-2009

Sir yes sir :) Sonu kötü oldu ama.. :-)

Biraz eğlenelim bari

Full Metal Jacket - 10 Minutes of Boot Camp

http://www.youtube.com/watch?v=t8Nf1MK7lts

Filmin sonundaki mickey mouse şarkısı...

http://www.youtube.com/watch?v=PmILOL55xP0

justinian
13-06-2009
Valla süper olur Vg.. yarın konuşalım ...

Bir de efsane Band of Brothers var..



10 bölümlük II. Dünya savaşı dizisi... İzlediğim çoğu filmden çok daha nitelikli.

İzlemediysen şiddetle tavsiye edilir.
atlas
14-06-2009
Kim Ki Duk....İlkbahar Yaz Sonbahar Kış...Hayata dair doğrudan göndermenin bu kadar can acıtıcı hali görülmemiştir.



Dip not : İmdb Oldboy'a 8.3 vermiş,Yukarıdaki filme ise 8.1
moyiss
16-06-2009
daha önce nasıl yazmamışım es geçmişim bilmiyorum... bir kaç klasiğimi yazayım. -çingeneler zamanı (le temps des gitans) -duvara karşı ( gegen die wand) -ağır roman (izlemeyen yoktur sanırım) -pulpfiction -4 rooms -death proof -the godfather (özelliklepart3) -guguk kuşu -şekerpare(üstüne türk filmi tanımam=fazla iddialı oldu) -jules & jimm ıhmm şimdilik bu kadar,sonra yine gelir... daha çok eski filmlerden söz etmeyi seviyorum galiba :)
hburcu
16-06-2009
Bende yazayım birkaç tane klasiklerimden :)
Figh Club
Crash
The godfather
Pearl harbor
Saving Private Ryan
Kill Bill
moyiss
16-06-2009
aaah haklısın burcu kill bill serisini nasıl atlarım ;)
Patricia
16-06-2009
.dancer in the dark ^^
justinian
29-06-2009
Konuyla alakası yok ama ilk filmdeki kız süperdi :d

Yapımcılar çakal! Film orta şeker olunca sen onca robotun, kaportanın yağın içine böyle kızı koy, hasılat tavan yapsın; hatun da askmen dergisinin sexiest listesine kafadan girsin.


Göktuğ işte otostop için ideal fizik hacı! Bu hatuna durmayacak şoför tanımıyorum. Yani ömür boyu beleş interrail ticketi var bu kızın. Treni bile durdurur icabında :d
chupachups
30-06-2009
filmi izlemedim ama fotoğraf gitmem gerektiğini söylüyor .
moyiss
30-06-2009

sanırım bugün yeşilçam'da "milk" izliycem... sean penn'e sözüm var ;))

haymatlos
30-06-2009



daha geçenlerde izledim. şiddetle tavsiye ederim...



cherryblossomgirl
30-10-2009

this is it!! mutlaka görün!!