Kendingez » Ülkeler » Fransa » Paris » PARİS GEZİSİ
677
Gezdiği Yerler:Fransa, İngiltere, İsviçre, İsveç, Belçika, Hollanda, İrlanda, İskoçya, Norveç
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 9505
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 120

PARİS GEZİSİ

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 10-05-2009
|
Yazı Tarihi: 27-05-2009

Hanımefendiler, beyefendiler!
10 Mayıs 2009 tarihi itibariyle Paris Charles De Gole Havaalanına indim, vaziyet ve manzara- i umumiye, Paris serin… Çok serin..öyle ki gece üstünüze yorgan örtmeden uyursanız eni konu üşüyorsunuz. Her gittiğimde bu şehri  gezmeye nereden başlasam diye düşünmüşümdür. 
Aslında heryerden olur, Clichy’den tutun Montparnasse’a kadar…Heryerde tarih,sanat, mimariden tutun insanın var ettiği ne kadar güzellik varsa onlardan esinlenmiş pek çok  kent köşesi karşılayacaktır sizi...
 Pîrim Evliya Çelebi’nin doyumsuz üslubunu bir nebze olsun taklit ederek söyleyecek olursam “Paris tesmiye olunan bu şehir, her köşesinde bambaşka bir sergüzeşt olan bir sevdalı şehirdir ki, havası badne şifa, gıdası topuğa derman, suyu zihne küşayiş verir...  Yazıya başlayıp maksada geçsek mi?

Diyelim ki Paris’i gezmeye Eifel’den başlamaya karar verdiniz. Olur, güzel seçim, genelde öyle yapılır.  Ama sakın ola tam adı “Tour De Eifel” denen kulenin dibinden başlamayın. Çünkü çok yüksek ve dibinden Eyfel’e bakmak sadece ensenizdeki kireçlenmeye iyi gelir o kadar. Ayrıca siz ve Eifel aynı anda kadraja sığamazsınız…  Eifel’i görmek istiyorsanız size Trocedero Meydanını öneririm.



Eifel’i amorsa alarak yürüyün - türk yol tarif etme sanatının en güzide deyimlerinden birini kullanarak söyleyeyim-  kule civarında Palace De Trocodero diye kime sorsanız gösterirler.

Önemli Not : Olaki Trocedero Meydanında minyatür eyfel heykelciği satan Senegalli zenci kardeşlerimizle sohbet edeceğiniz tutar, muhabbette detaya girmeyin, hele ki müslüman olduğunuzu belirtmeyin. Sevgi seli içersinde boğulabilirsiniz, tecrübeyle sabit…

Ehli sanat ve ehli seyahat ilanat ve hikayat ederler ki Geçen yüzyılın sonunda ünlü mimar Gustave Eiffel bu kuleyi yapmak isterken- kulenin devirimin 100.yılının anısına ve 1889 evrensel furarı için geçiçi olarak yapılması planlanıyormuş ama bitince "Aga bu kadar metali sök tak, sök tak kim uğraşacak, diktik kalsın işte” diye mi düşündüler bilemem... Neyse  ünlü sanatçıların ve ahalinin bir kısmı şehrin siluetini bozar diye Eifel’in yapılmasına karşı çıkıpdururlarmış, .İşte bu  Eifel’e karşı çıkan grubun içindeki en meşhur sanatkarlardan biri (adını unuttum, J.J. Roussoeu olmasın?)  kuleden çıkmaz olmuş. Her gün öğle yemeğini kuledeki resto’da yer dururmuş, sormuşlar tabi “hani kuleye karşı çıkıyordunuz, kule bitti müdavimi oldunuz, nedendir?" diye. Adam cevaplamış " Bu aşağılık metal yığını bir tek buradan bakınca gözükmiyor ne yapayım!” Gerçekten Eifel Paris siluetini çok domine den bir yapı…



Not: Diyelim ki seyyar satıcılarla pazarlık edeceksiniz, fiyat yüksek geldi, fakat bunu fransızca ifade edemiyorsunuz, Eifel deyin onlar anlar, en azından ben kime söylediysem anladı… Ama hiç fiyat inmediler. A Good Year filminde Dünya durdukça durası  Marion Cotillard’ın  İngiliz kazması rolundeki Russel Crow’a dediği gibi, “Fransa’da müşteri daima haksızdır!”

 

Eifel’i gezdiniz güzel, hemen ilersinde yürüme mesafesinde Napolyon’un mezarı var. Ben mezar dedim ama siz gidipte ortalıkta  mezar aramayın. Napolyon işte şu binanın içinde yatıyor. 

Binanın adı Dome Kilisesi… Kilise dediysem vakti zamanında öyle “ben geldim” diye içeri girip ibadet etmek, ne bileyim mum yakmak, günah çıkarmak gibi bildiğimiz- bilmediğimiz kilise rutinlerini icra etmek falan mümkün değilmiş.Niye? Çünkü kral bizzat kendi ibadet etsin ve emri hak vaki olup vadesi dolunca familyası ile birlikte gömülsün diye yaptırmış bu kiliseyi. “Abicim, içerde kalmıycam bi arkadaşa bakıp çıkıcam” tarzı, Laila Reina’ya girebilmek için atılan kıtırlar tarzı yalanlar atıp girmeye çalışan olmuş mudur vaktiyle bilemem ama şimdi 6 Euro’yu toslayan herkes içeri giriyor rahatça… Kendisi için yaptırmış dedik ama  krala nasip olmamış buraya gömülmek, işin hikaye kısmı uzun bedava verilen broşürde de yazıyor zaten, İçerde Napolyon yatıp duruyor, Elbe Adasında hayalkırıklıkları ve hüsran içersinde öldükten yirmi yıl sonra Fransızlar "Abi yaa, Napolyon diye biri vardı yaaa, çok hizmet etti bize abi yaaa" diye düşünüp Fransa’ya naaşını getirerek işte bu kiliseye gömmüşler Napolyon’un mezarı da işte böyle…


Sakın ola ki mezarın heybetine bakıp “Napolyonda ne kalıplı adammış diye düşünmeyin, kendisi boy fakiri bir  muhteremmiş, kilisede orijinal boy bir heykeli var. “Bu godik arpa nasıl dünyanın tozunu atmış bu boyla” diye hayret etmemek elde değil. Trabzonsporlu Alanzinyo gibi bir şeymiş garibim…
 
Paris'in heryeri ilginç dedim fakat şu bir gerçektir ki Paris’in kalbi İle De La Cite denen yerdir. Yani Paris’in kurulduğu bölge; turistik deyimle “Eski kent”… Efendim İle De la Cite Seine nehri üzerindeki bir adacık olup üzerinde Conciergereie Binası, Notre Dame Kilisesi ve benim hayranı olduğum Sainte ŞChapelle ve daha envai çeşit tarihi eser ve bina bulunmaktadır.

Notre Dame’dan başlayalım. Gotik mimarinin şaheserlerindendir kendisi. 1789 devriminden sonra kiliseler neredeyse tamamen unutulmuş, ilgilenilmemiş ve yıkılmaya terkedilmiş. Notre Dame’da bundan nasibini almış. Ta ki Victor Hugo Notre Dame De paris adlı romanını yazana kadar. Eser Notre Dame’ın kamburu adıyla filme de alındı, dizisi bile var, yaşı tutanlar bileceklerdir canım, Hani Quasimodo adındaki hilkat garibesinin, dünya güzeli Esmeralda’nın elinden su içtikten sonra “Bana su verdi, bana su verdi” diye sevine sevine bir koşturuşu vardır, dizisi siyah beyaz tv yıllarında oynamıştı da ertesi günü  bütün memleket “Bana su verdi, bana su verdi” diye geyiğini yapar olmuştu.




Lafa yekun çekelim, Victor Hugo’nun kitabından sonra Notre Dame tekrar kıymete biner ve elden geçirilir. Özellikle gül penceresi denen dışardan bakınca yuvarlak kocaman bir penceresi vardır ki gerçekten güzeldir, Notre Damme’ın gülü derler, ayrıca bina dışındaki yüzlerce oyma heykeli uzun uzun incelemenizi ve kulesine çıkmanızı ısrarla öneririm. 

Kule için galiba ekstra para istiyorlar, fakat günahlarını da alıyor olabilirim, bakarsınız artık. Notre Damme’dan çıktınız, karşınızda Notre Damme meydanı, öylece durun. Sola dönünce Notre Dame’ın yanından geçen küçük asfalt yolun öte tarafında kafeler göreceksiniz, gidin oraya ve dondurma yiyin mutlaka, tavsiye olarak Deux coup Vanillia öneririm.

Dondurmayı yediniz,  Kilise meydanının tam ortasında yeraltında kalmış bir mağara var, aslında yerin yüz küsür metre altında bir mezar odası, ikibinyıl öne şehre yerleşmiş olan ve kente adını veren Parisli adındaki Kelt kabilesinden bir ailenin yaşadığı ev olduğu söyleniyor, girişi ilk bakışta görmek mümkün değil, meydanın kiliseye uzak tarafında kalıyor. Hemen meydanda Notre Dame'den çıkınca sol tarafta Avrupa kıtasında ilk dini ve siyasi birliği sağlamış olan Charlmange adlı kralın da heykeli var, adam o kadar didinmiş, tarihe geçmiş bir bakmadan geçmeyin sizde... Notre Dame arkanızda kalacak şekilde sağ çapraza doğru ilerlerseniz ve iki blok kadar yürürseniz -Seine Nehri de sağınızda olmalı- yada boşverin yol tarif etmeyeyim,  Conciergereie binasını (konsiyerj) sorun siz. Fransızca yazması uzun, konsiyerj diyelim yazarken de... Şöyle bir yer. Külah şeklindeki  kulelerinden tanıyabilrsiniz.

 

Devrimden sonra Kral Luis ve karısı meşhur “ekmek yoksa pasta yesinler” lafı güzafının sahibi Marie Antoinette giyotinle idam edilmeden önce bu binada bekletilmişler. Otellerde Konsiyerj diye bir bölüm vardır, bilirsiniz, bavulları emanet bırakırız hani. İşte otellerde emanet bırakılan odaya konsiyerj denmesinin sebebi Luis ile Marie’nin asılmadan önce konsiyerj binasında bir süre “emanet tutulması”. Bavul bıraktığımız yerin adının etimolojik kökenindeki hadiseye bakar mısınız? Bina ilginç. Mahzeninde sanat eserleri sergileniyor zaman zaman... Avrupa toplumlarının tarihi hadiseleri kayda geçirme konusundaki hassasiyetlerine Konsiyerj'de de şahit oluyorsunuz; mahzendeki sütünlarda yüzyıllardır tarihi adadaki su baskınlarının seviyesi işaretlenmiş. Ayrıca binanın değişik yerlerinde  temsili bir devrim hapishanesi, devrim ile ilgili gravur,resim tarihi belge gibi şeylerle  Marie Anotinette’in giyotinle idamını beklerkenki halinin temsil edildiği bir oda var. 

 


Konsiyerj'i de gezdiniz sıra geldi Sainte Chapelle’e… O kadar güzel ki… Ortaçağda Sainte Chapelle’in cennete açılan kapı olduğuna inanıyormuş tüm Avrupa. Halen batı dünyasının mimari şaheserlerinden biri olarak kabul ediliyor.  

 

 

Vitrayları eşsiz ve incilden yüzlerce sahne anlatan bir renk cümbüşü, eğer yapabiliyorsanız güneşli bir günde sabah 9.00 gibi gezmenizi  öneririm.

Burası üst şapel, asiller burada ibadet ediyorlarmış. 

 

 

 Kilise hazreti İsa’nın çarmıhından ve ve başındaki dikenli taçtan parçalar olduğuna inanılan kutsal emanetleri koymak için yapılmış. Sainte Chapelle de İle De La Cite’de… Ama binalar arasında kaybolmuş durumda ve adliye sarayının (Palais de Justice) avlusunda... Diyeceğim öyle görkemli bir giriş falan aramayın. Adliye binasını bulun, adliyeye girer gibi girin, tabelalar sizi Sainte Chapelle’e götürecektir. İsterseniz fransız mahkemelerinde bir duruşma da izleyerbilirsiniz Bazen arıza çıkıyor, ortalık şenleniyor, mahkeme kavgaları bir tek bizde mi oluyor zannediyorsunuz?
 

Burası alt şapel, uşaklar ve hizmetçiler burada ibadet etsin diye yapılmış, şimdilerde turistik eşya ıvır zıvır satılıyor.

 

 

 

 

 İle De La Cite adasının hemen karşısında Louvre Muzesi var.Sergilenen en meşhur eser malum Mona Lisa. Derler ki Louvre'u hakkını vererek gezmek için 15 gün harcamak gerekirmiş. Denemedim bilmiyorum. Lovure hakında çok bilmişlik yapacak değilim ama şu avludaki cam piramit. Sevemedim onu hiç. Da Vinci Şifresi filminde müfettiş rolündeki Jan Reno, simgebilimci Robert Langdon rolündeki Tom Hanks'a sorar

- Cam piramidimizi beğendiniz mi profesör?
- Çok güzel! der Robert Langdon...
Jan Reno burun kıvırır.
- Hah! Saçma! Paris'in güzel yüzündeki pis bir yara izi bu sadece!

 

 

 

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- MIYU 27-05-2009 10:02:22

çok beğendim :) değişik bir tarzınız, akıcı bir anlatımınız var. Aslında daha önce çokça kez okuduğumuz, gördüğümüz yerler, ama okumak keyif verdi. Ayrıca yeni yeni şeyler de öğrenmedim değil. Teşekkürler.
- Zeynep 27-05-2009 10:10:57

Filmlerdeki Paris şimdi sizin kaleminizde dökülen kelimeler de ve ben çok beğendim.çok akıcı ve keyifli bir anlatım tarzıınız var teşekkürler
- Binrota 27-05-2009 11:36:21

hoşgeldin CyranoDeBergerac , bambaşka bir Paris anlatmışsın bizlere teşekkürler. Bu güzel yazınla 30 mayısa kadar devam eden kitap kampanyamızdan yararlanmak istiyorsan yazınızın linkini,isim telefon numarası ve adresine dair bilgilerin olduğu bir maille binrota kullanıcısına yollaman yeterli.paylaşım için teşekkürler.
- moyiss 27-05-2009 12:04:10

itiraf edin CyranoDeBergerac, gizli bir gotik hayranısınız ;) paris yazılarında hep benzer şeyler var diye düşünürdüm ama beni yanılttınız meğer okumak istediğim şeyler varmış yazınızda. ah keşke Notre Damme'un şehre doğru yönelmiş hayvan heykellerini de fotograf ile gösterebilseydiniz. neredeyse her cümleniz için yorum yazasım var... anlatımınıza hele bir şey söylemiyim kocaman kalsın ;))
- maliho 27-05-2009 15:03:02

Azizim, bu kadar mı güzel, samimi ve akıcı bir dil kullanılarak tanıtılır Paris, pes yani!! Müthişsiniz, aramıza katılmanızdan dolayı çok mutlu oldum, lütfen bizi yazılarınızdan mahrum bırakmayınız. Kaç kez gittiğim Paris'e bir defa daha gitmek istiyorum sizin gezdiğiniz gibi gezmek lazım. Teşekkürler,:)
- Patricia 27-05-2009 15:52:40

.kendini içeri koyup sevgiliyi dışında tutan yazar,ilginç^^ .evvel zamanda duyulasıydı.
- kikkoman 27-05-2009 21:45:18

cool bir yazı ."Favorilerime ekle" butonuna bastım .
- necatiekm 28-05-2009 08:41:41

Farklı üslup. Güzel gezi..Çok beğendim. Elinize sağlık
- TülaySahillioğlu 05-06-2009 23:54:30

çoook hoş gezerken bilmediğim şeyler öğrendim ...farklı bir göz oldu benim için..teşekkürler..gittiğiniz diğer ülkelerle ilgili yazılarınızı takip etmek isterim...mutlu kalın
- NEŞE 26-11-2009 21:53:38

Evliya Çelebi,hoş geldiniz,sefalar getirdiniz.Çok iyi bildiğimizi sandığımız yerleri ne de değişik anlattınız!!! Bravo size...
- ayca42 09-09-2015 15:47:00

Oldukça esprili bir yazı diliyle yazmışsınız , çok beğendim , kendi Paris yazımdan sonra bir daha gidip tekrar Paris´i yazmam gerektiğini anladım , teşekkürler ...
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz