Kendingez » Ülkeler » Fransa » Paris » LE SACRÉ COEUR YA DA KREMALI PASTA
13866
Gezdiği Yerler:Anadolu ve Rumeli, Fransa, Yunanistan, İtalya, Vatikan, Kıbrıs, Çek, Avusturya
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 3344
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 154

LE SACRÉ COEUR YA DA KREMALI PASTA

Kategorisi: Kültür/Sanat
|
Gezi Tarihi: 10-05-2003
|
Yazı Tarihi: 20-10-2008

                                   

Sizi bilmem ama, benim Paris’te en sevdiğim kilise Montmartre’da yükselen Sacré Coeur’dur. Hatta bu bölge için, Paris’in en sevdiğim mahallesi, söz konusu kilise için de yeryüzünün en güzel yapısıdır diyebilirim.

Günümüzde dünyanın her yerinde, dinsel yapılar kültürel turizmin en gözde mekanları olmuştur. Hiçbir gezi programı, bu ruhani tapınakları görmezden gelmek istemez. Bir kentin ya da ülkenin sosyo-ekonomik zenginliğinin en önemli göstergesi, bu dinsel mabetler midir bilinmez ama, Antik’ten Rönesans’a kadar her coğrafyanın en gözde ve en büyük eserlerinin bunlar oldukları kesindir.

 

İster halen daha ibadete açık olsun, ister artık bir müze işlevi görsün, ister sadece dört duvarı günümüze kadar gelebilip ayakta kalsın hiç fark etmez. Pagan tapınaklarından katedrallere, camilerden sinagoglara tüm dinsel yapılar ziyaretçileriyle dolup dolup taşmaktadır günümüzde. Çünkü bu mabetler, taşıdıkları işlev kadar, aynı zamanda çok özel yapılardır. Dönemlerinin en ünlü mimarlarının, sanatçılarının ve yapı ustalarının elinden çıktıkları için her şeyden önce dünya üzerinde bir eşi benzerleri daha yoktur. Süslemeleri özgün, çinileri kusursuz, oymaları derin, kubbeleri engin, vitrayları ışıl ışıldır onların.   

 

Bu şaheserler arasında, kişisel gezi tarihim süresince ziyaret edebilme şansına eriştiklerim, aslında son derece az. Ama yazının konusuna gelebilmek açısından tamamen öznel ve subjektif bir karşılaştırma yapabilme şansım da var elbette…

 

Gelişigüzel sıralayacak olursak: Selçuk St. Jean, İstanbul Ayasofya, Sultanahmet ve Süleymaniye, Edirne Selimiye, Venedik St. Marco, Floransa Santa Maria Del Fiore, Vatikan St. Pietro, Lefkoşa St. Sophia (ya da Selimiye Cami), Prag St. Vitrüs, Viyana Stephansdom ve Paris Notre Dame ile Sacré Coeur…

 

Tüm bu anıtsal yapıtların, bulundukları şehrin en önemli dinsel yapısı olduğunda hemfikiriz sanırım. Görenleriniz vardır elbet; çünkü bu listeyi –elbette Anadolu’dan da örneklerle birlikte– Barselona, Granada, Köln, Londra, Moskova, Milano diye uzatmak olası.

 

Ama kim ne derse desin, bu mabetler arasındaki benim favorim Montmartre’daki Sacré Coeur’dur. Çünkü diğer hiçbir dinsel yapı, Sacré Coeur kadar aydınlık ve onun kadar güler yüzlü değildir. Kremalı pasta ise hiç değildir.

 

Evet, bu karşılaştırmayı yapmak belki son derece yanlış. Yapılış tarihleri farklı, üslupları farklı, mimarları ve dönemleri farklı bunca yapıyı bir arada sıralayıp da birini diğerinden öne çıkarmak belki saçma. Ama dediğim gibi bu subjektif bir yazı. Mimari ve sanatsal değerlerden çok, bende hissettirdikleri üzerine kaleme alınıyor.


 

 

19’ncu yüzyıla tarihlenen Sacré Coeur (Kutsal Yürek), neo-klasik mimarinin masalsı bir örneği bence. Paris’in en yüksek tepesi Montmartre’da bulunan kilisenin en önemli farkı, bembeyaz kubbesinden geliyor. Güneş altında pırıl pırıl ışıldadığı için gözleriniz kamaşsa da bu güzellikten kendinizi bir türlü alamıyorsunuz.

Yapım hikayesi de oldukça ilginç: İki Katolik Fransız, Paris’in Prusyalıların işgalinden kurtulması durumunda, görkemli bir kilise yaptıracaklarına dair adakta bulunmuşlar. İşgal sona erince, adağı yerine getirmek üzere dönemin başpiskoposuna danışmışlar. Başpiskopos elbette son derece memnun bir şekilde bu iki dini bütün Katolik’e Montmartre’ı göstermiş. Gel zaman, git zaman kilisenin yapım işi Paul Abadie’ye verilmiş. Fransız mimarın çizdiği Erken Bizans üslubundaki plan çok beğenilmiş. Ve 1875’de inşaata başlanmış. Ancak çoğu dinsel yapı mimarının başına geldiği gibi (!) Abadie’nin de ömrü Sacré Coeur’u tamamlamaya yetmemiş. Kilise nihayet 1919’da bitebilmiş ve ibadete açılmış.

•••

Kral IX Louis ve Joan Of Arc’ın heykelleriyle süslenen ve 19 ton ağırlığı ile dünyanın en ağır çanlarından birine de ev sahipliği yapan Sacré Coeur’u, Paris’e yolunuz düştüğünde mutlaka görün. Sizi tepeye ulaştıracak bitmek bilmez merdivenleri tırmanmak gözünüzde büyüyorsa funiküler de var. Yukarıya çıktıktan sonra, önce Paris panoramasına şöyle bir bakın. Ardından bu manzara eşliğinde kremalı pasta kıvamındaki Sacré Coeur’dan iri bir ısırık alın.

Sonra kilisenin hemen yanındaki sokağa girerek biraz ilerleyin ve 2001’de Amelie’nin de çekildiği parke taşlı daracık ara yollarda keşfe çıkın. Eğer yorulursanız meydana geri dönün ve yerel ressamlardan birine aslında hiç de size benzemeyecek olan portrenizi yaptırın. Ve verdiğiniz onca paradan sonra portreniz içinize oturduğu için kendinize bir kahve söylemek üzere yol kenarındaki café’lerden birine çöküverin. Gelip geçenleri izlerken sakinleşin ve akşam olmasını bekleyin.

Çünkü gün akşama döndüğünde, hemen aşağıdaki Pigale’de, Moulin Rouge sizi bekliyor olacak.

                                       

 
– Ekim 2008

• Yazıda kullanılan görsellerin tamamı kamuya açık internet kaynakları ya da kart-postallardır. Kişisel arşivimde yer alan fotoğraflardaki insanların gözleri kırmızı çıktığı için ya da kubbeden yansıyan gün ışığı kareyi bembeyaz yaptığından dolayı yazıya eklenmesinden özellikle kaçınılmıştır.
• Bu yazı; elbette ve kısmen gerçek duygularımla birlikte –ama tamamen eğlenmek adına ironiler üzerine kurulmuş olup, yazıda da belirtildiği üzere subjektif bir bakış açısıyla kaleme alınmıştır. Herhangi bir polemiğe mahal vermemek adına belirtmek isterim.


"Le Sacré Coeur ya da Kremalı Pasta" yukarıdaki şekliyle yayımlandıktan sonra, Sevgili Şeref Pınarcı'nın görsel arşiviyle taçlandı ve "10 Adımda Montmartre Sergisi" ortaya çıktı (24 Ekim 2008). Kişisel fotoğraf arşivini benimle paylaştığı için Şeref Pınarcı'ya (TALYA) teşekkür ediyorum.

 
10 ADIMDA MONTMARTRE




















 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- justinian 21-10-2008 00:58:12

Sevgili Oğuz Abi, Bu yazını da keyifle okudum. 2007 Eylül'ünde; Paris'e vardığım anda ilk işim, o tepeye çıkmak ve Sacre Coeur'u ziyaret etmek olmuştu. Kremalı pastaya benzediğini hiç düşünmemiştim doğrusu... Süper benzetme :-)
- cherryblossomgirl 21-10-2008 02:32:21

bu neşeli yazı için teşekkürler, iri bir ısırık almak istedim gerçekten de fotoğraflardaki kremalı pastadan...
- mctumer 21-10-2008 08:42:16

Sevgili Oğuz, bu keyifli yazı için teşekkürler. Eline sağlık. Ayrıca bir önceki Vatikan yazısının fotoğrafları için yazdıklarımla seni kımamışımdırumarım.
- EYLÜLADA 21-10-2008 09:27:16

Sevgili Doktor > Elbette kırmadınız, çünkü doğru söze ne denir? / Sevgili kardeşim Serhat ve editörüm Melis > Sizi neşelendirip keyif verebildiğim için mutluyum. Gerçekten kremalı bir pasta gibi değil mi? (Olsa da yesek...)
- çitlembik 21-10-2008 10:18:28

Amelie filminin orada çekildiğinden haberim yoktu ve ben o filme hayran kalmıştım. Gün olurda gidersem yazınızda bahsi geçen sokağı bir arşınlamak isterim açıkcası. Bu güzel yazınız için çok teşekküerler...
- EYLÜLADA 21-10-2008 10:28:24

Sevgili Çiğdem > Amelie'nin çoğu sahnesi Montmartre'da çekilmiştir. Sacre Coeur ise filmin önemli motiflerinden biridir. Filmi ben de çok severim ve bıkmadan izlerim. Yorumların için teşekkürler...
- OyaÖzgen 21-10-2008 12:09:15

Bence de Paris'in en güzel köşesi ve bilmediğim birçok şeyi yazınızdan öğrendim.Bu doyurucu ve krema tadındaki yazı için teşekkürler.
- camkenari 21-10-2008 13:45:33

Paris'te en sevdiğim yer Montmarte olduğu için Sacre Coeur'un bendeki yeri ayrıdır =) Mimarının Müslüman olduğunu ve bu yüzden camiyi andırdığını okumuştum bir yerde; ama sanırım hatalı bir bilgiymiş =(
- MIYU 21-10-2008 16:52:58

Sevgili Oğuz, tam da canım tatlı isterken yazınızı okudum :) inanılmaz geliyor değil mi ama gerçekten öyle ve benim de Melis gibi bır ısırık almak geçti içimden :)) yine çok güzel bir anlatım olmuş ve bu seferki fotoğraflarda çok iştah kabartıyor. Ellerinize sağlık!!
- EYLÜLADA 21-10-2008 17:28:24

Sevgili Oya, Işıl ve Müge > Anlaşılan herkes Sacre Coeur’dan bir ısırık alma peşinde... Günün birinde bir araya gelme şansımız olursa, söz kremalı pastalar benden olacak!
- TALYA 22-10-2008 00:04:31

2006 Ocak ayında güneşli ve soğuk bir günde oradaydım. Dilerseniz bir kaç fotoğraf yollayabilirim. Sokak ve Kilise ile ilgili. Elinize sağlık.
- Kedim 22-10-2008 00:28:03

Ayol Eylulada. Memlekete dondum costurmussun vallahi bu guzel yazinla. Enfes bir anlatim dogrusu. Simdiye kadar senin tum yazdiklarina "10+ hepsi" puanimi vermistim. Elimdekiler bunlardi. Sevgiyle kal.
- EYLÜLADA 22-10-2008 09:37:15

Beysun'a > Ben de bu Kedim nerelerde diyordum. Hoşgeldin. Peki bize neler getirdin?
- EYLÜLADA 22-10-2008 09:37:43

Şeref Bey'e > Biliyor musunuz, elimdekiler yetersiz olduğu için sitedeki arkadaşlardan görsel destek isteme konusunda, yazıyı yüklemeden önce, ben de böyle bir şey düşünmüştüm. Ama sonradan vazgeçmiştim. Bu yüzden fotoğraf yollarsanız elbette çok sevinir ve hemen sizin imzanızla yazıma eklerim. Böylece binrota'daki bir yazıya dair "ilk" kollektif çalışma da ortaya çıkmış olur. E-posta adresim: edaada@smileadsl.com
- Zeynep 22-10-2008 17:53:19

yine süper bir yazı olmuş ayrıca yazınız kadar başlıkta süper elinize sağlık
- TALYA 22-10-2008 21:09:50

Oğuz, 2 kere fotoğrafları yollamayı denedim iki kez de geri döndü.Sanırım kapasitesi dolu mail alanının.
- EYLÜLADA 24-10-2008 11:04:57

Bayanlar baylar; Sevgili Şeref Pınarcı'nın (TALYA) desteğiyle bu yazı, görsel olarak tekrar yorumlandı. Hatta ortaya bir Montmarte Sergisi çıktı. Örnek dayanışması için huzurunuzda Şeref Bey'e bir kere daha teşekkür ediyor ve bu kolektif ürünü tekrar bilgi ve ilgilerinize sunuyorum.
- cherryblossomgirl 24-10-2008 11:16:06

gerçekten güzel bir kollektif çalışma oldu bu, ikinizin de ellerine sağlık. devamının gelmesi dileğiyle...
- asust 24-10-2008 15:20:04

Paris'in gerçek yüreğine dokunmuşsunuz. Sizi kutlarım. Bence de konumuyla, duruşuyla, çok farklı özel bir yer orası... Paris'in simgesi demir yığını /Eyfel/ nasıl suskunsa burası o kadar çok konuşuyor...Teşekkürler... 10 puan
- TALYA 24-10-2008 17:20:44

Sevgili Oğuz,yakında imece çabayla çıkacak "Dünya Kadar Bilgi" kitabı da bir dayanışma ürünü olarak ortaya çıkacak. Gezi yazıları yazamaya başlamamın nedeni de farklı-uzak-tehlikeli sanılan yerlerin o kadar da tehlikeli olmadığı,pahalı olmadığını anlatıp gezmeye cesaretlendirmekti. "Ben hiç Türk ile karşılaşmadım 1 yıllık gezimde" diyen çok sayıda gezginle karşılaştıktan sonra yazmak, paylaşmak lazım dedim. Herkese iyi geziler.
- EYLÜLADA 24-10-2008 17:51:46

Sevgili Şükrü Bey > Evet, dayanışma ve birlik olma hep güzeldi ve güzel olacak. Tekrar teşekkürler... /// Sevgili Editörüm > Ben de devamını diliyorum. Sadece ikimizin değil, bu imkanı verdiği için Binrota'nın yani hepimizin eline sağlık... /// Sevgili Asuman > Çok incesiniz. Teşekkürler...
- hburcu 20-02-2009 00:16:07

Paylaştığınız için teşekkürler Oğuz Abi. Ayrıca Sevgili Talya'ya da teşekkürler. Sergi çok güzel olmuş bu yazının altına. Ellerinize sağlık.
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz