Kendingez » Ülkeler » Türkiye » İzmir » KIZILÇULLU VE ÇOCUKLUĞUM
4721
Gezdiği Yerler:yurt içi çok yer, Yunanistan(Genel), Rodos, İtalya(Genel) Vatikan, İspanya(Genel), Portekiz, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Maceristan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 6652
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 62

KIZILÇULLU VE ÇOCUKLUĞUM

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 17-04-2009
|
Yazı Tarihi: 27-04-2009

İzmir Mahalle Gezileri Projesi - 4: BUCA programı yapıldığında çok mutlu oldum. Hayır! Buca’ lı olduğumdan değil. Babam 1945 yılında Erzurum’ dan İzmir’e tayin olduğunda ailece Kızılçullu’ ya gelip yerleşmişler ve ben bu semtte dünya ya gelmişimde ondan. Sizlere biraz semtimizin tarihinden, birazda yaşanmışlıklardan yani anılarımdan bahsetmek istiyorum J.

Eski adı Paradiso olan Kızılçullu’ nun kaderi 1907' de burada geniş zeytinliklere ve üzüm bağlarına sahip olan Kuzinieri ve Vucinas adlı kişilerin arazilerini mahalle yapımına tahsis etmeleri ile değişmeye başlamış. İlk önce tek katlı bahçeli evler yapılmış. Sonra semtin adı Paradiso iken Cumhuriyet döneminde Kızılçullu yapılmış, olmamış tekrar adı değiştirilerek Şirinyer yapılmış. Doğduğum bu semtte Roma döneminden kalma Meles Çayı üzerinde Su Kemerleri ve önemli yapı olarakda Meles çayına bakan bir arazide 1912' de Amerikalılar tarafından kurulmuş olan Amerikan Koleji var. Başbakanlarımızdan Adnan Menderes bu kolejden mezun olmuş. Fakat bu bina Kızılçullu Amerikan Koleji olarak devlete devredilerek, Köy Enstitüsü olarak kullanılmış Köy Enstitülerini kapatma kararı alınıncada 1953 de NATO karargâhı olarak kullanılmaya başlanmış. Halen ailem, ben hariç Şirinyer ve Buca’ da oturmaktalar.

Çocukluğunu sokakta sek sek oynayan, ip atlayan, saklambaç, körebe, kaydırak gibi oyunlar oynayarak yaşayanlardanım. O yıllar, bağ ve bahçeler içinde tek katlı, kapı – camın kilitlenmediği evlerde, samimiyetin sevgiyle kucaklaştığı alış- verişin bakkallardan yapıldığı, mahalle aralarındaki sinemalara gidildiği yıllardı.  Kızılçullu eskiden üzüm bağları ile kaplı yemyeşil idi. Evimizin bahçesi çok büyük olup, meyve ağaçları ile doluydu. Sabahları bahçe sulanır, asma ağacından yapılmış çardağımızın altında masalar kurulur, semaverler yanar eş-dost çaylar içilir, kahvaltı yapılırdı. Her sabah bu böyle olurdu. Ayrıca sabahları sokak başına güğümleri ile sütçü amcamız gelirdi. Eşek üzerinde Çakır amca gelir yeni toplanmış buz gibi üzüm ve bardacık satardı. Mevsimine göre bahçemizden dut, nar, ekmek ayvası, üzüm, bardacık toplar soframıza koyardık. Meyve toplama işi komşu çocukları ile beraber yapılırdı. O zamanlar herkes, herkesin çocuğu ile ilgilenir çocuklar arasında ayırım yapılmazdı. Bizler yan komşumuz olan Rahmetli Melek teyzenin dört çocuğuyla iç içe büyüdük. Hafta sonları Melek teyzelere ait olan kamyonetin arkasına doluşur, denize giderdik. Akşamüzeri çaylar Meles Çayı üzerindeki Su Kemerlerinin gölgesinde içilir, biz çocuklarda annelerimizin tülbendi ile balık yakalamaya çalışırdık. Hıdrellezlerde sabah erkenden dilek yazılı kâğıtlar gürül gürül akan Meles Çayına atılırdı. Ayrıca semtimizde Meles Çayına Akan birde Osmanağa diğer adıda Vezirağa olan kaynak suyu vardı, sofralarımıza buz gibi soğuk suyu buradan alırdık. Şimdi kaynağın üstü kapatılmış. Suyun aktığı yer, yol olmuş. O dönemin ablaları, ağabeyleri akşamüzeri giyinir, süslenir Kızılçullu Tren istasyonuna doğru yürüyüşe çıkardı. Dürüst olmam gerekirse bu tren istasyonunda benimde buluşma anılarım var. Komşu oğlu ile benim okulum Alsancak’ ta olduğundan burada buluşur, tren ile okula giderdik, üstümde beş ağabey baskısı vardı (güya), herşey yasaktı. O buluşmalar sonunda ne mi? Oldu. Evlendik bir oğlumuz oldu. (Sizlere Buca’ yı tanıtırken nikâhımızın olduğu kilisenin fotoğrafını da göstereceğim. J) Evet nerde kalmıştık, hı! tamam tren istasyonu, şimdi buralarda metro alt yapı çalışmaları var. Anılardan çıkıp Buca’ ya doğru gidelim mi?

Tren istasyonunu geçince daha ileri de eskinin Kızılçullu Parkı yeni adıyla Şirinyer Parkı var. Parkın içinde o dönemin en şık çay bahçesi vardı. Şimdilerde de var, ancak Belediye Parkın içinde hizmet büroları açınca, parkta kuş kadar kalmış. Parkın biraz ilerisinde sağda, trafiğe kapalı Forbes Sevgi Yolu var. Burada dükkânlar, pastaneler ve ufakta olsa çocukların bakıp eğlenebileceği evcil hayvan barınağı bulunmakta. Parkın solundaki yol çok işlek bir cadde. Dümdüz gidildiğine yolun solunda Buca Ceza Evi biraz ilerisinde sağda ki mavi, büyük bina Buca Belediyesi. Ceza evi ile Buca sınırlarına girilmiş olunur. Bu cadde üzerinde ( O dönemde İzmir’e gelip iş tutup, yerleşen İngiliz, Fransız, Hollandalı, İtalyan ve diğer Levanten ailelerinden meydana gelen toplum, Buca nın gelişip zenginleşmesine önemli katkılarda bulunmuş ve ortak kültür oluşturmuş ) Levanten’ lerin malikâneleri bulunmakta. Buca’ ya geldik ancak ben sadece Kızılçullu' yu anlatıp çevresini de fotoğraflarla göstermek istiyorum.


Eski Amerikan Koleji / Köy Enstitüsü  (Sevgili Oğuz'un yazısından alıntıdır)

 1 2   

1-2 SuKemerleri                                                                                    


 
Su Kemerlerinin karşı kısmı. Sağda görülen duvar uzantısının devamında çok eski köprü vardı.

 

Bu yolda eskiden gürül gürül Vezirağa kaynak suyu , Meles çayına akardı.




Çocukluğumun geçtiği sokak



Şirinyer tren istasyonu



Belediyenin önünde sevgili arkadaşlarım Cengiz bey ve Oğuz beni bekliyor


         
  Kilise giriş bahçe yolu                    Baptist Protestan Kilisesi





Kilise içi (Nikahımın olduğu yer)
                                                                
İzmir-Aydın Demir yolu yapılırken sorumlu
Mühendisin mezarı





Kilise bahçesindeki mezarlık



Evka 1 ile Buca' nın kesiştiği noktada Mevlana tepesi

 

1



2     1 ve 2 ( Evka 1 de ki ) 7 göller


   

Kız Kulesi(Levanten Hacı Andoniyadis'e ait kule olup zamanla Kız kulesi adını almış)




Kaynaklar yolu Gölet




 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- abidindemir 27-04-2009 19:43:11

Bende cocukluğumu sokakta sek sek oynarak, ip atlayıp, saklambaç, körebe, kaydırak , yakan top gibi oyunlar oynayarak yaşayanlardanım. O yıllar ne güzel di değil mi. Güzel anlatımınız ile beni geçmişe döndürdünüz. Özlemişim sizi ve yazılarınızı.Elinize sağlık...
- Honeyseller 27-04-2009 20:00:17

Ablacığım çok samimi ,çok güzel bir yazı.Çocukluk yıllarınına doyamadım.Lakin ben biraz safımdır.Belki safça bir soru ama hem komşu oğlunla evleniyorsun hem de kilisede? Ellerine,kalemine,emeğine sağlık
- enise 27-04-2009 20:12:49

Sevgili Oktay Kilise nin belediye tarafından nikah salonu olarak kullanıldığı yıllardı.Bknz(Cengiz bey ve Oğuz'un )Buca yazılarına.Teşekkürler...
- abt_smyrna 27-04-2009 20:13:34

Enise Abla Cengiz Bey'in doğduğu yeri hep beraber gezmiştik. bu kez sizin doğduğunuz bölgeyi gezerken ben yanınızda olamasam da sizin ağzınızdan okumak da hoş oldu. İçten yazınız için teşekkürler.
- Honeyseller 27-04-2009 20:36:17

Ablacığım,seni ve tüm izmir ekibini istanbulda görmekten mutlu olurum.Temmuzda gelirseniz size hoş bir misapirverlik yapacağıma söz veriyor ve davet ediyorum.Sevgi ve saygılarımla
- EYLÜLADA 27-04-2009 21:00:10

Sanırım mahalle gezilerimiz amacına ulaşıyor. Eskinin değerlerine ve mahalle yaşamına dair sımsıcak bir bakış olmuş çünkü yazın... Projenin de amacı buydu değil mi Sevgili Doktor? Eskiyi, yaşanmışlıkları ve gayri-resmi tarihi kayıt altına almak!
- tütü 27-04-2009 21:47:16

Kızılçullu'nun su kemerleri hafızamdaki yerini artık hiç kaybetmeyecek...Daha bu sabah kahvaltıda çocukluğumuzda oynadığımız oyunları konuşuyorduk eşimle, bu güzel anılar üstüne geldi...Fotoğraflara bakarken o zamanki Nikah Dairesine giden ağaçlıklı yolda takıldım...O yolda yürüyen bir gelin (!) geldi gözümün önüne...O yol gelin ve damat tarafından yürünerek mi giriliyordu nikaha? Teşekkürler enise bizimle paylaştığın anıların için....
- Alinda 27-04-2009 23:02:19

Geçmişin güzel hatıraları senin kaleminle daha bir güzelleşmiş Enise Abla. Camın,kapının kilitlenmediği hatta kapılarda iplerin sarktığı,çekip içeri girdiğimiz insanların güvenle ve sevgiyle yaşadığı bu dönemleri ne güzel dile getirmişsin ablacığım. Ellerine sağlık.
- ZİKO 27-04-2009 23:18:20

Bana mı öyle geldi bilmiyorum ama bu yazı şimdiye kadarki en sıcak,en içten ve en güzel yazılarınızdan biriydi.Serde yaşanmışlıklar olunca böyle olması da çok doğal aslında.Enise abla paylaştığın için teşekkürler..
- ayşegül- 28-04-2009 02:17:20

Enise ablacığım, çocukluğuna ilk gençliğine bizi de davet ettiğin ve asma çardağının altındaki o semaverin çayından bize de ikram ettiğin için çok teşekkürler.Okuyanı içine alan ,beraber yaşatan , içten bir paylaşım olmuş. Ellerinize sağlık
- mctumer 28-04-2009 07:59:33

Sevgili enise hanım eline sağlık, budur. İşin içine yaşanmışlıklar ve anılar girince yazının samimiyeti ve sıcaklığı ne kadar farkediyor. Benim de okuduğum en sıcak ve samimi, bizi içine alan Enise Hanım yazısı. Sevgili Oğuz'un dediği gibi izmir mahalleleri projemizin tam amacı buydu ve bu çizgide başarı ile ilerlerdiğimizi düşünüyorum. Sevgili Oktay Hocam İstanbul davetin için teşekkür ederiz. 31 temmuz 2 ağustos arası organizasyonunu yaptığım İNECİKGÖRSEL Görsel Sanat Günleri var. O ay çok yoğun olacağım.
- enise 28-04-2009 13:12:01

Sevgili arkadaşlarım tüm güzel yorumlarınız için teşekkür ederim.Sevgili Tülay kilisenin içine araç giremediği için o yolu gelin ve damat yürüyerek gidiyor.Sevgili Oktay davet için teşekkürler Cengiz bey ve Oğuz'un ve seninde müsait olduğun bir zaman geliriz umarım.Sevgiler..
- everest 28-04-2009 17:40:55

Çok sıcak ve samimi bir yazıydı... Eline sağlık Enise abla...
- BÜLTER 29-04-2009 01:57:58

enise abla çok güzel yazmışsın. kilise nikahı ha , iyi fikir :)
- moyiss 01-05-2009 04:47:17

Fotoğraflara bakınca çocukluğum aklıma geldi... Aydın-Şirinyer arası yaşadığım tren yolculukları ve istasyondan gelen "sıcak gevreeeek!!" çığlıkları. Bir de kapı önünde oyun aralarında yediğimiz "çiğdem" ler.
- oymakas 04-05-2009 20:48:07

Sevgili Enise, geçtiğimiz hafta sonu seni tanımak oldukça keyifliydi. Yaşam sevincini yazılarında da keyifle alıyoruz.
- Ayegülll 11-08-2009 00:54:31

Ellerinize sağlık! Çok güzel anlatmışsınız, adeta çocukluğuma döndüm... Benim annem ve babamın nikahları da o kilisede kıyılmış, çok güzel bir yapı. Eğer hala duruyorsa, küçüklüğümde orada çok güzel koccaman bir org görmüştüm. Buca-Şirinyer şahane tren istasyonları ve Buca'nın (ben orada büyüdüm) muhteşem köşkleri ile çok güzeller. Kız kulesi en son gördüğümde 86 veya 87 idi ve yıkılmak üzereydi, şimdi çok güzel olmuş. Gölet de sanki farklı bir Buca yaratmış değil mi? Amaaa...O tepenin adı Mevlana tepesi değil, Tıngırtepe. Ben o tepenin; eteklerinde zeytinlikleri olan, baharda rengarenk çiçekler açan, Erkan, Acca Tülay, Kara Ayşe, Neriman ve Mıstık abimle oynayıp koşturduğumuz Tıngırtepe halini sevmeye devam edeceğim. Offf...burnumda tüttü...
- yusufdemir55 28-06-2015 03:03:00

Yazınızı okumak gerçekten keyifliydi. Okurken sanki 70´li yılların başına döndüm. Su kemerleri, Osmanağa suyu, Şirinyer Tren İstasyonu, Park, hepsi gözümün öününde canlandı. Sinamaları vardı, İppek, Emek, bunların yazlığı ve kışlığı vardı. Sadece yazlık olarak, Altınordu, parkın karşısında bir sinema daha vardı. Birde, Cezaevi´ne doğru ilerleyince,sağ tarafta sinema vardı, adını hatırlayamadım. 1972 yılında birde Cambazhane kurulmuştu Şirinyer´de.. Şirinyer´den Buca´ya giderken, Cezaevi´nden öteye bina yoktu, bir ilçeden başka bir ilçeye gittiğinizi anlayarak giderdiniz. Ne güzel günlerdi ama maalesef çok çabuk tükendiler.
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz