Kendingez » Ülkeler » İtalya » Genova » İtalya´nın kısa özeti: Camogli
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

İtalya´nın kısa özeti: Camogli

Kategorisi: Hobi
|
Gezi Tarihi: 08-11-2015
|
Yazı Tarihi: 12-01-2017

Çizme’nin kuzeybatısında bulunan Liguria bölgesi birçok güzel destinasyona ev sahipliği yapıyor. Genoa merkezli Liguria, Portofino ve Cinque Terre gibi iki harika turistik noktaya sahip. Ancak Liguria’nın çok da bilinmeyen bir yeri var ki, İtalya’nın özeti adeta. Akdeniz’in uçsuz bucaksız maviliğini yüksekçe bir noktadan izleyen yeşil tepelerin eteklerine adeta monte edilmiş gibi duran rengârenk binalar ve binalardan yükselen İtalyan mutfağının eşsiz kokuları…

İtalya’nın ‘asi’ çocuğu Genoa’ya gitmişken Liguria’nın harika destinasyonlarını ziyaret edebilirsiniz. Bu destinasyonların başında da Portofino ve Cinque Terre geliyor. Bu iki noktanın dışında Camogli de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Genoa’yı ziyaret edenler genellikle Cinque Terre’ye bir gün, Portofino - Camogli destinasyonuna da ayrıca bir gün ayırıyor. Doğrusu da bu zaten. Camogli de Portofino gibi küçük bir yerleşim olduğu için bu iki noktayı bir günde ziyaret edebilirsiniz.

Genoa’nın Principe Tren İstasyonu’ndan hem İtalya içi birçok noktaya hem de Fransa’nın Monaco, Nice, Marsilya gibi şehirlerine seyahat edilebiliyor. Camogli’ye de Principe Tren İstasyonu’ndan ulaşmak mümkün. 2, 70 Euro’luk bir biletle 40 dakika sonra Camogli durağındasınız. Tren istasyonunda indikten sonra küçük adımlarla Via Garibaldi boyunca ilerleyip sahil şeridine varıyorsunuz. Burada sizi, sistematik bir şekilde yan yana dizilmiş rengârenk binalar karşılayacak. Sahil şeridi, güneşlenen ve denize giren insanlarla dolu.

Camogli turistik İtalyan köylerine göre çok daha ekonomik. Sahil şeridi boyunca nefis kokuların yükseldiği birçok lokal restoran bulmanız mümkün. Bu restoranlarda, İtalya’nın en ücra köşesinde bile harika yapılan pizza ve makarnanın yanı sıra nefis deniz mahsullerinden de tadabilirsiniz. Camogli’nin bir kıyı kasabası olması, menüsünü de bir hayli zengin kılıyor. Camogli adı da ‘Balığa giden kocalarını kıyıda bekleyen kadınlar’ anlamı taşıyan Cassa della Mogli’den geliyor. Camogli gerçekten de bir kadın kadar zarif ve nazik. Makyajsız bir güzelliğe sahip bu kasabayı adım adım gezerken kapısında uzunca bir kuyruk olan dükkân dikkatimi çekiyor ve merakla ben de sıraya giriyorum. Kasım ayının ortası olmasına rağmen kavurucu güneşin etkisinden olsa gerek İtalyanlar ‘Gelati’ dedikleri dondurmadan yiyebilmek için dükkân önünde uzun bir kuyruk oluşturmuşlar. Sabırlı davranıyorum ve bekliyorum. Sonuç mu? Tek kelimeyle mükemmel…

Sokaklar arasında dolaşırken burnunuza gelen harika kokuların davetine icap etmemeniz içten bile değil. Liguria’da hemen her köşe başında rastlayabileceğiniz Focaccia satan ‘Focacceria’lar burada da var. Focaccia ekmekleri üzerine farklı malzemelerle süslenen bu kıtır ekmeklerin tadına bakabilirsiniz. Ayrıca çevrede hem şık ve pahalı hem de ekonomik seçenekler sunan çok güzel restoranlar mevcut.

Camogli’nin sahil şeridinde yürürken harika kokular burnunuza hitap ederken işini aşkla yapan İtalyan müzisyenleri de kulağınıza bir müzik şöleni çalıyor adeta.

Camogli’nin rengârenk binalarının arasında dolaşırken kumsala inip ayaklarınızı suya sokabilirsiniz. Kumsalı çakıl taşlarıyla dolu olmasına rağmen sizi hiç rahatsız etmiyor. Kasım ayı tedirgin etse de davetkâr güneşe karşı koyamayarak en azından ayaklarımı Akdeniz’in tuzlu sularına sokuverdim. Daha sonra da yarım saat boyunca çakıl taşlarının üzerinde güneşin iç ısıtıcı ışınlarına bıraktım kendimi. El yapımı İtalyan müzikleri eşliğinde Akdeniz’in parlak mavisine karşı geçirdiğim yarım saat İtalya’da olmanın keyfini iliklerime kadar hissettirdi.

Mini bir görsel ve işitsel İtalya manzarası sonrası Camogli’nin arka sokakları arasında kaybolmak eminim çok iyi gelecektir. Şu Camogli’yi Camogli yapan renkli binalar arasında gezerken yine Camogli’yi Camogli yapan ve hatta Camogli’ye adını veren, hani şu kadınların balığa giden kocalarını beklediği limanı göreceksiniz. Binalar arasına gizlenmiş bu şirin limana hayran kalacağınızdan eminim.

Liman çevresinde çok sayıda yerel restoran ve kafeteryalar var. Bunların birinde kısa bir mola verdikten sonra limanın hemen yanı başında bulunan bir ortaçağ şatosu Castello Della Dragonara’yı gezebilir ve yine yanındaki bazilikayı ziyaret edebilirsiniz. Bazilikanın içi İtalyan dini yapılarının çoğunda olduğu gibi oldukça görkemli. Kale ile bazilika arasındaki daracık sokaklarda Rahibelerin dolaştığını görmek ise sizi Ortaçağ dönemine ışınlayabilir.

Kıyıdan pek uzaklaşmak istemesem de Camogli’nin üst taraflarını da hızlıca dolaşırken tepeye doğru yükseldikçe ne kadar doğru bir hareket yaptığımı anlıyorum. Yoksa limanın bu eşsiz manzarasını görmekten mahrum kalacaktım.

Kasabanın üst kısımlarını da hızlıca gezdikten sonra karnım iyice acıkıyor ve tekrar liman kenarına iniyorum. Liman çevresindeki restoranlara hızlıca bir göz attıktan sonra Caribbian Pub Rumeria’da karar kılıyorum. Kalamar, makarna ve bira söylüyorum ancak inanın bira ve kalamardan sonra makarnaya çok fazla vakit ayıramadım çünkü İtalyanlar fiyat performans konusunda gerçekten çok adiller. Tıpkı Yunanlılar gibi. Sanırım bu Akdeniz’in genel özelliği. Dolayısıyla İtalya’da yedikçe yeni bir şeyler sipariş etmenizi daha doğru olacaktır.

Camogli… Bir tesadüf sonucu keşfettiğim ve keşfetmekten de büyük mutluluk duyduğum bu kasaba, yazının girişinde de bahsettiğim gibi görsel, işitsel ve duyusal olarak size küçük bir İtalya sunacaktır. Portofino öncesi ya da sonrası buraya ayıracağınız 5 - 6 saatin size kendinizi harika hissettireceğine adım gibi eminim...

Meraklısına… Her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar gününde yani Anneler Günü’nde Colombo Meydanı'nın eşsiz manzarasına sahip küçük limanında ‘Sagra del Pesce’ festivali düzenleniyor. 

 

Yazı ile İlgili Yorumlar