Kendingez » Ülkeler » Romanya » Bükreş » Bükreş- Henri Coandă /Palatul Parlamentului / Muzeul Satului / Herăstrău
5224
Gezdiği Yerler:Almanya , Avusturya , Bosna-Hersek , Belçika , Bulgaristan , Birleşik Arap Emirlikleri Dubai, Estonya , Çek Cumhuriyeti , Fransa , Finlandiya, Fas , Hollanda, Hindistan, Hırvatistan, İspanya , İsviçre, İtalya , Karadağ , Kanada, Kamboçya , Kosova , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Monako, Macaristan, Mısır, Nepal , San Marino , Slovenya , Slovakya, Sırbistan , Suriye , Polonya , Portekiz, Tayland , Türkiye , Ürdün, Vatikan, Yunanistan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

Bükreş- Henri Coandă /Palatul Parlamentului / Muzeul Satului / Herăstrău

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 00-00-0000
|
Yazı Tarihi: 07-09-2017

 

Romanya bize yakın olduğu için nasıl olsa her zaman gideriz diyerek bu güzel ülkeyi görmekte geçiktik.Ve ani bir kararla  2017'nin Temmuz ayında yaz tatilimizi burada geçirmeye karar verdik. Birlikte çalıştığım Romen arkadaşım Roxana ve Fransa'da bir eğitimde dost olduğum Simona bu kararımı duyunca ülkeleri hakkında birçok bilgiyi benimle paylaştılar.Romanya'ya yıllar önce seyahat edenler ülke hakkında pek hoş şeyler söylemediler .Ama bana göre ülkeyi tek bir kelime ile ifade etmem istenilirse uygun sözcük "Mükemmel" olur.

Romanya  toprakları çok eskilere dayanıyor.Hatta en eski insan fosillerinin burada bulunduğu söyleniyor. İlk olarak bu topraklarda yaşayan Traklar ,Daçya Krallığını kuruyorlar. O zamanlar Traklar bugün Türkiye'deTrakya denilen bölgede yaşamaktaymışlar. Trakya adı buradan geliyormuş.Daha sonra onların Roma imparatoru Trajan'a yenilmeleri burayı bir Roma eyaleti yapmış. Altın ve gümüş madenleri açısından çok zengin bir yer olduğu için Romalıların gözdesi haline geliyor.Romalıların yerleşmesi latincenin yaygın olarak kullanılmasına neden olmuş.Bugün ülkede konuşulan Romence latinceden fazlasıyla etkilenen bir dil. Gotlar'ın istilası ile Romalılar bölgeden çekilmişler.Birçok kavmin istilasına uğrayan ülke daha sonra Hunların egemenliğine girmiş.Macar,Peçenek ,Tatar ve Kumanlar tarafından da istilaya uğramışlar.Romenler kendilerine ait devleti ancak XIV.yüzyılda kurmayı başarmışlar.XV.yüzyılda Osmanlı Devleti egemenliğine girmişler.Bu dönemde Eflak Beyliği Voyvadası ,Kazıklı Voyvada olarak bilinen III.Vlad Tepeş zalimliği ile ünlenmiş ve Osmanlı Devletine isyan etmiş.Daha sonra onun zalimliklerini anlatan "Dracula"adlı roman Bram Stoker tarafından 1897'de yazılmış.Ve Kont Dracula isminde birçok film çevrilmiş.Şimdilerde bu hikaye Romanya'nın en büyük turizm geliri olmuş.93 harbinde Osmanlıların Ruslara yenilmesi sonucu Romenler bağımsızlıklarını elde etmişler.1947'de Kızıl Ordu burayı işgal edince ülkenin yönetimi Ruslara geçmiş ve Komünist Romanya Halk Cumhuriyeti kurulmuş.1967'de Diktatör Nicolay Çavuşesku Romanya'nın devlet başkanı olmuş. 1989'da yapılan devrim sonucunda Romanya demokrasiye geçmiş.Ülkenin demokrasiye geçişi oldukça yakın tarihe dayanıyor.Bugün Devlet Başkanı Klaus Iohannis.

Pegasus Havayolları bu ülkeye en uygun uçuşları yapıyor.İzmir'den sabah 06.55'te başlayan yolculuk İstanbul aktarmalı olarak 11.35'te Romanya'nın başkenti Bükreş şehri (Otopeni Havalimanı)  Henri Coandă Uluslararası Havalimanı'na inmemizle son buluyor.İstanbul'dan uçuş yaklaşık bir saat.Daha binmemizle inmemiz bir oluyor.İzmir-İstanbul uçuşu gibi.

1910'da ilk jet motorlu uçağı yapan Romen kaşif mühendisin adı Havalimanına verilmiş. Çok büyük bir yer değil. Pasaporttan kolayca geçiyoruz. Türkiye'den kiraladığımız arabaya ulaşmak için bir servise biniyoruz. Bu servis kiralama şirketine ait.Çok düzenli çalışıyorlar. Havaalanına bir kilometre uzaklıkta güzel bir büroda arabayı teslim alıyoruz ve Romanya maceramız başlıyor.Trafik pek iyi değil.Araba kullanmak ilk etapta zor geliyor.Bazı kurallara uyuyorlar ama genelde ani hareket ediyorlar.Sonra alışılıyor ama dikkat etmek gerek.

Havalimanı Bükreş merkeze 18 km.uzaklıkta.Önce para bozduruyoruz. Para birimi Romen leyi. Romenler her ne kadar Avrupa Birliğinde olsa da kendi paralarını kullanıyorlar. Sadece otel ödemelerinde euro kullandık.Hatta çoğu ödemeyi kendi para birimlerinde istediler. Ülkede çok fazla kredi kartı kullanamıyorsunuz. Parayı peşin istiyorlar. Arabamızla Yemyeşil caddelerde ilerliyoruz.Sağlı sollu ulu ağaçlar sıralanıyor.Şehir nefes alıyor."Ana Aslan" (1897-1988 yılları arasında yaşamış Romen profesör doktordur. Gerontolojide -Yaşlanma sürecini araştıran bilim dalı- dünyada öncü olan bir bilim insanı. ) güzellik ürünlerinin reklamını görüyorum. Ayrıca birçok Türk markasının reklamı.Anlaşılan burası Türkler için iyi bir pazar .Otelimiz Bükreş merkezde."Cherie Boutique Otel". Bahçenin içinde beyaz tonların hakim olduğu eski bir bina.Çok iyi bir restorasyon görmüş.Zaten buradaki evlere bayıldık.Hepsi birbirinden güzel.Çoğu bakım istiyor. Hemen önünde park yeri var.Bu önemli çünkü Bükreş'te park yeri bulmak hiç kolay değil. Odalar ferah.Yerleştikten sonra bahçeye inip karnımızı doyurmak istedik.Yemekler güzel ama su fiyatları çok yüksek.İnanamadık.Burada "Sudan ucuz." lafı geçerli değil.Romanya seyahatimiz boyunca su içmek için hatırı sayılır meblalar ödedik.

Garson Türk'üz deyince hiç yabancılık çekmiyor.Anlattığına göre Bükreş'e gelen Türk turist fazla.Hemen Parlemento Sarayına gitmek istiyoruz.Bükreş'e iki gün ayırdığımız için vaktimizi iyi değerlendirmek gerek.Pentagon'dan sonra Dünyanın ikinci büyük yapısı.Diktatör Çavuşesku gücünü göstermek adına binayı yaptırmış.Halkına seslenmek için yaptırdığı devasa bir balkon dikkat çekiyor.Çavuşesku'nun halkın sefalet içinde olmasına karşın zenginliğin simgesi olan bu sarayı yaptırması herkesin ondan bir kez daha nefret etmesine neden olmuş. Ancak bu devasa yapının keyfini sürememiş.Bilindiği gibi yargılanmış ve karısı ile birlikte idam edilmiş.Bina Unirii bulvarında. Bu cadde Paris'in "Champs-Élysées" sine benziyor.Zaten şehre küçük Paris diyorlarmış.Daha sonra zafer takını görünce nedeni tam olarak anlaşıldı.Bina Bükreş'in birçok yerinden görülebiliyor. Yapımına 1983'te başlanmış ve 1989'da bitirilmiş.48m.yükseklikte.Asıl ilginç olanı binanın buzdağı gibi yer altında da yapılanması.Aydınlatma için 3500 ton kristal kullanılmış.12 katlı 270m.uzunluğunda ve 240m.genişliğinde.700 mimar ve 20.000 işçi binanın yapımında çalışmış.1100 odası olan yapının 40 asansörü bulunuyor.Az bir kısmı rehber eşliğinde gezilebiliyor.

Romanya seyahatimizde izlediğimiz güzergah.

Buradan Herăstrău Parkı içinde bir açıkhava müzesi olan Dimitrie Gusti Ulusal Köy Müzesine (Muzeul Satului) gidiyoruz.1936 yılında açılmış. 

Bükreş'te gezmeyi hedeflediğimiz ikinci yer.10 hektarlık alana yayılan müze, 17.-20. yüzyıl arasında inşa edilmiş otantik köy yapılarını barındırıyor.Ülkenin farklı yörelerinde bulunan evler buraya taşınmış.Eşyalarıyla birlikte.

Bahçelerin içinde Romanya'nın köy yapılarını geziyor,girişlerinde bulunan açıklamalardan hangi yörenin evi olduğunu okuyorsunuz.

Çok güzel bir yer.Şimdiye kadar böyle bir yer gezmemiştim. Sadece evler değil tahta kiliseler ve değirmenler.Masal dünyası gibi. Bizim Karadeniz yöresinin evlerine benzer tahta evler.Değişik çatılar.,

Birçok yöresel ürünü de görmek mümkün.Bazıları da satılıyor.Ağaçların arasında muhteşem bir müze.Tahta bir kiliseyi gezdiren Romen bayanla bir hatıra fotoğrafı çekiyoruz.

Acaba diyorum böyle bir çalışma bizde de yapılmış olsa kimbilir kaç hektar arazi gerekirdi.Güzel olan asıl şey bu evlerin sanki içinde yaşanıyormuş gibi canlı olması.Bahçelerine ekilmiş çiçekler,sebzeler,inanılmaz.Buradan doğal olarak Herăstrău Parkına geçiyoruz.Şehrin kalbinde halkın gezip dolaşacağı dinleneceği nefes alacağı bir yer.Herăstrău gölünün çevresine kurulmuş.

İşin içine göl de girince burada gezinti yapan gemiler olması kaçınılmaz.1936'dan beri Romenlerin gezdiği dinlendiği bir park.Biz de gemiye binip bir göl turu yapıyoruz.Sakin hoş bir tur.Daha sonra parkta yürüyoruz.Çıkışta aslında girişte" hard rock cafe" yi görünce bir kahve içelim diyoruz.

Artık hava kararmaya başladı.Bu akşam yemeği Hanu'lui Manuc restoranda yiyeceğiz.Restoranın giriş kapısının hemen sağında bir Garanti Bankası matiğinin olması ilginç.Çok güzel bir yapı.

1808'de kurulmuş bir han. Türk,Bulgar ,Yunanlı tüccarlar Transilvanya'ya giderken burada konaklarlarmış.1857'de aydınlatma ilk defa burada yapılmış.Hanın ortasındaki bahçe masalar ile dolu.Biz rezarvasyon yaparak gittiğimiz halde kapıdaki kuyruğa girmek zorunda kaldık.

Ama beklediğimize değdi.Çok güzel bir ortam.İyi bir aydınlatma ve dekor.Bir tarafta kızaran etler diğer tarafta sahnede Romen folklorü.Yemekler enfes.

Ertesi sabah kahvaltı yapmak için yer aramaya koyulduk. Ara sokaklardan ana caddeye ulaşmak isterken Romanya Merkez Bankasının karşı çaprazında "Antiques&Handmade" yazısı dikkatimizi çekiyor ve siyah taş binaya giriyoruz.(Palatul Camerei de Comert )Binanın giriş katında el örgüsü şapkalar,örtüler ve daha birçok şey,içerdeki kubbeli kısımda ise antika objeler satılıyor.Girişte yerde iskambil kağıtları orijinal.

Nihayet Regina Elisabeta bulvarında"La mama"restoran hoşumuza gidiyor.Kahvaltı çeşitli ve güzel.İçersi çok güzel ama hava sıcak olduğu için dışarıda oturmayı tercih ettik.Daha sonra cadde boyunca yürüdük.İzmir'de eskiden bulunan traleybüs burada hala var.Hoşuma gitti. Öğrencilik yıllarımı hatırladım.

Caddeden dar sokaklara dalındığında binaların arasında restoranlar var. Bir tanesi o kadar ilgimizi çekiyor ki hemen içeriye giriyoruz.Çiçekler içinde .Burada da bir sahne var. "Terasa Doamnei".Her noktada bir güzellik,bir ferahlık. Akşam yemeği için burası da tercih edilebilir.

Ağaçların arasından Rus Kilisesi"Biserica Sfantu Nicolae"bütün ihtişamıyla yükseliyor.Eski şehirde erken Neo-Romen stilde yapılmış renkli yapı çok güzel.

 

 

 

 

 

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz