Kendingez » Ülkeler » Fransa » Nantes » “Festivallerin Festivali” La Roche-sur-Yon, Saint-Florent-des-Bois,Les Sables d’Olonne
5224
Gezdiği Yerler:Almanya , Avusturya , Bosna-Hersek , Belçika , Bulgaristan , Birleşik Arap Emirlikleri Dubai, Estonya , Çek Cumhuriyeti , Fransa , Finlandiya, Fas , Hollanda, Hindistan, Hırvatistan, İspanya , İsviçre, İtalya , Karadağ , Kanada, Kamboçya , Kosova , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Monako, Macaristan, Mısır, Nepal , San Marino , Slovenya , Slovakya, Sırbistan , Suriye , Polonya , Portekiz, Tayland , Türkiye , Ürdün, Vatikan, Yunanistan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

“Festivallerin Festivali” La Roche-sur-Yon, Saint-Florent-des-Bois,Les Sables d’Olonne

Kategorisi: Kültür/Sanat
|
Gezi Tarihi: 00-00-0000
|
Yazı Tarihi: 12-08-2017

09- 14 Nisan 2017

“Festivallerin Festivali” La Roche-sur-Yon, Saint-Florent-des-Bois

Bugün katılacağımız Uluslararası Tiyatro Festivali başlıyor. Nantes şehrinden La Roche-sur-Yon şehrine gideceğiz.

Sabah erkenden Nelson Mandela Lisesinin önünde toplandık. Öğrenciler onları evlerinde misafir eden Fransız ailelerine veda edecekler. Bu güzel şehre “Hoşça kal” deme zamanı. Ayrılıklar her zaman hüzünlü olur. Ama yeni bir şehre gitme heyecanı tüm duyguların üzerinde.

Nantes ile La Roche –sur-Yon arası otobüsle bir saatten biraz fazla sürüyor.Diğer okullarda kalan gençleri de aldıktan sonra yola koyuluyoruz. Festivale 16 ülkeyi temsilen gelen ve tiyatro çalışan gençler ve eğitmenler katılıyor. Biz de ülkemizi temsil ediyoruz. Her ülke kendi oyununu sergileyecek ve ülkesini tanıtacak.  Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” nı oynayacağız. Festivalin ortak dil Fransızca.

Öğlene doğru şehre varıyoruz. Bizi misafir edecek olan “Pierre Mendès” Lisesinde otobüsten iniyoruz. Tiyatro eğitiminin de verildiği lise büyük bir yerleşke. Yatılı öğrencilerin kaldığı yatakhaneler paskalya tatili dolayısıyla boş. Festivale katılan eğitmenler ve öğrenciler buralarda ağırlanıyor. Öğlen bahçede piknik yapıyoruz. Fransızcada piknik hazır tost, içecek ve meyveden oluşan kısacası hazır malzemelerin çimlerde yenmesi demek oluyor. O bizim anladığımız enikonu hazırlanılan piknik değil. Daha sonra öğrenciler tiyatro eğitimi alacakları gruplarını öğreniyorlar.

Ve Atölyelerine gidiyorlar. Bundan önce ise kendilerine eğitim verecek eğitmenlerin bahçedeki performanslarını izlediler. Festival boyunca “Espace Arago”denilen okula da pek uzak olmayan bir restoranda yemek yedik. Akşam şehrin merkezinde bulunan İtalyan Tiyatrosu sitilinde bir tiyatro binasına yürüdük.Tüm oyunlar burada sahnelenecek.

Yol üzerinde kırmızı renkte bir metalik köprüden geçtik. Köprü tren istasyonunun bir yakasını öbür yakasına bağlıyor. Oldukça orijinal bir yapı. Bu köprü mimarisi dünyanın çeşitli yerlerinde aynı şekilde ya da benzer bir biçimde varmış. Hoşuma gitti.

Tiyatro Binası ise pek güzel.Büyük bir meydana bakıyor.

Sahneye bakan seyirci balkonları, şahane bir avize ve duvarlardaki işlemeler. İçimizi böyle bir yerde sahne almanın heyecanı sardı.

Akşam bayraklarla yapılan açılıştan sonra Chantal David adlı tanınmış bir sanatçının tek kişilik oyunu muhteşemdi. Daha sonra bu kişi bizleri, yani eğitici öğretmenleri çalıştırdı.

Dönüşte yatakhanede oyunumuzun provasını yaptık. Çok eğlendik. Bu arada gündüzleri oldukça sıcak olan hava akşamları çok soğuk oluyor.

Ertesi gün lisede ülkemizi ve okulumuzu tanıtan bir stant açtık. İlgi büyük oldu. Gelenler ülkemiz hakkında bilgi aldı. Biz de İzmir’den getirdiğimiz yerel ürünleri ikram ettik ve turistik yerlerimiz hakkında açıklama yapan broşürler dağıttık.

Atölye çalışmaları ve Flashmob provalarının ardından tekrar tiyatroya gelerek diğer ülkelerin oyunlarını seyrettik. Tiyatrodan otobüs ile Fransa’nın Pays-de-la Loire Bölgesinde, Saint-Florent-des-Bois adlı eski bir yerleşim birimine gittik.

Burada bizi karşıladılar ve “Maison Familiale Rurale” Buradaki bir okulu gezdik. Okul pratik eğitimin yapıldığı bir okul. Tarım ürünlerinin yetiştirilmesinden tutun hayvan bakımlarına kadar. Ayrıca köyde oturan ve çalışanların çocuklarının bakıldığı bir anaokulu ve kütüphane, gençlerin boş vakitlerini geçirdikleri bir salonu var. Buranın da küçük bir sahnesi. Bizi gezdiren eğitmenler eğitim ve yerleşke hakkında açıklamalar yaptılar. Akşam köy halkının hazırladığı çeşitli yemekleri yedikten sonra oyunumuz için hazırlık yaptık.

Ve oynadık. Oyun ayakta alkışlandı. İmkânlar kısıtlı ve kulis çok küçüktü ama başarılı bir performans sunduk. Komik anlar da olmadı değil tabii. Gece geç vakit döndük. Ve yine çalıştık.

Ertesi sabah tiyatronun yakınında bulunan Bistro-Brasserie “Le Grand Café”de kahvaltımızı yaptık. Burada wi-fi olması yeri oldukça cazip hale getiriyor ama iyi  bir servisi de yabana atmamak lazım. Şehirde iki yerde Flashmob gerçekleştirildi. Her grup sokak ortasında müzik eşliğinde dans etti. Genelde ülkeler kendi müziklerini seçmişler.Çok eğlenceli.

La Roche-sur-Yon güzel bir şehir.1804 yılında Napolyon tarafından kurulmuş. Herhalde o nedenle olmalı merkezdeki meydanın adı Napolyon Meydanı ve bu meydanı doğal olarak onun heykeli süslüyor. Nantes’ın mekanik heykelleri burada da var. Özellikle deve, iki flamingo ve su aygırı heykelleri dikkati çekiyor. Saint Louis XIX. yüzyılda neoklasik tarzda yapılmış bu bölgenin tanınmış kilisesi de burada.

Şehrin güzel bir parkı “Square Bayard” ve meydanları var. François Mitterrand Meydanındaki heykel ilginç. Festival afişlerinin şehri süslemesi de ayrı bir güzellik.

Ve işte 12 Nisan. Büyük gün. Oyunumuzu oynuyoruz.Tiyatroya sanatçı girişinden girmek ayrı bir keyif.

Hazırlıklar son hızla sürüyor. Sahneye Türkiye'den getirdiğimiz dekorlar yerleşiyor ,makyaj ,bir telaş bir heyecan ve sonuç muhteşem performans. Alkışlar. Daha sonra da tebrikler.Biz de kendimize ödül veriyor hem şehri dolaşıyor hem de “ Le Karo” restoranda yemek yiyoruz. Restoranı bulmak bir hayli zor oldu.Aslında tanınmış bir yermiş.

Epeyce tarif sonucunda şehrin iç kesimlerinde bir yere ulaştık. Restoran dekorları iyi ama yemekleri pek de iyi olmayan bir yer.

Öğleden sonra oynadığımız folklor gösterisinde bayrağımızı gururla taşıyor, ülkemize büyük bir alkış daha alıyoruz. Sorumluluğumuzun büyük bir oranda bittiği bu andan sonra artık çok daha rahatız.

13 Nisan

Gezmeye devam. Sabah İtalyan Tiyatrosundaki gösterilerin ardından festival bitiyor. Otobüsle Les Sables d’Olonne’a gidiyoruz. Yolculuk bir saat sürüyor. Burası Atlantik kıyısında ve gel-git olaylarının çok yaşandığı  bir yer. Bu nedenle engin bir kumsala sahip. Tam bir tatil yeri.

Tarihi evlerin sıkça görüldüğü bir kordon(Le Remblai), dükkânlar ve bir saat kulesi. Plajda oturanlar oldukça geride oturuyorlar. Bu bize ilginç geldi. Hatta birçok yerde denize girmenin yasak olduğunu belirten yazılar var.Ayrıca kumsalda bol miktarda yosun ve yüksek olmayan kaya parçaları görülüyor. Zira su yükseldiğinde burası sular altında kalıyormuş. Suyun yavaş yavaş yükselmesi gözle görülür bir biçimde. Nefis bir manzara. Ama anladığım kadarıyla insanlar denize girmek yerine güneşleniyorlar. Kıyı 3 km. Bir körfez.

Kordona çıkıp bir kafede "Crêperie Le Surf"de "Diabolo Menthe" eşliğinde vanilyalı "Crème Brûlée" yiyor keyif yapıyoruz. Bu kıyıda birçok deniz sporu yapılıyormuş. Fiyatlara bakılırsa oldukça pahalı bir yer. Deniz ürünlerinin konserve olarak satıldığı dükkân bir hayli ünlüymüş. “La belle-iloise”. 3 nesildir bu işle uğraşıyorlarmış. Özellikle ürünlerini hazırladıkları tariflerle övünüyorlar. Sardalye ve ton balıklarının geleneksel yöntemlerle hazırlandığını anlattılar.Çok güzel ve tipik bir yer. Modern binaların yanında tarihi yapılar birbirlerine uyumlu bir şekilde yerleşmiş. Les Sables d’Olonne'nun tarihi 1800’lere dayananıyor.

Kordonda bulunan “La Villa des Palmiers” ön yüzü şato görünümünde yapılmış tarihi bir ev.”Le Chalet Caprices” aynı şekilde XIX. yüzyılın sonunda yapılmış . “Charmante Elvire” bu evlerin içinde en hoşuma gideni. Gezmek için daha fazla zaman gerekiyor ama ne yazık ki yok.

Buralara bir kez daha gelmek lazım diyor tekrar yola koyuluyoruz.

La Roche’a döndüğümüzde geleneksel Çin yemeklerinin yapıldığı “Wok 85 Restaurant” Traditionnel’ de akşam yemeği yiyoruz. Kırmızı tonların hâkim olduğu bu restoranda suşi dâhil birçok Çin yemeği var.

Buradan şehir dışında büyük bir hangarda festival kutlamaları yapılıyor gençler dans ediyor, her ulusun tiyatro oyunundan en beğenilen sahne sahne canlandırılıyor ve dilek balonları uçuruluyor. Geç bir vakitte dönüyoruz. Yarın Paris yolcusuyuz. Çok güzel bir organizasyon.Genç nesillere verilen değerin bir göstergesi.

 

 

 

 

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- enisnuhoglu 30-08-2017 08:30:49

hanımefendi harika anlatıyorsunuz,
- besteerbak 05-09-2017 13:53:11

Çok teşekkür ederim.Beğendiğinize sevindim.Sevgi ve saygılarımla...
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz