» Kendingez » Forum » GÜNDEM » Kültür Farkları

Kültür Farkları

........

cherryblossomgirl
30-07-2008
Kültür Farkları


Dünyanın binbir yerini görmüş binrotalılar olarak gittiğiniz ülkelerde/şehirlerde gözünüze çarpan kültür farkları neler oldu?

cherryblossomgirl
30-07-2008


Hemen kendiminkileri söyleyeyim.

Amerika, California San Jose'de gördüğüm birşey, bizdeki gibi trafik stresi, acele olmadığı için sakinlikti. Otoparklarda birbirlerini dakikalarca bekleyen insanlar, marketlerde gününüz nasıl geçiyor, aradığınız herşeyi bulabildiniz mi diye soran kasayerler, gene kasa kuyruklarında birbirini sabırla bekleyen müşteriler gerçekten ilgimi çekmişti. Bir de öpüşmemek. Gittiğim yerdeki Rotaractları bulup Hintli bir kızla tanışırken onu öpünce herkes çok şaşırmıştı. Bizim kadar sırnaşık değiller :)

Avrupa'da ise yemekle ilgili ilginç bir kültüre şahit oldum. Diyelim ki bir arkadaşınıza misafirliğe gittiniz, saatler geçti ve yemek saati geldi, ev sahibi arkadaşına biz yemek yiyeceğiz diyor, arkadaş da tamam o zaman diyip kalkıp evine gidiyor. Bizdeki o "misafir umduğunu değil bulduğunu yer", "sofraya bir tabak daha ekleyeceğiz alt tarafı", "kaynanan seviyormuş" muhabbetleri asla geçerli değil...



BÜLTER
30-07-2008

...

cherryblossomgirl
30-07-2008
gayet ciddiler bülter, yani kalkıp giden arkadaş bozulmuyo bile, e normali de bu zaten tavrıyla gidiyo evine.

şey de var mesela, diyelim eşiyle televizyon izliyo ve canı ne bileyim nescafe istiyo, veya sandviç istiyo, gidiyo kendine yapıyo, geliyo oturuyo televizyonunu izlemeye devam ediyo. çünkü şu mantık var, o da istiyosa o da gitsin alsın, bana mı güvendi?

bizdeki o "sen yemezsen boğazımdan geçmez" kültürü de yok.

yanlış anlaşılmasın burada eleştirmiyorum onları, onlarınki de bir mantık sonuçta. daha doğal bile gelebilir kimine. sadece bizden epey farklı.
cherkesh
30-07-2008

Kesinlikle  tartışılması gereken , yönlendirici  bir  konuya gündeme  getirdiğin  için sizi  kutluyorum .
    Bir  İngiliz  arkadaşım bir  gün   çoğunluğu  Dünyanın farklı  ülkelerinden gelen  dil 
okulu  öğrencilerinin oluşturduğu bir grupdan  bir   Türk kızının dramatik  bir  şekilde  dışlandığını  söylediğinde , önce  doğal olarak  neden dışlandığı konusunda  ayrıntıları  öğrenmek  için  sorduğumuzda merakımız  son  buluyor .

.     Yeni  dönem  ertesi  yıl  geri  dönen  kızımız sevdiği sınıf  arkadaşı bir Fransız   kıza " tatil sana çok yaramış  kilo almışsın " diyerek   geçen  dönem öğrendiklerini  pratik yapmak  istediğinde  ....  aniden  ortam  geriliyor ve sessizlik ... 
bir süre  herkes  donup  kalıyor  ve   sezsizliğin ardından  Fransız hüngür  hüngür  ağlamaya  başlıyor ve kızı teselli etmeye  çalışan diğerlerinin  katılımı ile bizim  kızımız bar da tek başına bırakılıyor ve ardından   bir  süre  dışlanıyor .



     Bunun  Türkiye  de  espri karışımı  bir  iltifat   olduğunu  anlatmaya  ingilizcesi  uygun olmayan kızımızın  yardımına  koşsakta  bir  süre kafalardaki  önyargıyı  silmek  uzun  zaman  alıyor.

Avrupa  da  hoş  görülmeyen hatta  ofansif bir  tavırla karşı  karşıya  kalınabilecek  durumlar şunlar  :

Kimse  ye  uzun  yıllar  tanısanız  bile   kesinlikle  el  ile  vücudunun  herhangi bir  yerine  dokunmayın ,yalnışlıkla  yapsanız  dahi  özür dileyin .
"My  frıend " demeyin  ; çünkü  uzun  yıllardır  arkadaşlığınız  yoksa  tepki  alabilirsiniz .  
Yaş  .  ne  iş  yaptığı  ,kilosu,  özel  hayatı  ile  ilgili  sorular  ,dini ve  milliyetini ,  maaşını  sormayın .
Herhangi  bir  yerde birine kesinlikle tanımadıklarınız  ile  gözkontağından kaçının .
Lütfen ile  konuştuğunuz  her  ricada  size  değer  verdiklerini  göreceksiniz. lütfen  kullanmadığınız  ricalar  ve  istekler  emir  olarak  algılanacağından  hoş  olmayan  bir  durumla  karşılaşabilirsiniz .
Size  herhangi bir yerde  bir  personeli, bir  memur veya  bir  garson  ve  hatta bir vatandaş  bir  tebessüm yada  gülümseyerek selam  veriyor  veya  konuşuyorsa  o  ülkenin  nezaket kuralıdır . Başka  bir  anlam  taşımaz.
    Tüm  bunları  yaşadığım  tecrübelerden  aktararak  yazıyorum . Dil  öğrenmek  isteyenlere  işte   bir  küçük  öneri :
Gerçekten  dil  öğrenmek  istiyorsanız . Yabancı  arkadaşlar edinin  .Türkçe  konuşmaktan mümkün olduğu  kadar  kaçının .Hiç  bir kelimeyi  Türkçe kalıplar  ile  zihninizde tercüme  edip konuşmaya  çalışmayın . Karşınızdaki  sizi anlamakta  zorlanacak .  Tercüme  yapmadan  o  dilin kalıplarına  cevap  vererek  zorlayın  kısa bir   süre  sonra   muhteşem değişikliği  hisseteceksiniz .




 

BÜLTER
30-07-2008

........

cherryblossomgirl
31-07-2008


başından geçenleri yazmanı merakla bekliyorum bülter :)
cigit
31-07-2008

Kültür farklılığı olmasada bazen yanlış bilinmeler oluyor. 2006 yazında Danimarkada Estonyalı bir arkadasla yemek yemeye gittik. Sipariş verdik herneyse yemeğimiz geldi ve gayet normal olarak çatal bıçak kullandım ve yemekten sonra beni şaşırtan soru: çatal bıçak kullanmayı nerde öğrendin? şaşa kaldım neden? die sordum gelen cevap ise daha da çok şaşırttı beni ''Türkleri elleriye yiyorlar biliyordum.''

drfrankesta
01-08-2008
Kültür farkları bence dünyaya anlam katan, insanları  birbirinden ayıran; ayırmasına rağmen  hiç rahatsız edici olmayan farklardandır. insanoğlu kendi kültürünü en doğru olarak tanımladığı andan itibaren ise kültür farkı tam anlamıyla bir savaş sebebi olabiliyor. Bu konuya sonraki yazılarımda değineceğim. Benim iki eniştem Hollandalı ve çok sakin, hoşgörülü, hiçbirşeyi problem yapmayan insanlar. Bu sene avrupa kupası maçlarını izlerken Hollanda-Rusya maçı onlar iiçin tam bir eziyet haline dönüştü. Maçı Türkiye de izledik ve kendi ülkesinin yenilgisine sadece "moralim çok bozuldu bir müddet dışarıya çıksam iyi olacak" diyerek tepki gössterdi. Bizimle beraber, sonra Almanya maçını izledi ve ben biz gol attığımızda öyle bir çak dostum hareketi yapıp okadar sert çaktım ki yüzündeki noluyor ifadesini unutamam. o maçta biz yenildik ve hepimiz kahrolduk. Eğer daha önce kendi milletinin yenilgisine nasıl tepki verdiğini görmesem bizim yenilmemize hiç mi üzülmedin diye çıkışırdım. ama onu ve kültürünün tepkiselliğini görünce bizim maçtan sonra ki tepkisizliğine de kızmadım.
 
 Hollanda'nın mağlubiyetinden sonraki gün haberlerde Hollanda' da insanların tepkilerini ortaya koymak için bisikletlerini kanala attıklarını veriyordu. sonraki haber mi işte orası tam anlamıyla  traji komik bir  Türkiye hikayesi. Açın arşivlere bakın tam avrupa kupası sırasında bizzde bir düğün ,ölüler yaralılar kırıla gidiyor. Kendisi Türkçe bilmediği için görüntüleri görünce:
"yine terör saldırısı mı?" dedi. bende yok düğün dedim. Düğünümü basmışlar dedi. Ben: SEVİNMİŞ HEM DE ÇOK ÇOK SEVİNMİŞ- ölü sayısına istinaden-dedim . Bu bir kültür farkımı; değil tabi ki ama biz başkalarıyla kendi kültürümüzü kıyaslarken aslında bunları kıyaslıyoruz. Dikkat ettim mesela davrannışlarımızın yanlış anlaşılabileceğinden bahsetmişler. Çok doğru çünkü birçoğu davranmayı bilmiyor. Türkiye'de görmüyor muyuz? yolda giderken "ortak baksana" dendiğinde bütün genç erkekler dönüp bakmıyor mu? Muhtemel biir konuşma ve davranım özrü olan kişiyi tespit için bende dönüyorum.  başka zaman çok çılgın farklarla yine aranıza dönmek isterim. Yorumlarınız benim için : EKİLİ BİR TOHUMA YAĞMUR GİBi OLACAKTIR  
BÜLTER
04-08-2008

.......

cigit
05-08-2008
Özür diliyorum VG geç bir cevap oldu. Türkiye ye davet ettim kendisini. Baska bir olay daha var  hazır vakit ve bağlantı bulmuşken paylaşyım. Aynı kişiyle ilk diyalogumuz da ilginiçti merhaba adınız nerden geliyorsunuz? gibi daha sonra muhabbet artınca ben inanmıyorm Türk olduğuna dedi neden die sordum  sadece ''hello'' ''kiss you'' '' I love you'' ''webcam'' kalıplarını kullanmıyorsun dedi. Meğeresem estonyalıların bir sitesi bizim Türkler tarafından keşfedilmiş ve o insanlarda email adreslerini falan paylaşıolarmış site içinde. Durum böyle olunca olayın devamını tahmin edebiliyorsunuzdur:) Beni de aynı kalıp içinde yargıladı fakat önyargısını unutturdum :)
 
cherkesh
05-08-2008
Sevgili  Bülter,
       "Sen  yemezsen , boğazımdan geçmez "  kültürü  her  toplumda mevcut, nezaketten  bile  olsa  herkese  bir  şeyler isteyip ; istemediği sorulur . Avrupa da restorant ta  grup yemeğine  çıkan  aile  fertleride  olsa  geliri  olan  herkes kendi  payına  düşen  hesabı  öder . Ismarlama   bizdeki  gibi  gelenektir . Ancak  yakın arkadaşlarına birşeyler ısmarlandığı  zaman; kesinlikle diğerleride bir  şeyler  ısmarlayarak cevap  verir .
         Tanımadığınız  veya yeni  tanıştığınız  birine  bir  şey  ısmarlıyorsanız , kesinlikle yalnış  anlayacak  hatta  bir  bahane  bulup ,sizden  uzaklaşmaya  çalışacaktır .
         18  yaşına  giren  aile  ferdine  kendi ayakları  üzerinde durabileceği  ve ailesine bağlı kalmadan  özgürce  yaşayabileceği  ve kendi kararlarını   verebileceği bir ortam  oluşturmak  bir  gelenek  değil ; bir  zorunluluk ve  yaşam  biçimidir .
         Amaç  çocuğa   toplumu  ve  kendisine karşı  sorumlulukları olan ve kendi  özgüvenini  özgürce  geliştirebileceği , tamamen kendi  eğitimini ve  sosyal çevresini  özgürce  toplum   ve aile baskısı olmadan  oluştarabilen, üretken   fertler  haline  dönüştürerek ; toplumu  meydana  getiren  zincir  halkalarını  daha  sağlam ,  eğitimli,  kendi  ayakları  üzerinde  durabilen, yeni  kuşaklar   oluşturmaktır .
          Ekonomik  özgürlüğünü  büyük  mücadelelerle   kazananlar   ile   ailesinin   kanatları  altında olanların arasındaki  farkı anlamak  için  biraz  ileri görmek  gerekiyor . Dünyanın  her  yerinde  orta  yaşlarda  olan ve  ailesi  ile  yaşayan  yüzlerce  kişi  tanıyorum . Aynı  binada  oturan ve maddi  manevi  desteğini  esirgemeyen ve  hatta  iş  ortağı  yapan  aileler  bir  yandan canları  olan yavrularına bu  şefkatı  gösterirken ; madalyonun  diğer tarafında  özgüveni tam oluşmayan  mücadele  tecrübeleri  zayıf  maddi  ve  manevi  desteğe herzaman  ihtiyaçları  olabilecek  yeni  kuşaklar oluşturuyorlar . 
        Son  günlerde   gazetelerde  okuduğum bir  yazı  " Sean  Connery  oğlunu   175  mılyon dolarlık  servetınden  mahrum  etti  " yazıyor . Hazır  para  yemek  yerine  çok sevdiği  oğlunun  kariyer  yapıp  kendi ayakları  üzerinde  durması  gerektiğini  gerekçe  olarak  gösteriyormuş .
         Atalarımız  ne  demiş   HAZIRA  DAĞ  BİLE  DAYANMAZ...
     
BÜLTER
15-08-2008

........

çitlembik
05-09-2008
Çok keyifle okuduğum bir forum oldu. Herkes çok güzel şeyler yazmış. Teşekkürler...

Ben babam'dan dinlediğim bir yol hikayesini paylaşacağım. İkram konusunda ve yazılanları doğrular bir anı diyebilirim. Babam 35 yıllık TIR şöforüdür. 35 yılın 18 yılı yurtdışına çalışarak geçirmiş. Tüm Avrupa ve Çin , Arap Ülkelerinden de sadece İran. Danimarka'ya giriş yapmış ve malı teslim edeceği fabrikayı bulamamış. Derken yolda tatile çıkmış ve bir ağacın gölgesinde mola vermiş aileye fabrikanın nerede olduğunu sormuş. Adam da demiş ki bekle ben seni oraya götüreceğim. Bu arada yemeklerini yemişler sonra çikolatalar paket paket açılmış yenmiş babamda oralarda bekliyor. Yani biz olsak ikram ederiz değil mi buyur ederiz falan. Yok öyle bir şey. Ama şöyle bir şey var ki fabrika'nın kapısına kadar babamı götürmüşler. Üstelik onların gittikleri yönün ters istikametine dönmüşler. Düşünün tatile çıkmışsınız çoluk çocuk yol soran biri için gerisin geri dönüp onu götürür müydünüz?
cherryblossomgirl
24-09-2008
çitlembik bu anlattığını yeni okudum çok teşekkürler bu paylaşım için.

benim aklıma da gene bu başlığı görünce, avrupa'da, bir yayanın karşıdan karşıya geçmekte olduğunu gören bir arabanın ne kadar önce durup yol verdiğine inanamayışım geldi.

burada yaya geçidinden de geçiyor olsak, araba burnunu neredeyse bize çarpacak kadar yakınlaştırır ve kornaya basmak suretiyle ödümüzü patlatır.

amacım yaşasın onlar tu kaka biz demek değil, ama bu da bir gerçek yani :)
camkenari
25-09-2008
evet yaya geçidinin ne işe yaradığını avrupada öğrendik biz de =)  roma' da karşıdan karşıya geçmek için bekliyorduk ve son sürat gelen arabalar zınk diye önümüzde durdu..anlamadık önce sonra baktık yaya geçidindeyiz!  şoförlerden ne bir korna, ne bir ters bakış hiçbir şey gelmedi, çünkü geçiş hakkı bizimdi..roma-berlin-amsterdam-prag hepsinde çok rahat yaya geçitlerini kullandık, ama bu pariste işe yaramadı. paris trafik konusunda türkiye gibi, dikket edin ezilmeyin =)

cherryblossomgirl
25-09-2008
ha bi de tabii şey var, amsterdam'da neredeyse en önemli araç bisiklet olduğunudan, bisiklet yollarında da onlar çok hassaslar, haklı olarak. ben uzun süre alışamayıp, bisiklet yollarında yürüdüm ve arkamda hep bir çınn çınn sesiyle uyanarak ve de utanarak yoldan çekildim :))
MIYU
25-09-2008
bütün bu anlattıklarınıza , deneyimlerinize katılmamak mümkün değil. Bir örnek de benden :
Çocukluğum Almanya'da geçti ve semtimize yeni taşınan ve bahçede sokakta konuşarak dostluk kurulan komşumuza annem "kahve - pasta" (Kaffee Kuchen) ' e gidecek. Gün için beni gönderiyor ve ben soruyorum, hangi gün müsaitsiniz annem gelecek diye, gelen cevap şu şu gün ama hangi saatler arasında gelecek? Yani saat 14.00 de gelecek kaç saat oturacak?
O zamanlar orada yaşadığımız için bize de çok normal gelen bu soru üzerine saat 16.00 gibi kalkar cevabı verildi, ama düşüsenize; biz, gelen misafirimize, üstelik daha gelmeden ne kadar kalacaksın diye sorar mıyız? Tam tersi "Allah aşkına, akşam yemeğine de kal" gibi ısrarlara girişiriz...
OyaÖzgen
01-11-2008

Konuya ben de bir iki örnekle katılayım.
1- Belçikalılar dostlarıyla merhabalaşırken sarılıp yanaklarından üç kez öpüyorlar.
2- Bazı Türki Cumhuriyetlerde "hayır" evet anlamına geliyor,hayır onlar için çoğunlukla hayırlıdır anlamında.
3- Bangkok'ta garson kızlar siparişinizi alırken önünüzde diz çöküyor ya da yere oturuyor.

cherkesh
02-11-2008
Sevgili  Çitlembık' Önemli  bir  konuya  değindiğin için  teşekkür  ediyorum. Babanızın  neler  hissettiğini anlamak zor  değil. Avrupalılar  özellikle  tanımadığı  kişilere ikramda  bulunmazlar. Özellikle  çocukların yanında  asla, bu    kişilik  haklarına  saygı olduğu  gibi, çocukların eğitimi açısından karşılaşabilecekleri  olumsuz  davranışlar ve kötü niyetli kişilerin yaklaşımlarını engellemek amacı ile ilgili toplumsal   otokontrol  sistemidir. Aksi  takdirde, orada   tanımadıkları  bir  kişi  ile  çikolatalarını paylaşan çocuklara " herhangi  bir  kişiden ikram  kabul  edebilirsin"  mesajı  verilmiş  olacaktı. Babanızın yerine ..  Danimarka  kralı  olsaydı ;  durum  değişmezdi.
 
gelmedi-rukiye
13-01-2009
bİZLER TOPLUM OLARAK BİRAZ FAZLA ETİKET VE ÜNVAN MERAKLISIYIZ GALİBA.kENDİMİZİ TANITIRKEN HEMEN ÖNÜNE KONUVERİLİR.DOKTOR   X- HAKİM Y-ALBAY Z FALAN GİBİ. AMA AVRUPADA ÇOĞUNLUKLA SOYİSİMLE TANITIR  İNSANLAR KENDİLERİNİ.ÜNVAN VEYA ETİKETLERİNİN ARKASINA SIĞINIP KENDİLERİNİ ONA DEĞERLENDİRİLMESİNİ BEKLEMEZLER.
YukselYilmaz
10-02-2009
Alın size başka bir kültür farkı:
İşim gereği çok Doğu'ya gidiyorum. Ve yabancı gruplarla gidiyoruz. Aslında Batı'da da görülür bu kültür (gerçi Batı'da daha çok azalmakta son yıllarda). Bu arada yurtiçinden bahsediyorum Doğu - Batı derken. Doğubayazıt'ta çarşıda geziyoruz, bazı erkekler el ele tutuşmu, sokakta dolaşıyor. Yabancıların ilk tepkisi: 'Türkiye'de homoseksüellik yaygın mı?
Neyse ki adamlara açıklıyoruz ve ıkna oluyorlar. Bir de bu bölgeye kendi başına gelip izleyip gidenler var, ne düşünüyorlar acaba?:-) 
chinagunlugu
22-04-2009
Guney Cin'de nasilsiniz sorusunu "yemek yedin mi?" seklinde soruyorlar.
Ben ilk zamanlar "evet, tokum" diyordum, sonra anlayinca "tesekkur ederim, siz yemek yediniz mi"ye cevirdim:)

kitipiyos
25-05-2009

mevzu madem el işaretleri en bombalarından biri olan ters Vden pay çıkaralım.
bir ingiliz bir de fransızın olduğu bir fıkra uydursak araya biyere ters V işaretini sıkıştırıverdikmi iş zıvanadan çıkar demedi demeyin.vakti zamanında İngiliz okçuları çok korkulan ve en iyi kabul edilen okçulardı. İngiliz okçular esir olduğunda Fransızlar tarafından işaret ve orta parmakları kesildi ki gelecek savaşlarda okçuluk yapamasınlar. Saf bir psikolojik savaş formu olan bir şekilde savaştan önce İngiliz okçular Fransızlar’a bu iki parmaklarını göstererek onların canlarına okuyacaklarını ima ederlerdi.
küfürmüş bağırmakmış nafile.herşey iki parmağa bakar.
aman  fransız lokantasında sipariş verirken elinize parmağınıza mukayet olun derim ben