» Kendingez » Forum » GÜNDEM » GEZİ YAZISI

GEZİ YAZISI

GEZİ YAZISI Yazarın gözlem ve bilgiye dayalı olarak, gezip gördüğü yerleri çeşitli yönleriyle, özenli bir anlatımla yansıttığı yazıya gezi yazısı denir. Gezi yazısı, insanoğlunun yaşadığı yerin dışında farklı yerler görme isteğinin bir ürünüdür. Özellikle iletişim ve ulaşımın bu kadar kolay olmadığı zamanlarda bu tür yazılar, farklı yerleri, farklı kültürleri, gelenek ve göreneklerini tanıtmak ve insanları bilgilendirmek görevini üstlenmişlerdir. Gezi yazıları edebiyatın yanı sıra tarihin, sosyolojinin, antropolojinin, ekonominin, coğrafyanın ve bilimin de ilgi alanına giren bir türdür. Gezi yazıları yazmak sanıldığı kadar kolay değildir.Gezip görülen yerleri kuru bilgilerle doldurmak, yazının okunabilirliğini azaltır. Oysa gezi yazıları okuyanların ilgisini çekecek, onların beğeni duygusunu, gezip görme arzusunu karşılayacak akıcı, etkileyici bir anlatımla kaleme alınmalıdır. Okur için sıradan şeyleri değil, farklılıkları bulmalıdır gezi yazarı. Bunun için de iyi bir gözlemci olmalıdır gezi yazarı. Bir anlamda gezi yazıları, bir çeşit yolculuk anılarıdır. Bu nedenle de gezi yazılarında gözlemlerden beslenen nesnelliğin yanı sıra, yazarın izlenimlerinin öznelliği de bulunur. Bu durumda gezi yazılarında hem açıklayıcı anlatımdan hem de betimleyici ve öyküleyici anlatımdan yararlanmayı gerektirir. " Geziyi yapan kişinin, gezdiği coğrafyayla ilgili hatıralarını anlattığı düşünülerek gezi yazıları zaman zaman anı türüyle bir tutulmuştur. Oysa gezi yazısı anı türünden içerik olarak ayrılır. Gezi yazılarında anılar değil, öncelikle coğrafya temel alınır." Gezi yazıları, dünyanın bütün toplumlarında çok yaygın olan ve başlangıcı eski çağlara kadar inen bir türdür. Dünya yazınında İtalyan Marko Polo, Arap İbni Batuta 14. yüzyılda gezi yazılarının önemli örneklerini vermişlerdir. Türk edebiyatında seyahatname türüne örnek olabilecek ilk eser Hoca Gıyaseddin Nakkaş'ın 1422 tarihli Hıtay Sefaretnamesi olarak bilinen eseridir. Türk edebiyatında kuşkusuz bu türün en tanınmış yazarının 17. yüzyılda Seyahatname adlı yapıtıyla Evliya Çelebi olduğunu biliyorsunuzdur. Tanzimattan sonra Batı Edebiyatı türlerinin de yakından tanınmasılyla gerek çeviri yoluyla batılı yazarların, gerek doğrudan Türk yazarlarının gezi yazılarının edebiyatımızda sayıca artmaya başladığı görülmektedir. Gelenekten gelen seyahatname kültürünün yanı sıra modern düşünceyle yaygınlık kazanmaya başlayan yeni yerleri görme, farklılıkları keşfetme anlayışının da bu türün gelişiminde etkili olduğu söylenebilir. Bu dönemde Mehmet Rauf, Ahmet Mithat Efendi, Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Şahbettin gezi yazısında eserler verenler arasındadır. Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatına gelindiğinde bu türün örneklerinin arttığı görülür. Bu dönemde özellikle Cumhuriyet düşüncesine bağlı olarak ortaya çıkan Anadoluculuk ve memleket edebiyatı, Anadolu coğrafyasını, insanını, kültürünü, tarihini, yaşam biçimini ön plana çıkarmıştır. Buna bağlı olarak da Anadolu'nun değişik yerlerini ele alan gezi yazıları dikkat çekmeye başlamıştır. Genel olarak bu dönemde yapıtları olan yazarlarımız arasında Ahmet Haşim, Selim Sırrı Tarcan, İsmail Habip Sevük, Reşat Nuri Güntekin, Falih Rıfkı Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sadri Ertem, Burhan Arpad, Fikret Otyam, Abdi İpekçi, Azra Erhat, Mina Urgan, Buket Uzuner, Nadir Paksoy, Orhan Kural, Zeynep Oral'ı sayabiliriz.
mctumer
08-04-2014
GEZİ YAZISI
GEZİ YAZISI Yazarın gözlem ve bilgiye dayalı olarak, gezip gördüğü yerleri çeşitli yönleriyle, özenli bir anlatımla yansıttığı yazıya gezi yazısı denir. Gezi yazısı, insanoğlunun yaşadığı yerin dışında farklı yerler görme isteğinin bir ürünüdür. Özellikle iletişim ve ulaşımın bu kadar kolay olmadığı zamanlarda bu tür yazılar, farklı yerleri, farklı kültürleri, gelenek ve göreneklerini tanıtmak ve insanları bilgilendirmek görevini üstlenmişlerdir. Gezi yazıları edebiyatın yanı sıra tarihin, sosyolojinin, antropolojinin, ekonominin, coğrafyanın ve bilimin de ilgi alanına giren bir türdür. Gezi yazıları yazmak sanıldığı kadar kolay değildir.Gezip görülen yerleri kuru bilgilerle doldurmak, yazının okunabilirliğini azaltır. Oysa gezi yazıları okuyanların ilgisini çekecek, onların beğeni duygusunu, gezip görme arzusunu karşılayacak akıcı, etkileyici bir anlatımla kaleme alınmalıdır. Okur için sıradan şeyleri değil, farklılıkları bulmalıdır gezi yazarı. Bunun için de iyi bir gözlemci olmalıdır gezi yazarı. Bir anlamda gezi yazıları, bir çeşit yolculuk anılarıdır. Bu nedenle de gezi yazılarında gözlemlerden beslenen nesnelliğin yanı sıra, yazarın izlenimlerinin öznelliği de bulunur. Bu durumda gezi yazılarında hem açıklayıcı anlatımdan hem de betimleyici ve öyküleyici anlatımdan yararlanmayı gerektirir. " Geziyi yapan kişinin, gezdiği coğrafyayla ilgili hatıralarını anlattığı düşünülerek gezi yazıları zaman zaman anı türüyle bir tutulmuştur. Oysa gezi yazısı anı türünden içerik olarak ayrılır. Gezi yazılarında anılar değil, öncelikle coğrafya temel alınır." Gezi yazıları, dünyanın bütün toplumlarında çok yaygın olan ve başlangıcı eski çağlara kadar inen bir türdür. Dünya yazınında İtalyan Marko Polo, Arap İbni Batuta 14. yüzyılda gezi yazılarının önemli örneklerini vermişlerdir. Türk edebiyatında seyahatname türüne örnek olabilecek ilk eser Hoca Gıyaseddin Nakkaş'ın 1422 tarihli Hıtay Sefaretnamesi olarak bilinen eseridir. Türk edebiyatında kuşkusuz bu türün en tanınmış yazarının 17. yüzyılda Seyahatname adlı yapıtıyla Evliya Çelebi olduğunu biliyorsunuzdur. Tanzimattan sonra Batı Edebiyatı türlerinin de yakından tanınmasılyla gerek çeviri yoluyla batılı yazarların, gerek doğrudan Türk yazarlarının gezi yazılarının edebiyatımızda sayıca artmaya başladığı görülmektedir. Gelenekten gelen seyahatname kültürünün yanı sıra modern düşünceyle yaygınlık kazanmaya başlayan yeni yerleri görme, farklılıkları keşfetme anlayışının da bu türün gelişiminde etkili olduğu söylenebilir. Bu dönemde Mehmet Rauf, Ahmet Mithat Efendi, Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Şahbettin gezi yazısında eserler verenler arasındadır. Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatına gelindiğinde bu türün örneklerinin arttığı görülür. Bu dönemde özellikle Cumhuriyet düşüncesine bağlı olarak ortaya çıkan Anadoluculuk ve memleket edebiyatı, Anadolu coğrafyasını, insanını, kültürünü, tarihini, yaşam biçimini ön plana çıkarmıştır. Buna bağlı olarak da Anadolu'nun değişik yerlerini ele alan gezi yazıları dikkat çekmeye başlamıştır. Genel olarak bu dönemde yapıtları olan yazarlarımız arasında Ahmet Haşim, Selim Sırrı Tarcan, İsmail Habip Sevük, Reşat Nuri Güntekin, Falih Rıfkı Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sadri Ertem, Burhan Arpad, Fikret Otyam, Abdi İpekçi, Azra Erhat, Mina Urgan, Buket Uzuner, Nadir Paksoy, Orhan Kural, Zeynep Oral'ı sayabiliriz.