Kendingez » Ülkeler » Fransa » Paris » Paris / Eski bir tren garının anlattıkları
25057
Gezdiği Yerler:Önemli olan niteliktir .
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 2419
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 150

Paris / Eski bir tren garının anlattıkları

Kategorisi: Kültür/Sanat
|
Gezi Tarihi: 06-08-2009
|
Yazı Tarihi: 04-04-2012

'' La Rue le Peletier bir felaketler sokağıdır . Operanın yanmasından sonra işte size ikinci bir felaket daha . Durand Ruel'de  içindekilerin resim olduğu ileri sürülen yeni bir sergi daha açıldı . İçeri giriyorum ve ürkmüş gözlerim korkunç bir şeyle karşılaşıyor . Aralarında bir de kadın bulunan beş veya altı deli yaptıklarını sergilemek için biraraya gelmişler . Bu resimlerin karşısında gülmekten kırılanlar gördüm . Ama ben onları görünce içim kan ağladı . Bu sözde sanatçılar kendilerini devrimci , empresyonist olarak tanımlıyorlar . Bir tuval parçası alıyorlar bir de boya ve fırça , tuvale rastgele birkaç renk lekesi atıyorlar ve ortaya çıkan şeye de imzalarını basıyorlar . Bu insanların yolda buldukları taşları elmas sanarak toplayan tımarhane delilerinden pek bir farkları yok'' (Sanatın Öyküsü / E.H.Gombrich / Bölüm 25)

Bu sözler 1876 yılında haftalık gazetede yazan bir sanat eleştirmenine ait . Adını bugün kimse bilmiyor . Daha sonra keşke o taşlardan ben de toplasaymışım demişmidir , onu da ben bilmiyorum . Tımarhane delileri dedikleri acaba kimler ?


Orsay Müzesi

Avrupa'da 17. yüzyıl sonlarında kurulmaya başlanan sanat akademileri  19. yüzyıl ortalarına kadar sanatın ve sanatçının korunmasında büyük rol oynadılar . Bunlar devletin ve sanat koruyucusu soylu kişilerin desteklediği kurumlardı . Sanatta standartları ve kuralları belirliyorlar , sanat eğitimi veriyorlar , sergiler düzenliyor ve destekliyorlardı .


Orsay Müzesi (detay)

Ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransız Sanat Akademisi , tarihinin aptallık derecesinde tutucu olduğu bir dönemi yaşıyordu . Kaçınılmaz değişime ayak uyduramayarak ; bireyselliğini ifade etmeye çalışan ve geleneksel kuralların dışına çıkan sanatçıları acımasızca eleştiriyor , salon denilen sergilerine almıyor , yanlızlığa ve kaybolmaya mahkum ediyordu .


Orsay Müzesi (detay)

Halbuki 19. yüzyılın ikinci yarısında sanayi devrimi ile birlikte Avrupa'da çok şey değişmişti . El işçiliğinin yerini mekanik üretim , atölyelerin yerini fabrikalar alıyordu . Nitelikli zanaatkarlık giderek geriliyordu . Gelenekten yoksun bir orta sınıf oluşmuştu . Bu ortamda uzun yıllardır görülmediği şekilde halktan kopuk bir gurup insan kendi yollarını ararken kuralları yıktılar ve resim sanatını geri dönülemez bir yola soktular . Bu yol günümüzde belki de en bilinen ve sevilen sanat akımını yarattı : Empresyonizm ( izlenimcilik )


Manet / Balkon / 1869 ( resim alıntıdır) / Resimdeki balkon demirlerine dayanmış oturan güzel hanım , kadın izlenimcilerden Berthe Morisot'dur ve bu tablo yapıldıktan 5 yıl sonra Manet'nin kardeşi ile evlenecektir

Eduard Manet adında gönülsüz bir devrimci , genç empresyonistler için bir baba figürüydü . Geleneksel eğitim almış olmasına rağmen stüdyosunu terkederek açık havada resim yapmaya başladı . Güçlü ve sert kontrastlar kullanıyor , geleneksel konuları çağdaş stillere çevirirken o güne kadar geçerli kuralları çiğniyordu . Cezası salon sergisine alınmamaktı . 1863 yılında akademi ve salon jürisi o kadar çok sayıda resmi geri çevirmişti ki bu resimler için ''Reddedilenler Salonu'' denilen yeni bir sergi açıldı . Amaç reddedilenleri küçük düşürmek ve kendi haklılıklarını vurgulamaktı . Ancak bu sergide yeralan Manet , büyük bir şöhrete kavuşunca tasarıları ters tepti . Manet mutlu oldu mu ? Hayır . Çünkü o hiçbir zaman kendini bir empresyonist olarak görmedi ve hep salon sergilerinin hayalini kurdu .


Monet / Rouen Katedrali

Empresyonist hareketin hem merkezi hem de istemeden isim babası Claude Monet oldu . 1874 yılındaki bir sergide Monet'nin İmpression : Soleil Levant ( İzlenim : Gün doğumu ) isimli tablosunu gören bir eleştirmen tablonun adını komik buldu ve tüm guruba empresyonistler ( izlenimciler ) adını verdi . Amacı tabloların sağlam bilgiye dayanmadığını , geçici izlenimlerle çizildiğini söylemek ve alay etmekti .


Monet / Vetheil Kilisesi

Monet , geleneksel kurallara bağlı kompozisyon kavramını reddetti . Arkadaşlarını stüdyolarını terketmeye çağırdı . Bununla yetinmedi tüm doğa resimlerinin yapıldığı yerde bitirilmesini savundu . Ama bu konuda ciddi bir problem vardı : Gün içinde sürekli değişen ışık şartları . Bunun için yeni teknik yöntemler bulunmalıydı . Hızlı fırça vuruşları ve ayrıntılardan çok resmin geneline verilen önem bu şekilde ortaya çıktı . Resimlerdeki bitmemişlik duygusu akademiyi ve eleştirmenleri çıldırtıyordu . Bir insan yüzünün bir fırça darbesi ile tamamlanması , kaşsız-burunsuz insanlar onlar için resim sanatına ihanetti . Gerçek hayatta uzaktaki bir insanın kaşı-gözü görünür mü ? İşte burada empresyonist tabloları değerlendirebilmek için biraz daha geriden bakma gerektiği anlaşıldı .


Renoir / Moulin de la Galette'te dans

Manet-Monet ilişkisi için bir sanat eleştirmeni şöyle demiş : Monet , sanatına Manet'yi taklit ederek başladı ; Manet ise Monet'yi taklit ederek bitirdi .


A.Sisley

''Resim sanatında anlatılamayan bir şey var ve aslolan şey de o . Doğaya teorilerinizle gelirsiniz ve doğa tüm teorilerinizi yıkar '' Renoir


Renoir / Dans

''25 yaşında herkes yeteneğe sahiptir . Zor olan 50 yaşında yeteneğe sahip olmaktır '' Degas


Degas / Borsacılar

Gelenekler yıkılıp saygın konu-dengeli kompozisyon-doğru çizim gibi yargılar bir kenara atılınca tüm dünya ressam için uygun bir konu haline geldi . Empresyonizm büyük bir zafer kazandı . Sanat eleştirmenliği ise uzun yıllar kendini  toparlayamayacak şekilde saygınlığını yitirdi .


Pissarro

Bu hikayeleri bana eski bir tren garı anlattı . Bu muhteşem eserlere ev sahipliği yapan Orsay Müzesi , 1900 yılında Paris Orleans Demiryolu İstasyonu olarak inşa edilmiş ve 1939 yılına kadar işletilmiş . Sonrasında bir süre tiyatro ve müzayede salonu olarak kullanılmış . 1970 lerde yıkılması düşünülmüş ancak daha sonra koruma altına alınmış ve 1986 yılında müze olarak hizmete girmiş .







Bu Fransızların kafası hiç çalışmıyor . Sen Paris'in ortasındaki bu kadar kıymetli bir araziden milyarlarca dolarlık bir rezidans çıkartma , Paristeki sayısız müze yetmezmiş gibi gidip Louvre Müzesi'nin karşısına bir müze daha yap. Bekleyelim bakalım , bizim paha biçilmez Haydarpaşa Garından neler çıkaracağız , cümle alem görsün .



Müzeye giriş 8 Euro . Rodin Müzesi ile beraber bilet alırsanız 12 Euro . (sadece Rodin Müzesi 6 Euro ) . Müze , perşembe günleri saat 21.45'e kadar açık .



Giriş katı daha çok heykellere ayrılmış . Rodin'in Cehennemin Kapısı'nın orijinalinin bu müzede olduğunu hatırlatayım . 

 
Rodin / Cehennemin Kapısı

Müzenin genelinde 1848-1914 arası eserler sergileniyor . Özellikle empresyonist ve postempresyonist sanatçıların eserleri açısından çok zengin . Bu konuya ilginiz varsa Orsay Müzesinde ulaşacağınız doyuma başka hiçbir yerde ulaşamazsınız .


Cezanne

Müze gezimiz noktacılık , neo ve postempresyonizm ile devam ediyor . İşte Aix en Provence yazımızda anlattığımız Paul Cezanne . Empresyonist tabloların renklerini beğeniyor ama dağınık buluyor . Biçimlerin daha belirgin olmasını istiyor . Renk parlaklığını feda etmeden derinlik duygusu ve düzenli kompozisyon elde etmek için bazı resimlerde dış hatların alışılagelmiş doğruluğunu feda ediyor ve bu yüzden modern sanatın babası olarak görülüyor .


C.Angrand

Ve Rafaello gibi 37 yaşında ölen Vincent Van Gogh . Kendi kendini yetiştiren alçakgönüllü bir sanatçı . Ama ruhsal durumu iyi değil .


Van Gogh / Otoportre

O da Cezanne gibi görülenin doğru biçimde tasvir edilmesi ile ilgili değil . Sadece hissettiklerini resimlerinde yansıtmak istiyor .


Van Gogh / Arles'teki yatak odası

Kardeşine yazdığı bir mektupta şöyle diyor : '' Aklıma yeni bir düşünce geldi . Bu kez sözkonusu olan sadece yatak odam . Fakat burada renk herşeyi yapmak zorunda ve nesnelere daha yüce nitelik kazandıran sadeliği ile dinlenmeyi ya da genelde uyumayı çağrıştırmalı . Diğer bir deyişle bu resme bakmak beyni , daha doğrusu hayal gücünü dinlendirmeli ''


Van Gogh / Öğle molası



Van Gogh / Dr. Gachet masa başında


Van Gogh / Saz damlı kulübeler

Ve daha önceleri bir borsa simsarı olan Paul Gauguin . Doğanın bozulmamış çocukları olarak nitelendirdiği Tahiti'li yerlileri resmederek geçen ve sefalet içinde biten bir ömür .


Gauguin / Eğlence

Ve Lautrec .


Lautrec / Jane Avril'in dansı

Ve Klimt .


Klimt

Müzede resim ve heykellerin dışında objeler de var .



Bu kadar müze gezisi yeter . Çıkışta nehir kıyısında bir partiye ne dersiniz ? Le Quai sizi bekliyor .



İyi eğlenceler...






 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- NEŞE 08-04-2012 14:32:29

Sevgili Doktor,tüm haftayı gençlerle Empresyonizmi inceleyerek geçirdikten sonra yazınızı okumak tam bir cila oldu benim için...Paris teki tutucu akademik çevrenin geri çevirdiği şaheserlerin"Salon des refusés"=reddedilenler salonu nda sergilenmesi ne şans,böylece bu en sevdiim ekol doğuyor...Haydarpaşa garı paralelliği,yazınızın başından beri aklımda zaten...Belki görürüz o günleri...çok teşekkürler..
- ufuk5 08-04-2012 21:30:42

Sevgili Dostum , oldukça uzun zaman önce ziyaret etmiş olduğum bu müzeyi tekrar hatırladım sayende. Güzel fotoğraflar ve derlediğin çok faydalı bilgiler için teşekkürler. Darısı bizim Haydarpaşa' nın başına. Ellerine ve ayaklarına sağlık...
- fatihselvi71 08-04-2012 23:56:33

tek kelimeyle mükemmeldi ellerinize sağlık ::))
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz