Kendingez » Ülkeler » Polonya » Varşova » Dirilmeye alışkın şehir:Varşova
1585
Gezdiği Yerler:Türkiye, Yunanistan, İsviçre, Suriye, Lübnan, İtalya, İspanya, Hollanda, Almanya, Polonya
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 7173
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 414

Dirilmeye alışkın şehir:Varşova

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 19-06-2006
|
Yazı Tarihi: 27-01-2008

Dirilmeye alışkın şehir:Varşova

2005’te ebediyete uğurlanan Papa II. Jean Paul’un anavatanı Polonya’nın başkenti Varşova’ya 2006 Haziran’ında gittiğimde yirmiyedi sene boyunca Katolik Hristiyanlar’a “Papa”lık eden eski Krakow Piskoposu’nun posterlerini şehrin çeşitli noktalarında görmek hala mümkündü.




Varşova’dan  geçen Polonya’nın en uzun nehri  Vistül boyunca bir yürüyüş başkent günlerine iyi bir başlangıç sayılabilir.Krakow’dan da geçtiğine göre bu nehir “Polonyalı Papa da yürümüştür Vistül kenarında”denebilir.Ya Kopernik?Ya da Adam Mickiewicz?...Hatta Roman Polanski…Mutlaka adımlamış olmalılar buraları.Chopin’i unutmamak lazım.Anne tarafından Polonyalı baba tarafından Fransız Chopin kısa ömrünün ilk yirmi yılını geçirmiş ana ocağında.Paris’i de çok sevmiştir muhtemelen ama kalbinin,doğduğu topraklara gömülmesini vasiyet ettiğini okuyunca geldiği yerleri hiç unutamadığını düşünüyor insan ve daha bir merak ediyor kenti…




Küçük ama derli toplu bir şehir Varşova. İnsanı boğan bir kalabalığı yoksa da gün boyu hareket halinde insanlar. Sabah erkenden başlıyor yaşam. Erkeklere oranla daha mı çok kadın var bu şehirde? Nereye gidersem gideyim çalışanlar daha çok kadın. Yeraltı geçitleri var mesela, küçük çarşı niteliğindeler de aynı zamanda.Tuhafiyesi,bijuterisi, mağazası,döviz bürosu dizilmişler sağlı sollu.Büfeleri gecenin geç vakitlerine dek servis veriyor.Yabancı olarak çekiniyor insan ilk başta o saatlerde o geçitleri kullanmaya ama girince görüyorum ki bir dolu gelen geçenden başka genç genç kızlar ve erkekler tezgahları başında:Peynirli ekmek mi,sosisli pizza dilimlerinden mi?Bizdeki kaşarlı tost ve sosislinin Varşova’da karşılığı bunlar ucuz karın doyurmak için.Zaten aman aman pahalı bir şehir değil lokantalarına da gitseniz taksilerine de binseniz.Fakat taksilerin özel diye adlandırılanı var.Daha lüks ve daha pahalılar.Akşamları tarihi bölgeden ayrılırken daha çok rastlanıyor onlara;bir de lüks otel önlerinde.

Kaldığım günler boyunca gözlemlediğim kadarıyla çalışkan ve disiplinli insanlar bu Varşovalılar. Ciddi görünüyorlar ama gülümsemeyi biliyorlar.Yardımseverler.Epey genç var ama yaşlılar da çalışma hayatının içinde.Özellikle onlar için kolay olmadığı izlenimine kapılıyorum bu kentteki yaşamın.Çocuklara ise daha çok müzelerde rastladım ya da yüksek binaların seyir teraslarında.Grup halinde olmalarına rağmen sakin ve saygılı geldiler bana.

Havası kuru buranın.Hassasiyeti olanlar kremlerini,burun ve göz damlalarını mutlaka yanlarında bulundurmalılar.

Sepetlerle çilek satılıyor mevsiminde.Kaçırmamak lazım.En alttakiler de üsttekiler kadar lezzetli bu arada…

1)The Royal Castle:1596’dan 1795’e dek kraliyet sarayı olarak kullanılan bu yapı ülkenin önemli bir saray müzesi.II.Dünya savaşı sırasında harap olan saray sonradan yenilendiğinden midir nedir,o eski zamanların kokusuna sahip değil.Vaftizci Yahya adına inşa edilmiş olan gotik katedral buraya çok yakın.




2)The Old Town Marketplace:
Şehrin tarihi çarşı bölgesi küçük ama sevimli.Oturulacak kafeleri,lokantaları yanında hediyelik eşya dükkanları,galerileri,satıcı tezgahları var.Ne satıcılar gergin ne müşteriler stresli…Güzel bir alışveriş ortamı velhasıl.



3)Barbican:
Devasa boyutta olmayan,şehrin savunması amacıyla yapılmış surlar restore edilmiş haliyle yerel ressamların eserlerini sergiledikleri duvarlar olmuşlar.

 

4)The Ostrogski’s Palace: Mütevazi bir taş yapı olan bina şu anda “Chopin Müzesi” olarak hizmet veriyor. Havalandırma olmaması yaz mevsiminde büyük bir dezavantajsa da Franz Liszt’in çaldığı piyanoyu görmek ya da Chopin’in tuşlarına dokunduğu son piyanosunun karşısına geçip o günleri hayal etmeye çalışmak iyi geliyor insana. Minicik ve incecik kalmış bir kurşun kalem var aklımda kalan.Chopin’in kurşun kalemi.Hangi notalarını bu kalemle çiziktirmiştir acaba?

Sonrasında yandaki parkta oturup biraz nefes almak iyi geliyor insana. Chopin dinlemeye de devam ediyorsunuz üstelik yerleştirilen ses sistemi sayesinde.Ne akıllıca bir fikir…Köpeklerini gezdirenler,kitap okuyanlar,muhabbet eden kadınlar,yatıp uyuyanlar,oynayan çocuklar,toprakla uğraşan park işçileri…Hepimiz ağaçların arasından gelen Chopin tınılarıyla geçiriyoruz parktaki vaktimizi.Buraya en çok yakışacak olan heykeli dikmeyi de ihmal etmemişler.Kocaman bir “Sol anahtarı”




5)Royal Park and the Palace on the Water:
18.yy eseri olan bu sarayın kendi dillerindeki ismi farklı:Lazienki…Koskocaman bir park ve içinde minik bir gölün –kenarında mı desem üstünde mi-küçük,ihtişamdan uzak,temiz, yazlık bir ev.Kral Stanislaw’ın yazlığı olarak ün yapmış.Galoş yerine lastikli deri tabanlık veriyorlar ayakkabınıza geçirip içeriyi dolaşmanız için.Sırf Balo Salonu’nu görmek için değer içeriye girmeye.1939’da ele geçirmiş Alman Ordusu burayı.1944’de benzin döküp yakmışlar.1945-1960 arası yeniden yapılmış.



6)The Palace of Culture and Science:
Bilim ve kültür aktivitelerinin gözde mekanı 1955’te açılmış.231metre yüksekliğe sahip.Üst kısmındaki kulenin tepesinde dört yönde dört saat var.Turistler için popüler olan kısmı 30.kattaki seyir terası.Ama merkezdeki çok katlı bir otelde üst katlarda kalıyorsanız manzaranız pek de farklı değildir zaten söz konusu terastan.


 
 

7)Vilanov:Osmanlı –Rus Savaşı’nda Rus tarafına destek çıkan Jan Sobieski’nin yazlık sarayı burası.İtalyan barok tarzında yapılmış.Bahçesi de güzel bahçesindeki heykeller de.Yalnız merkeze oldukça uzak burası diğer saydığım mekanlara kıyasla.



Geçmişte çok şeyler görüp geçirmiş, II.Dünya Savaşı’nda bombalanmış,sonrasında hikayesi farklılaşmış,Avrupa’daki duvarlar ortadan kalkınca o dünyaya da uyum sağlamaya yönelmiş,2004’te AB üyeliğine alınmış bir ülkenin başkentine 2006’da yaptığım bir gezinin izlenimlerinin yazıya dönüştürülmeye çalışılmış şeklidir bu satırlar.


Ola ki Polonya’ya düşecekse yolunuz Chopin’in tınıları en önce Varşova’da yankılanmaya başlamış, orası ilk durağınız olsun derim ben. 

 
                                                                                                                     

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- esmermuge 23-03-2008 11:03:02

sayenizde hiç aklımdan gitmeyi bile geçirmediğim bir yere seyahat etmeye karar verdim çok güzel bir tanıtım yazısı olmuş elinize sağlık
- TOMUR 09-07-2008 16:30:20

Elinize sağlık güzel bir tanıtım yazısı.Gitmek istedğim yerler arasına girdi.
- sevgimelek 18-08-2008 13:29:44

sol anahtarı heykeline bayılrdımm,...
- flyleaf 18-09-2008 17:32:55

harika bir yazı, elinize sağlık.
- OyaÖzgen 23-10-2008 12:10:03

Kaleminizle keyifli bir Varşova gezisi yaptırdınız,teşekkürler!
- cagritem 02-11-2008 11:41:43

merhaba polonyaya gidip de görmediğim bir şehir varşova.. yazınız ilaç gibi geldi, umarım en kısa zamanda tekrar giderim bu güzel ülkeye tekrar..
- TALYA 05-12-2008 19:58:51

Merhaba ilk defa bir yorum yazisini bulundugu ulkeden yaziyorum Polanya dan.Warsova yi gezdikten sonra su an bulundugum Krakow dan yaziyorum.Yorumunuza katiliyorum Warsova beni etkileyen baskentler arasina girdi.Ve Krakow daha da cok etkiledi ve etkilemeye devam ediyor...tesekkurler paylasiminiz icin...Krakow dan merhaba...
- brhm 09-02-2009 01:15:00

düzenli yazi ve de fotoğraflarla anlatiminiz çok güzel olmuş ellerinize sağlık, yolunuz acik olsun
- NEŞE 15-08-2009 15:10:32

Varşova aslında çok hüzünlü bir şehir .İkinci dünya savaşında neredeyse tamamı yıkılmış ,savaşta arşivlerde yokolduğu için halktan toplanan fotoğraflarla şehrin en eski bölümü-old city- yeniden inşa edilmiş. Stil olarak bir 17.yy binası görüyorsun kapının üstünde 1950 li bir tarih yazıyor ,milleti kandırmaca yok tabii oralarda..Ayrıca eski yahudi Ghetto sunun girişindeki meydandaki soykırım anıtı da çok etkiledi beni,Hitler in savaş sonrası yaptırmayı planladığı zafer anıtının taşları ile yapılmış. kime niyet ,kime kısmet..250000 varşovalı can vermiş o günlerde ,gittiğimiz mezarlıkta hepsi yanyana o günlerdeki savunma gruplarının adı altında,kayın ağaçları altında yatıyorlar.Şahinler,Atmacalar..