Kendingez » Ülkeler » Fransa » Paris » Paris: Gezmek Değil Yaşamak Gerek
1512
Gezdiği Yerler:İtalya (Roma, Venedik, Floransa, Napoli), Fransa (Paris, Nice), Monaco, Brugge, Prag, Berlin, Amsterdam, Karadeniz, Akdeniz, Ege, Kapadokya, Rodos
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 7843
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 38

Paris: Gezmek Değil Yaşamak Gerek

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 28-04-2008
|
Yazı Tarihi: 02-08-2008



Bütün gezimizde bizi takip eden yağmur bulutları Paris’ te bize yetiştiği için, 2 günlük Paris gezimiz biraz gri ve ıslak geçti.



Tour Eiffel


 

 

Elimizde rehber kitabımızla, yolunu tuttuğumuz ilk yer tabii ki Eiffel Kulesi oldu. 1889 yılında yapılan Expo Fuarı için inşa edilen Kule’ nin 1792 adet basamağı var. Yapımı için 7800 ton demir ve 18 bin ton çelik kullanılmış ama bugünkü hesap teknikleriyle yapılmış olsaydı aynı malzemeyle 3 kule daha çıkarmış, ben mühendislerin yalancısıyım. 10 senede bir boyanan Kule’ nin tamamen boyanması ise 4 yılı alıyormuş. Önündeki kuyruğu tahmin etmiştim ama Kule' nin açıkçası bu kadar büyük olacağını düşünmemiştim. Bu arada sıra demişken Kule’ nin her katına çıkışın ayrı ücretleri var. (1.kat 4,20.- 2.kat 7,70.- ve 3. kat 11 euro.) Yapımından sonraki 100 yıl boyunca çıkış gelirinin tamamı Eiffel Ailesi’ ne giderken, artık sadece (!) yüzde onu gidiyormuş. Kısacası Mimar Gustave Eiffel torunlarına maddi-manevi önemli bir miras bırakmış.

 

Hotel des Invalides
 

 

Bu görkemli bina, 1670lerde 14.Louis tarafından 4000 savaş gazisine ev olması için yaptırılmış. Fransız İhtilali sırasında işgalcilerin ilk durağı olmuş, buradan aldıkları 28.000 tüfekle Bastille Hapishanesinin yolunu tutmuşlar.

 
Jardin du Luxembourg

 

Bu yemyeşil park, 23 hektarlık Luxemburg Bahçesi. Hava yağmurlu olduğu için biraz tenhaydı, ama güneşli günlerde Parislilerin soluğu burada aldığına eminim. Biraz dinlenmek ve çantadan sandviçleri çıkarmak için en iyi seçimlerden biri.


 


Bu güzel, renkli, küçük ama çok lezzetli “Macaron”lardan tatmak isterseniz Luxemburg Bahçesinden Pantheon’a doğru ilerlerken sol tarafta bulunan pastaneye girin ve 8 farklı çeşidin hepsinden birer tane alın. Benim favorim çikolatalı ve böğurtlenliydi. Fotoğraf çekmek yarısını yedikten sonra aklımıza geldi..


Notre Damme Kilisesi 



Kilisenin müthiş vitraylarından biri

 

Notre Damme Kilisesi’ ne geldiniz mi, gerçek Paris’ e gelmişsiniz demektir. Çünkü Paris ilk olarak bu adada, “Ile de la Cité” de kurulmuş. 14. yüzyılda tamamlanan kilisenin içinde İncil’ de anlatılan hikayelerin bulunduğu kabartmalar ve göz alıcı vitraylar bulunuyor. İçeri giriş ücretsiz; ancak 387 basamak tırmanır bir de üzerine 7,50 euro verebilirim derseniz North Tower’ a çıkarak müthiş Paris manzarasını ve  13 tonluk Emmanuel Çanını görebilirsiniz.


Conciergerie 

 

Ile de la Cite’ yi süsleyen diğer bina ise “Conciergerie”. 16.yüzyıldan itibaren hapishane olarak kullanılmış, meşhur Marie Antonette son günlerini burada geçirmiş. Halen müze olarak kullanılıyor. (Giriş 6.50eur)

 

 Musee du Louvre




Tam Louvre Müzesi’ nin önüne geldik ki fotoğraf makinemizin şarjı bitti! Neyse ki cep telefonumuzun kamerası bizi kurtardı. Zaten kapalı olan Salı gününe denk gelmiştik, içerisini gezemedik. (Salı hariç her gün açık, giriş 9 eur) 14. Louis’ in devasa sarayı olan bu bina dev bir at nalı planına sahip. Avrupa’ nın enine doğru en uzun binası öyle ki yere yatırılıp arka arkaya eklenmiş üç Eiffel Kulesi’ nden bile uzunmuş.  

Grande Pyramide
 

Mitterand’ ın 1981 yılında başlattığı Louvre’ u Geliştirme Projesi sebebiyle inşa edilen Cam Piramit (Grande Pyramide), müzenin üç kanadını birbirine bağlayan bir köprü vazifesi görüyor. Yüzeyinde 666 penceresi var. Kişisel fikrimi soracak olursanız, Piramitin Louvre’ un asaletini bozduğunu düşünen Fransızlarla aynı fikirdeyim.

 

Louvre’ dan çıkıp Champs Elysees’ eye doğru ilerlemek için çok güzel bir park olan Jardin du Carrousel’ den geçeceksiniz. Hava yağmurlu olduğu için çok vakit geçiremedik, ama mutlaka uzun uzun oturup yeşilin, havuzun ve heykellerin keyfini çıkarmak gerek.


Arc de Triomphe 

 

Sonraki durağımız meşhur Champs-Elysees Bulvarı ve sonundaki Zafer Takı (Arc de Triomphe). Hava muhalafeti nedeniyle mi bilmiyorum bu meşhur bulvar beni çok etkilemedi. Geniş kaldırımları, yüzlerce mağazasıyla vakit geçirmek ve cafelerde oturan Parisienler izlemek için ideal. 1806 yılında Napoleon’ un arka arkaya aldığı zaferlerin anısına yapılmış Arc de Triomphe’ a çıkmak isterseniz ücret 8 euro.


Sacre Coeur 



Sacre Coeur' dan Paris manzarası


Ve son durağımız benim Paris’ te en çok sevdiğim yer: Montmarte’ deki Sacre Coeur Bazilikası. 1870 yılında inşa edilen bu bazilika size de biraz camiye benziyor gibi gelmedi mi? Bunun sebebi mimarının Müslüman olması. Sacre Coeur’ a gitmek için cafelerin ve mağazaların bulunduğu dar sokaklardan geçtik, gerçek Paris’ in burası olduğunu hissettim. Keşke Amelie’ yi Paris' e gitmeden önce izleseydim…

Maalesef Paris' te sadece iki gün geçirebildik. Bu şehri sevmek için, bence turist olarak gezmek değil de  Eiffel Kulesinin bahçesinde saatlerce vakit geçirmek, Champs-Elysses' de dükkanları dolaşmak, Montmarte' de bir cafede arkadaşlarınızla oturup kahve içmek, her sokağını her caddesini yaşamak gerek.

 

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- justinian 02-08-2008 17:00:21

Sayende Paris seyahatim yeniden gözümde canlandı. Yazıyı çok güzel fotoğraflarla güçlendirmişsin. Bu fotoğrafların büyük boy olması yapıların güzelliklerini daha net yansıtıyor. Yazının sonundaki tespitine kesinlikle katılıyorum. Paris'te insanın biyerleri ziyaret etme telaşına kapılmadan sokak sokak gezmesi, kafelerde oturup ordaki hayatın akışını izlemesi gerek. Ancak bu şekilde o şehrin ruhunu yakalamak mümkün. Maalesef bende üç günlük kısa seyahatimde bunu yapma fırsatı bulamadım. Eline sağlık. :)
- eceak 02-08-2008 20:44:49

Yazılarınızı özlemiştik:) Benim Paris gezim güzel geçmemişti ama hep Paris'e bir şans daha vermeyi düşünüyordum. Yazınızla bu fikrim pekişti. Paylaştığınız için teşekkürler. Ece:)
- borae 03-08-2008 14:49:46

güzel bir yazı olmuş, Paris'te iki gün kalınmasına karşın keyifli zaman geçirildiği bell. eline sağlık...
- camkenari 04-08-2008 10:32:08

yorumlarınız için çok teşekkür ederim..ben de paristen dönerken "bahsedildiği kadar güzel değil" demiştim, ama şimdi düşünüyorum da mutlaka bir şans daha vermek gerek ve bu şans en az 10 günlük olmalı =)
- Zeynep 08-04-2009 17:37:58

aşıklar şehri paris imrenerek okudum güzel yazını paylaşımın için teşekkürler
- NEŞE 22-11-2009 20:58:40

İzmir de pasaport rıhtımında ,deniz üzerinde bir alışveriş merkezi var,adını hatırlayamadım.Bu bina Pasaport rıhtımında liman binası olarak yapılmış,ben gördüğümde araba parkı olarak kullanılıyordu ve mimarı da kim ,bilin bakalım:GUSTAVE EİFFEL
- POYRAZADA 22-11-2009 23:18:24

aşksız olmaz mı değil mi Paris:))
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz