Kendingez » Ülkeler » Fransa » Paris » Paris / Quartier Latin ve Üniversite
25057
Gezdiği Yerler:Önemli olan niteliktir .
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 1472
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 95

Paris / Quartier Latin ve Üniversite

Kategorisi: Kültür/Sanat
|
Gezi Tarihi: 20-08-2007
|
Yazı Tarihi: 05-12-2012

Paris'i gezerken Quartier Latin denilen bir bölge görürsünüz Notre Dame Katedrali'nin bulunduğu İle de la Cite adasının güneyinde . Seine Nehri'ne göre ''sol yaka''nın en canlı , en çekici yeridir burası ve ismini bölgedeki Sorbonne Üniversitesi'nde latince eğitim gören öğrencilerden aldığını da öğreniverirsiniz hemen . Ama bu bölgenin adının arkasında çok daha ilginç hikayeler , insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri var .

Bazı yazılarımda sizleri fazla sıkmadan tarihi bilgilere de yer veriyorum biliyorsunuz . Aslında amacım yazılar arasında da bir bütün oluşturmak ve gördüklerimizi anlamlandırmamızı sağlayabilmek . En fazla parayı kazanarak , en iyi cep telefonunu kullanarak , en güzel kıyafetleri giyerek , sürekli tüketerek bir yere ulaşamayacağımızı ; bilim , sanat ve fikir üretmemiz gerektiğini daha iyi anlıyor insan gezdikçe ve okudukça . O zaman da aydınlanmanın parolası çıkıyor karşımıza : Sapere aude / Bilmekten korkma . 2000 yıl önce Horatius demiş .

Bugünkü hikayemizin kaynağı Cumhuriyet Bilim-Teknik Dergisi . Onlar da kaynak olarak Dr. Lynn H. Nelson / Lectures in Medieval History'yi göstermişler . Yazıdan aklımda kalanları size anlatayım , bir yandan da Quartier Latin'i gezelim ( isterseniz buraya Latin Bölgesi diyelim bundan sonra )


Hotel des Monnaies / Sol yakadan

İkinci milenyumun başları , 1000'li yıllar . Avrupa yavaş yavaş uyanıyor , karanlık çağ geride kalıyor . Bunun için de güzel bir söz var : Karanlık çağ denmesinin nedeni ışığın olmaması değil insanların ışığı görmeyi reddetmesidir diye . Yani her dönemde karanlık çağ olabilir . İşte Avrupalı artık ışığı görmek istiyor .

Aslında karanlık çağın ortasında bile ışığı arayanlar olmuş . Kutsal Roma-Germen İmparatoru Charlemagne ( Şarlman ) katedrallerde ve manastırlarda yetenekli erkek çocuklara ücretsiz eğitim verecek okullar açılmasını istemiş . Ama Avrupa'nın siyasi şartları o zaman için olgunlaşmadığından bu fikir o yıllarda gelişememiş .

Işığı daha önceden bulup sonra unutanlar da var : İber yarımadasını uygarlıkla tanıştıran Araplar . Sevilla ve Cordoba'da arap ve yahudi hocalarca eğitilmiş Gerbert isimli bir kişi daha sonra Reims Katedrali'nde ders vermiş . O zamana kadar kullanılan ve kullanımı çok zor olan Roma rakamlarının yerine Hint-Arap Sayma Sistemini insanlara öğretmiş ve bu yeni sistem Avrupa'da ticaretin önünü açan bir devrim olmuş


Institut de France / Sol yakadan

Eğitim ilginç bir şey . İnsan öğrenmenin hazzını alıp bilmekten korkmayınca kendi kendine yön verebiliyor . İşte kilise ve manastır okullarında din adamı yetiştirilirken aynı zamanda aydınlanmanın küçük mumları da yanmaya başlamış .

1079 yılında Papa VII. Gregory , katedral ve manastırlarda din adamı yetiştirilmesi için okullar açılmasını istiyor ve bu yönden zengin bir yer olan Paris'te Latin Bölgesi'nin hikayesi böyle başlıyor .

Dini eğitim görmek isteyen öğrenciler ve onların öğretmenleri sonradan Latin Bölgesi adını alacak olan bölgeye yerleşmişler . Ülke dışından gelenlerle birlikte öğrenci sayısı o kadar artmış ki Paris'in nüfusunu bile geçmiş .Okullar rahiplik yetkisini dağıtan Notre Dame'ın sıkı kontrolü altındaymış . Notre Dame'da oturan başpiskoposun yardımcısı , rektör ( chansellor ) ünvanı ile okulları bitirenlere yetki belgelerini verirmiş . Okulların başında chansellor'a bağlı başöğretmenler olurmuş ama chancellor sık sık işlerine karıştığı için aralarında geçinemezlermiş . Bu yüzden birçok öğretmen Latin Bölgesi'ne geçip kendi okullarını kurmuş ama gene de Notre Dame'a bağlıymışlar .


St. Michel

Şimdi hikayenin ilginç yeri geliyor : 1200 yılının bir sonbahar gününde Latin Bölgesi'nde yaşayan bir Alman öğrenci arkadaşlarına parti vermek istemiş ve uşağını sokaktaki tavernaya şarap alması için yollamış . Tavernacı uşağa bozuk şarap vermiş , uşak durumu anlayınca itiraz etmiş ama tavernacı ve arkadaşları uşağı dövüp dışarı atmışlar . Bunu duyan Alman öğrenci ve arkadaşları tavernayı basıp tavernacı ve arkadaşlarını dövdükten sonra şaraplarını alıp partiye devam etmişler .

Bunun üzerine tavernacı öğrencileri emniyet müdürüne şikayet etmiş . Emniyet görevlileri Latin Bölgesi'nde öğrencileri ararken ''orantısız güç'' kullanmışlar ve çıkan arbedede bir güzel dayak yiyip mahalleden atılmışlar ama bu sırada Alman öğrencinin de aralarında bulunduğu 5 kişi ölünce , bir de ölen Alman öğrencinin Liege Piskoposluğu'na atandığı anlaşılınca ortalık karışmış .


Pantheon'un basamaklarından Latin Bölgesi

Öğrenciler ve öğretmenler aralarında örgütlenmişler . Yabancı öğrenciler de aralarında olduğu için kurdukları birliğe ''Universitas'' adını vermişler . İşte üniversite adının buradan geldiği söyleniyor . Notre Dame'daki başpiskoposluk destek vermeyince temsilcilerini Kral Philip'e göndermişler ve kraldan koruma ve imtiyazlar istemişler . Kral ''İsteklerinizi kabul etmezsem ne yapacaksınız'' diye sormuş . Hocalar yanıt vermiş : ''O zaman cüppelerimizin eteklerinden Paris'in tozunu silkeler gideriz'' (1000 yıl öncesinden bahsettiğimizi unutmayın)

Okulların kapanmasını ve öğrencilerin Paris'i terketmelerini göze alamayan Kral Philip , temsilcilerin isteklerini kabul etmiş ve Universitas kralın koruması altına girmiş . Latin Bölgesi'ndeki okullar chancellor'dan bağımsız eğitim programı yapmaya , öğretmen atamaya , diploma vermeye başlamışlar . Artık üniversite kurulmuştur . İşte Quartier Latin'in öyküsü .


La Sorbonne

İlk eğitim kurumlarından biri La Sorbonne . 1253 yılında IX. Louis'nin günah çıkarma papazı Robert de Sorbon tarafından 16 yoksul öğrenciye din eğitimi vermek için kurulmuş , daha sonraları ilahiyat eğitiminin merkezi olmuş . Dante , cizvit tarikatının kurucusu Aziz Ignatius Loyola , reformist din adamı Calvin buradan mezun olan ünlülerden . Fransa'da 1469 yılında ilk matbaanın kurulduğu yer de burası . Fransız devrimi sırasında kapatılmış ama daha sonra Napoleon tarafından yeniden açılmış .


St. Germain de Pres Kilisesi

Bölgede bol miktarda kilise var demiştik . İşte bunlardan biri St. Germain de Pres Kilisesi . Paris'in en eski kilisesi . 542 yılında bazilika olarak kurulmuş ve birçok kez elden geçirilmiş . Şehrin en eski çan kulesi de buradaymış ve Descartes bu kilisede yatıyormuş .


St. Germain de Pres Kilisesi

Bu kilisenin üzerinde bulunduğu St. Germain Bulvarı , 19. yüzyılın sonlarından itibaren Paris entellektüellerinin buluştuğu yer olmuş . Günümüzde bulvar üzerinde Les Deux Magots , Cafe de Flore gibi mekanlarda halen boy gösterirlermiş . İsimleri ünlü olmasa bile , bulvar birbirinden hoş kafelerle dolu ve gezerken bir kahve molası verip geleni geçeni izlemek için ideal . Bulvarda lüks mağazalar , kitapçılar ve antikacılar da var .


St. Sulpice Kilisesi

Kilisenin karşısından , doğu-batı hattındaki St. Germain Bulvarı'nın güneyindeki dar sokaklara girerseniz sizi kestane ağaçları ile çevrili küçük bir meydan ve St. Sulpice Kilisesi karşılar .


Place St. Sulpice

St. Sulpice Kilisesi'nin yapımına 1646 yılında başlanmış ve 134 yılda tamamlanmış . Bu süre içinde kilise için 6 ayrı mimar çalışmış .


St. Sulpice Kilisesi

Kilisenin içine giriyoruz . Meraklıları bilir , bu kilise Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi'nde adı geçen kiliselerden biri . Kötü adam burada bir rahibeyi öldürmüştü .


St. Sulpice Kilisesi

Kilisenin güzel vitrayları içerisinin günışığı ile aydınlanmasını sağlıyor .


St. Sulpice Kilisesi

Da Vinci Şifresi'nde adı geçen ''gül çizgisini'' buluyoruz . Bu çizgi Dünya'nın ilk sıfır boylamı imiş . Daha sonra bu kuzey-güney boylamı merkezi , İngiltere'ye taşınmış . Kilisenin içinde ilerleyen sarı pirinç çizgi -insanda dışarıda da devam ediyormuş hissi yaratarak- duvarların altında kayboluyor .


Gül Çizgisi / St. Sulpice Kilisesi

St. Sulpice Kilisesi'nden bir sokak daha güneye inerseniz cennete geldiğinizi sanabilirsiniz . Karşınıza 25 hektarlık bir yeşil alan , Lüxemburg Bahçeleri çıkacak .


Lüxemburg Bahçeleri


Lüxemburg Bahçeleri

Bahçeye girerken gözünüze güzel bir saray çarpacak : Lüxemburg Sarayı . IV. Henry'nin İtalyan eşi Marie de Medici , gurbette o kadar sıkılmış , o kadar sıkılmış ki depresyona girmiş . Kendisine memleketini hatırlatmak için bu saray yapılmış . 1631 yılında bitirilen saray Floransa'daki Pitti Sarayı'na benzetilmiş .


Lüxemburg Sarayı

Tipik Fransız tipi bahçe tarzındaki bahçelerde yok yok . Çeşit çeşit ağaç ve çiçekler , havuzlar , heykeller , tenis kortları , satranç-dama alanları neler neler . Özellikle hayatın tecrübelilerinin rağbet ettiği bir yer olarak dikkatimi çekti .





Parktan çıkıp doğuya yönelince Latin Bölgesi'nin ana bulvarına , kuzey-güney hattındaki St. Michel Bulvarı'na çıkıyorsunuz . Bu bulvarın iki yanı geceleri çok eğlenceli . Sokak müzisyenleri de var , güzel caz kulüpleri de . Ayrıca fix menü ucuz ama doyurucu yemek açısından bölge ideal . Bulvarın doğu yakasına geçip Rue Soufflot'a giriyor ve Pantheon'a gidiyoruz .


Pantheon

Bildiğiniz gibi Paris'te de bir Pantheon var . Roma'daki atasına benzetilmek istenmiş ama pek başarılı olduğu söylenemez . Aradan geçen yüzlerce yıldan sonra aynı şekillerde tapınak yapma isteğini biz de bu günlerde aktif olarak yaşıyoruz . Hem de yaratıcı mimarlarımız yurtdışında birbirinden değişik projelere imza atarken .


Pantheon

Gut hastalığından muzdarip Kral XV. Louis , hastalıktan kurtulunca Paris'in koruyucu azizesi Genevieve onuruna bu kiliseyi 1744 yılında yaptırmış . Genevieve , duaları ile 451 yılında Paris'i Hunlardan kurtaran azize . Kilise devrim sonrasında Fransız kahramanlarının ebedi istirahatgahı olmuş . Bay ve bayan Curie , Zola , Voltaire , Rousseau , Andre Malraux burada yatıyormuş .


Pantheon / Detay

Paris'ten değişik bir öykü anlatmaya çalıştım ; Quartier Latin de kimbilir daha ne öyküler saklıdır .

Sağlıcakla kalın...Öyküsüz kalmayın...


 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- NEŞE 05-12-2012 14:36:58

Bin yıl önce biz Türkler neredeydik,ne yapıyorduk diye düşündüm bir an...Aydınlanma dönemini yaşayamamış bir ırkın ahfadı olarak bugünlerde üniversitelerde yaşadıklarımız göz yaşartıyor...Paris i zaman zaman böyle güzel yazılarla hatırlamak çok iyi oluyor,anılar fena halde canlanıyor...Teşekkürler Doktor..
- gezi-yurla 05-12-2012 15:45:02

Şimdi St. Germain'de yürümek vardı özlemişim , güzel hikayeler teşekkürler...
- bambinom 06-12-2012 15:03:27

çok güzel bir yazı teşekkürler bu arada Paris'i ne kadar özlediğimi farkettim
- arkutbay 07-12-2012 11:31:23

Neşe Hocam , gezi-yurla , bambinom ; güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim .
- fatihselvi71 16-12-2012 12:41:28

süperdi yaaaaa
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz