» Kendingez » Forum » GEZMEK İÇİN GEREKLİ BİLGİLER » İzmir Mordoğan

İzmir Mordoğan







İzmir Karaburun'a iki yıl önce gitmiş ama aradığımı bulamamıştım açıkçası, fakat hiç duymadığım Mordoğan beldesini ve oradaki Mordoğan Tatil Köyü'nü bana tanıtan İdil Ertürer, hiç bilmediğim şeyler anlattı bana... Tatil Köyü'nün internet sitesinden (www.clubmordogan.com) bazı bilgiler paylaşmak isterim:


Mordoğan,
İzmir- Karaburun  karayolunun üzerinde İzmir merkeze 80 Km uzaklıktadır. Yolun 45 km lik kısmı İzmir-Çeşme Otoyolu ile gelinmekte olup; otoyolun Karaburun çıkışından sonraki 35 km lik kısmı sahil şeridini takiben muhteşem manzaraya sahip bir yoldan takip edilerek geçilmektedir.  Beldemiz Adnan Menderes havalimanına 100 km Uzaklıktadır.

Tarihi doku olarakta oldukça zengin bir yapıya sahip beldemizde Narkisos Pınarı, Ayşe Hatun Camii,Rum Köyleri, Çeşme ve Değirmenler bu yapılardan bazılarıdır.

Mordoğan iklimi ve doğası ile Dünyanın sayılı oksijen merkezlerinin arasındadır. Oksijen ile İyotun birleştiği sayılı yerlerden biri olan MORDOĞAN Astım hastalığı-Kalp Hastalıkları rehabilitasyonunda tavsiye edilen bir bölgedir.

Beldemizde olta balıkçılığı ve Turizm geçim kaynakları olup ,Hurma zeytin, Nergis,Sümbül,Enginar mevsimlerine göre yetiştirilmekte ve ticareti yapılmaktadır. Denizle buluşma festivalleri yapılarak balık tutmak icin profesyonel ekipler eşliğinde size balık avlamanın keyfi sunuluyor.

Gelişim sürecini devam ettirmekte olan MORDOĞAN geleceğin sağlık ve doğa turizminde Ege Bölgesi incisi olmaya adaydır.

cherryblossomgirl
25-01-2009
İzmir Mordoğan







İzmir Karaburun'a iki yıl önce gitmiş ama aradığımı bulamamıştım açıkçası, fakat hiç duymadığım Mordoğan beldesini ve oradaki Mordoğan Tatil Köyü'nü bana tanıtan İdil Ertürer, hiç bilmediğim şeyler anlattı bana... Tatil Köyü'nün internet sitesinden (www.clubmordogan.com) bazı bilgiler paylaşmak isterim:


Mordoğan,
İzmir- Karaburun  karayolunun üzerinde İzmir merkeze 80 Km uzaklıktadır. Yolun 45 km lik kısmı İzmir-Çeşme Otoyolu ile gelinmekte olup; otoyolun Karaburun çıkışından sonraki 35 km lik kısmı sahil şeridini takiben muhteşem manzaraya sahip bir yoldan takip edilerek geçilmektedir.  Beldemiz Adnan Menderes havalimanına 100 km Uzaklıktadır.

Tarihi doku olarakta oldukça zengin bir yapıya sahip beldemizde Narkisos Pınarı, Ayşe Hatun Camii,Rum Köyleri, Çeşme ve Değirmenler bu yapılardan bazılarıdır.

Mordoğan iklimi ve doğası ile Dünyanın sayılı oksijen merkezlerinin arasındadır. Oksijen ile İyotun birleştiği sayılı yerlerden biri olan MORDOĞAN Astım hastalığı-Kalp Hastalıkları rehabilitasyonunda tavsiye edilen bir bölgedir.

Beldemizde olta balıkçılığı ve Turizm geçim kaynakları olup ,Hurma zeytin, Nergis,Sümbül,Enginar mevsimlerine göre yetiştirilmekte ve ticareti yapılmaktadır. Denizle buluşma festivalleri yapılarak balık tutmak icin profesyonel ekipler eşliğinde size balık avlamanın keyfi sunuluyor.

Gelişim sürecini devam ettirmekte olan MORDOĞAN geleceğin sağlık ve doğa turizminde Ege Bölgesi incisi olmaya adaydır.

abt_smyrna
25-01-2009
Mordoğan çok vasat bir yer. Kendi adıma hiçbir gelecek görmüyorum. Zaten Karaburun yarımadasından da hoşlanmıyorum. (doktor kızacak : ) )
mctumer
26-01-2009
Sevgili Melis,
 Bu forum başlığını ne düşünceyle açtığını neyi tartışmak istediğini açıkçası anlayamadım. Belki bir paylaşımdı. Ama şu gerçek ki Karaburun Yarımadasına aşık olan benim için bu coğrafya hakkında yeterli bilgi verememiş olmak beni üzdü.
Dahası sevgili Buğranın yorumu beni daha çok üzdü. Çünkü bu coğrafya sadece karaburun demek değildir, bilenler bilir Urla, Karaburun, Alaçatı, Seferihisar ve Çeşme "YARIMADA" olarak geçer ve izmir turizminin ve izmirin en önemli coğrafyasını oluştırur. Beğeniler ve beklentiler değişebilir, bunu anlayabilirim. Ama " ben zaten karaburun yarımadasını sevmem" yaklaşımıile bu coğrafyayı yok saymak İzmir'liyim diyen birine yakışmıyor.
Sevgili Buğra'nın bu şekilde ( sanırım gençliğinden kaynaklanan) önyargılı ve bence tutarsız yaklaşımları var. Bizler ( moderasyon, oğuz, enise hanım, tülay hanım, ...) genç arkadaşımızı ( benim küçük oğlumla yaşıt) yazıların da sürekli destekledik. Ama bende bir süre sonra bu desteğimizin yanlış anlaşıldığı kaygısı gelişti. Ve Akyaka yazısından sonra tüm yazılarını yine okuyorum ama "emek" içermeyen yazılarını puanlamıyorum, ya da yüzeysel bir yorumlama da bulunuyorum.
Aynı yorumları ispanya ve portekiz coğrafyası içinde yapmıştı. Sanırım bazen amacını aşan yorumlar oluyor.
 Ayrıca beni üzen bir noktada, bu en son yanıtında olduğu gibi " doktor  kızacak" şeklindeki hitabı. sevgili oğuzun, Armanın, bülentin ve velid'in bu şekilde hitabını anlayabilirim ve hiç bir alınganlıkta göstermem çünkü hemen hemen aynı yaş dilimideyiz ( ki onlarda sevgili doktor diye hitap ediyorlar.) ama dediğim gibi küçük oğlumla yaşıt birisinin askerlik arkadaşımmış g,ibi " doktor" diye hitabını açıkçası çok yadırgıyorum.
Bu arada Mordoğana ya da Karaburun yarımadasına gelecek olursak. Bu coğrafyaya bakmasını bilen bir gözle, gönül gözüyle bakmak gerekir. Bu coğrafya halen bakirliğini saflığını ve doğallığını koruyan bir coğrafyadır. Bize, hatta bizden sonraki ( sevgili Buğra'nın dahil olduğu nesle) düşen bu doğayı bozmadan bir vizyon geliştirmektir. (Bkz: Kaynarpınar niçin bir portofino olamıyor.) Yoksa Mordoğan vasat bir yer, karaburun yarım adasını sevmem zaten diye bir yaklaşım kabul edilemez.

Bu yaklaşımlarını, yazdığım gibi Buğra'nın gençliğne bağlıyorum ( gerçi ben Karaburuna aşık olduğumda onun yaşındaydım.), umarım bu yazdıklarımı bir ağabey yaklaşımı olarak değerlendirir ve onun maturasyonunda bir yol gösterici olarak kabul eder.
Sevgi ve saygılarımla.
cherryblossomgirl
26-01-2009


Cengiz bey bu basligi acmamin sebebi birsey tartismak degildi oncelikle, dedigim gibi oteli isleten arkadasimin bana bu oteli ve bolgeyi onermesiydi. Ben bilmiyordum bu bolgenin ozelliklerini ve hem bu oteli hem de bu bolgeyi ziyaret etmek isterim, belki benim gibi bilmeyen binrotalilar varsa ,onlarin da ilgisini ceksin diye actigim bir basliktir bu. Hatta birlikte gidebiliriz diye bile dusunmustum.

Biliyorsunuz bizim forumlarimizda illa birseyler tartisilmiyor, bilgi de verilebiliyor, duygular da paylasilabiliyor vs.. Bugra da altina kendi adina, kendi fikrini dile getirmis. Saygi duyarim, begenmemek ve bunu dile getirmek herkesin hakki.

Size hitabi konusundaki serzenisinizle ilgili birsey soyleyemek bana dusmez, tek bildigim ne o ne de siz kotu niyetli degilsiniz, bundan eminim sadece, o yuzden bir kirilganlik veya yanlis anlama olmaz diye dusunmek istiyorum.

Sevgiler...
Bepanthol
26-01-2009
Geçen yaz yaptığım izmir çeşme gezimden sonra o yarımadaya aşık olmamak mümkün değil. İnsan oralarda kendini yenilenmiş gibi hissediyor. ;)
EYLÜLADA
26-01-2009

Bu forumu ve Ahmet Buğra’nın yanıtını ilk okuduğumda düşündüğüm şu olmuştu:


İyi ki otoban, Mordoğan ve Karaburun’a kadar gitmiyor. Çünkü ulaşım zorlukları / bol virajlı yollar sayesinde millet gitmekten üşeniyor ve böylece bölgenin güzellikleri keşfedilmemiş bir halde doğal ve bakîr kalıyor. Güzelliklerini ise sadece gören biliyor, yaşamasını bilen yaşıyor.

Bu coğrafyanın farkına varan çoğu insan da inanın aynı görüşte: Varsın gelip gitmesi zor olsun. Yeter ki Karaburun böyle kalsın, bizim olsun.

 

İkinci konu ise, bu foruma yanıt vermemi gerektiren şu “nick name” meselesi üzerine...

Geçenlerde Sevgili Velit, Binrota.com İtirafları’nda şöyle bir şeye dikkat çekmişti: İnternet üzerinde sosyalleşen insanlar...

Bu internet mevzuu, benim de asosyal olduğum bir konudur. Yöntemlerini, özel dilini, bir takım işaretlerini falan bilmem, anlamam da...


Binrota’ya üye olduğum gün, “nick name” ve “motto” istendi. Anlamadım ama kendimce adlandırdım. Nick name, insanların kendisini ve asıl ismini gizlemesi için midir, motto benim algıladığım anlamda kişinin kendisini ifade eden bir söz, bir slogan mıdır, hâlâ bilmem?!.

Eğer nick name, işin gizli saklı / gizemli yanı ise internet özürlüsü olup bu tür konulardan bi’haber olan ben, ilk günden itibaren sanırım bu gizemi bir güzel bozdum.


Okuduğum yazıları yorumlamadan önce mutlaka yazarın profiline, resmine baktım. Demografik ve sosyolojik özelliklerini, yaşını, mesleğini dikkate aldım. Eğer yeterli veri yoksa merak ettim, sordum. Misal, Abidin Bey...


Sonuçta yazıları bu veriler ışığında değerlendirdim. Ve yazan kişinin mesleği öğretmense ve yazıda inanılmaz derecede cümle bozuklukları, stopaj ve yazın hataları varsa “vah bizim eğitim sistemimiz” diyerek, zaman zaman sinirlendim... Bu hataları 14 yaşındaki bir öğrenci yaptığında ise elbette hoş karşıladım.


Ve yazarına, hiçbir zaman nick name’i ile seslenmedim. Bazen zor geldiğinden (misal
cherryblossomgirl), çoğu zaman da hem profilden, hem de yazıdan gelen doğal paylaşımdan güç alarak ve özel bir iletişim kurma isteği adına yazarları kendimce adlandırdım, onlara öyle seslendim.


Bu anlamda MCTUMER’e bu sitede SEVGİLİ DOKTOR diye seslenen ilk kişi sanırım benim. Çıkış noktam Anton Çehov’un aynı adlı öyküsüdür. Bu öykü Neil Simon tarafından tek perdelik bir kısa oyun olarak tiyatroya da uyarlanmış ve Türkiye’nin çeşitli sahnelerinde defalarca oynanmıştır. Oyundaki ya da öyküdeki Doktor karakterinin Cengiz Bey ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Benzerlik yazarındadır.

 

Kendimce seslendiğim, öyle hitap etmeyi yakıştırdığım ve böylece daha öznel bir boyutta iletişim kurduğumu sandığım isimlerden diğer bazıları ise şöyle:

 

justinian / SEVGİLİ KARDEŞİM SERHAT

cherryblossomgirl / FISTIK EDİTÖRÜM MELİS

vg / SEVGİLİ VELİT

abidindemir / ÜSTADIM

enise / ABLAM

oymakas / BABAM

mcatullus / MUSTAFA HOCAM

talya / USTAM

tütü / TÜLAY HANIM

bülter /  ARKADAŞIM BÜLENT

process / DOKTOR ZEYNEP

ragp > ragıp / MÜDÜRÜM

 

Sevgili Doktor... Bu vesileyle düşüncelerimi iletmiş oldum. Sanırım bir anlamda, bu kırgınlığa neden olan kişi benim... Buraya verdiğiniz yanıtta, beni ayrı tutsanız da... şimdi ben size ne diyeceğim?

mctumer
26-01-2009

Sevgili Oğuz,  " Doktor" ünvanını -lakap değil- taşımaktan tabiiki onur duyuyorum Ayrıca bu benim mesleğim. Aynı yaş gurubundaki arkadaşlarımın "Doktor Bey", ya da "Sevgili Doktor" şeklindeki hitaplarına hiçbir şey demiyorum. Ama açıkçası "küçük" oğlumla yaşıt birisinin ".bey" ya da "ağabey" saygı ifadesini kullanmadan adeta yaşıtı ya da asker arkadaşıymışım gibi "doktor" diye hitabını yadırgadığımı belirttim. Buğra!nın da herhangi bir art niyeti olduğunu düşünmüyorum ama en azından nezaket kuralları açısından bu inceliği beklemek hakkım sanıyorum.
Tabiiki sen ya da diğer aynı yaş kuşağındaki arkadaşlarım "sevgili doktor" diye hitap edebilirsiniz.
Bilmem meramımı anlatabildim mi?

karyal
26-01-2009
Merhaba...Karaburun benimde bulunmaktan keyif aldığım bölgelerdendir..İzmir 'e her yolum düştüğümde aklımada Karaburun düşer..Herkesin aksine,ben özellikle içinde bulunduğumuz mevsimde bayılırım..Bu mevsimde Karaburun, nergis çiçeğine dönüşür..O muhteşem koku her yerde sizi gelir bulur..Üst kısımlardaki eski rum köyleri arasında yürümek ise beni alır götürür çok öncelere...
Aslında Karaburun da yürürken hiç yalnız değilsinizdir..Şeyh Bedrettin dönemine kadar giderki tarihi;ismini bile buradan alır..Torlak Kemal,Börklüce Mustafa için tüm burun yakılır kapkara olur..Karaburun olur...dedim ya Karaburun her anlamda sizi alır,götürür..
abt_smyrna
26-01-2009
Önyargı değil aslında herkesi etkileyen hoşuna giden belirli yerler vardır. Yarımadanın genel kapsamı içinde Karaburun yarımadası benim hayatımda kötü anılara evsahipliği yapan bir bölgedir.

Çeşme, Alaçatı ve Urla'yı çok seviyorum. Onlar zaten Karaburun Yarımadasından bağımsızlar.

Tepkinin dozu biraz ağır kaçmış gibi geldi bana.  Keza Amerika, Portekiz ve İspanya'ya da ilgim yok (oraları görmedim ve ilgimi çekmiyor)

Karaburun ve Mordoğan gördüğüm yaşadığım ve beni cezbetmeyen aynı zamanda hoşuma gitmeyen yerlerdir. Bunu ifade etmekte sakınca olduğunu düşünmüyorum.


Cengiz Tümer Bey kusura bakmayın bundan sonra isminiz ve soyadınızla hitap ederim. İzmirliyim diyen herkesin İzmir'in her sokağını sevmesi gerektiği yaklaşımı yerine bunun "zevk"ten ibaret olduğunu düşünenlerdenim.

Coğrafyayı yok saymak gibi bir düşüncem nereden çıktı onu da algılayamadım. Bu başlıkta dile getirdiğiniz serzenişleri en azından özel mesajla bana iletseydiniz daha şık olurdu diye düşünüyorum.

Yazılan her yazının bir emek taşıdığını düşünmekle beraber "yüzeysel" yakıştırmasının da kişiden kişiye göre değiştiği kanısındayım.

SAygılarımla.