Kendingez » Ülkeler » Romanya » Bran » Sinaia / Buşteni Cantacuzino Şatosu /Bran ´Drakula´/ Peleş Kalesi / Pelişor Sarayı / Sinaia Cantacuzino Manastırı
5224
Gezdiği Yerler:Almanya , Avusturya , Bosna-Hersek , Belçika , Bulgaristan , Birleşik Arap Emirlikleri Dubai, Estonya , Çek Cumhuriyeti , Fransa , Finlandiya, Fas , Hollanda, Hindistan, Hırvatistan, İspanya , İsviçre, İtalya , Karadağ , Kanada, Kamboçya , Kosova , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Monako, Macaristan, Mısır, Nepal , San Marino , Slovenya , Slovakya, Sırbistan , Suriye , Polonya , Portekiz, Tayland , Türkiye , Ürdün, Vatikan, Yunanistan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

Sinaia / Buşteni Cantacuzino Şatosu /Bran ´Drakula´/ Peleş Kalesi / Pelişor Sarayı / Sinaia Cantacuzino Manastırı

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 00-00-0000
|
Yazı Tarihi: 16-10-2017

Bükreş ,Sinaia arası 122 km.Yol dar ama çok düzgün. Transilvanya bölgesine doğru ,kıvrıla kıvrıla yeşil içinde ilerliyoruz. Yeşil içinde yüzüyoruz desem yalan olmaz.Geçtiğimiz küçük köyler,kasabalar sanki masal dünyasındayız.Sinaia eski Romanya krallığının başkenti.Karpatlar, Bucegi dağlarının eteğinde,Prahova vadisinde. Şimdilerde popüler bir kayak merkezi.Bu şehirde uluslararası festivaller fazla  özellikle de müzik üzerine . 1927'de burada Yehudi Menuhin,iki ay boyunca ünlü keman ustası Georges Enescu'nun öğrencisi olmuş.1900'lü yıllarda aristokratların tatil merkeziymiş.Şatolar,villalar,manastırlar,kiliseler diyarı...Oteller yaz olmasına rağmen dolu.Herhalde kışın yer bulmak oldukça zor olur. Biz otel Mara'da kalıyoruz.Tepede ormanın içinde büyük bir otel.Burada üç gün geçirmeyi planladık.24 Temmuz'da Braşov'a doğru güzegahımıza devam edeceğiz.

Otel tatil yapan Romenlerle dolu.Çoluk çocuk bahçedeki havuzdan yararlanıyorlar.Otele çıkarken oldukça eski evlerin arasından geçiyoruz.Kapıda büyük bir müzik festivalinin afişi var.Sonradan öğreniyoruz ki bu klasik müzik festivalinin tüm sanatçıları bu otelde kalıyormuş.Otelde zaman zaman bir keman ya da bir piyano sesi duyuyoruz.Sanatçılar çalışıyorlar.Europafest (Classic&Jazz) Peleş Kalesindeki nefis müzik dinletisine bilet bulabilseydik gidecektik ama ne yazık ki tükenmişti.

Evler birbirinden güzel .Şehir merkezinde turistik minik tren ile dolaşıyoruz. Tren tepeye tırmanıyor.Peleş kalesine çıkmak istiyoruz ama rally yapıldığından yolları kapamışlar.Polisler pek ingilizce bilmediği için bir türlü anlaşıp nereden tepeye çıkabileceğimizi öğrenemiyoruz.Hayran hayran etrafımızı seyrederek keyif yapıyoruz.Sinaia çok güzel bir şehir.

Ayrıca ev yapması yiyeceklerin satıldığı ara sokakta bir pazara giriyoruz.Hatta bir Türk satıcıya rastlayınca şaşırıyoruz.Uzun zamandır bu şehirde yaşıyormuş.Baklava,kadayıf satıldığını görmek hoşumuza gidiyor.Özellikle "Kaşkaval" soruyoruz.Epeyce peynir çeşidi var.Tatlıyı seviyorlar.Hava gündüz günlük güneşlik olmasına rağmen akşamları serinliyor.

Modern evler tarihi evlerin yanında yer alıyorlar.Eminim buralara kar düştüğünde manzaralar iki misli güzel olur.Şehir merkezinde " Cabana Schiori"restoranda yemek yiyoruz.Masalar Romen işi örtülerle süslü ama yemeklerden o kadar memnun kalmıyoruz  üstelik fiyatlar da çok pahalı.Otele dönüyoruz. Gece otelin bahçesinde oturup ormanın sesini dinliyoruz.Ama o kadar soğuk ki fazla dayanamıyoruz.   

Ertesi sabah otelde kahvaltı yapıyoruz.Fena değil ama çok kalabalık.Kahvaltı salonunun balkonundan vadiyi seyrediyoruz.Temiz hava muhteşem manzara.Yola koyuluyoruz.Peleş kalesine bugün de çıkamıyoruz.Yarın kesin kararlıyız.Şimdi Busteni'de "Cantacuzino"şatosuna gidiyoruz.

Prahova vadisinde Busteni'de bulunuyor.Eskiden burası bir av köşküymüş.XVIII.Cantacuzino aiesine aitmiş.Şato 1911'de Adli tıp doktoru olan George Grigore Cantacuzino( Nababul) için yapılmış.Cantacuzino Romanya'nın iki dönem başbakanı olmuş.Ayrıca iki kez de Bükreş'in belediye reisi olmuş.Bükreş'teki Cantacuzino sarayı da onun tarafından yaptırılmış.Zamanınında Romanya'nın en zengin kişisiymiş. Anlatılan bir hikayeye göre şatonun tüm yollarını altın ile döşemek istemiş.O zaman bu fikre engel olunmuş.Şatonun mimarisi kelebek şeklinde.

 Bize şatoyu anlatan rehber bayan Cantacuzino bu mükemmel yerin keyfini pek süremediğini 1913'te zatürreden öldüğünü ve tuhaf bir tesadüf eseri olarak ta daha sonra komünizm zamanında şatonun sanatoryum olarak kullanılmış olmasıymış. 

     

Giriş salonunda arma ve süs koleksiyonları var. Ayrıca vitraylar harika.Ama savaş sırasında epeyce zarar görmüş.

Şatonun bahçesinde bir film seti kurulmuş.Biz de biraz seyrettik. Eğlenceli. Ortaçağ canlandırılıyor.Şatonun terasından ise manzara bir harika.

   

Buradan ayrıldıktan sonra ünlü "Drakula"nın şatosuna gitmek için acele ediyoruz.Şato Bran 'da. Burada turistler o kadar fazla ki adım atmak zor.Dünyanın her yerinden gelen gezginler flimlere konu olan bu şatoyu görmek istiyorlar.Haksız da sayılmazlar. Biz önce karnımızı doyuralım sonra tadını çıkara çıkara şatoyu gezeriz diye düşünüyoruz."Galeriile  Bran" restoran ,özellikle ikinci katında orman dekoru ile çok ilginç.Ormandan gelen hayvan seslerini de yabana atmamak gerek.Yemekler fena değil.Garsonlar pire gibi çalışıyorlar.

Çıktıktan sonra kale yakın.Turistik eşyaların satıldığı dükkanlar geçince uzun kuyruk bize kapıyı işaret ediyor.Tahta kapıdan geçince büyük bir meydana geliyorsunuz.Yukarıya doğru tırmanan yolu çıkıyoruz.Yolun sonunda bizi bol basamaklı dik bir merdiven bekliyor.

Bu şato 1378 yılında yapılmış.Uzun yıllar Romanya'nın Kraliyet ailesinin yazlık sarayı olarak kullanılmış.1957 yılında ise müze olarak açılmış.Birbirinin içinde yer alan dört kattan oluşuyor.57 minik odayı barındırıyor.İçerde Romen kültürünü yansıtan eşyalar ve giysiler var.Kale Omanlılardan korunmak amacıyla yapılmış.Transilvanya o zamanlar Macaristan toprakları içindeymiş.Drakula'nın hikayesi ise gerçekten ilginç.

Drakula diye bahsedilen kişi aslında Vlad Tepeş.Namı-değer "Kazıklı Voyvada".Osmanlı padişahı Fatih'in babası I.Murat ,Transilvanya'da Vlad'ın babasını yenince oğlu Tepeş'i rehin alarak Edirne sarayına götürür.O zaman oniki yaşında olan Tepeş,Fatih Sultan Mehmet ile sarayda büyür ve eğitim alır. Fatih Sultan Mehmet ile yakın arkadaşlığı sonunda Eflak Voyvadası olarak bu topraklara tayin edilir.Başta vergisini verir ve Osmanlıya sadık gözükür. Ama daha sonra baş kaldırır.

Ne kadar Osmanlı askeri ele geçirirse kazıklara oturtur karşılarında yemek yer içermiş.Zalimliği her yere yayılmış. Kendisine yaptıklarından dolayı "Kazıklı Voyvada" denilmiş.Macarlar ise "Şeytan" anlamına gelen "Drakul" derlermiş. Esirlerine türlü işkenceler yaparmış.Kendisine gelen Osmanlı elçilerinin sarıklarını çivi ile kafalarına çakarmış.Kral Ferdinand ve karısı Marie bu şatoda yaşamış.Aslında Vlad burada fazla kalmamış.

Daha ziyade Targovişte'de yaptırdığı şatoda oturmuş. Şatoda Vlad Tepeş'in soy ağacı var. Ona ait fazla bir eşya yok.Birkaç işkence aleti dışında.

1462'de Fatih bu zalimliğe son vermek amacıyla sefere çıkar. Vlad'ın başını gövdesinden ayrırlar.Baş İstanbul'a gelir ve dolaştırılır.Sonra bir yere gömülür ama nerede olduğu bilinmez. Zalimin sonu.Ölümünden 400 yıl sonra bu hikayeyi öğrenen İrlandalı yazar Bram Stoker ,konusu Transilvanya'da geçen bir kitap yazar. Romanya'ya hiç gitmemiş olan yazarın 1897'de yayınlanan kitabı satış rekorları kırar.Daha sonra bu kitaptan esinlenen"Drakula" flimleri devreye girer. Böylece dünya bu şatoyu Drakula'nın evi olarak tanır.

Aslında şato gerçekten çok güzel .Daracık koridorlar.Odalara giren gizli dehlizler.Tavanlar çok alçak.Şatoda ne banyo ne de tuvalet var.Su tesisatı bile yokmuş.İlginç.Şatoda dar merdivenlerden dehlizlerden geçiyorsunuz.Masal gibi.

Orta yerde bir avlu var. Kuyu suyunun bulunduğu yer.

Şatodan çıktıktan sonra aşağıda bulunan kafede birşeyler içiyoruz. Şatonun büyüsünü biraz daha üzerimizde hissetmek hoşumuza gidiyor.Ana kapıdan çıkınca hediyelik eşya satan dükkanları geziyoruz.Her tarafta Drakula. Küçük dükkanlarda Romenlere has elişi bulüzler,tabaklar,seramikler,el oyması tahta tablolar.

Ben şatonun etrafında dolaşıp fotoğraf çekmek istiyorum ama ağaçlardan isteğim kareleri yakalayamıyorum.Yavaş yavaş hava kararmaya başlıyor.Sinai'ye dönüp yine Snow restoranda yemeğimizi yiyoruz.Otele döndüğümüzde aynı bizdeki gibi bir düğünle karşılaşıyoruz.Müzik çalıyor.Dans var.Eğleniyorlar.İyi bir uykunun ardından sabah güzel bir kahvaltı yapıyoruz.

Bugün Sinai'de üçüncü ve son günümüz.Artık Peleş Kalesine çıkacağız.Aslında oraya teleferik ile çıkabiliyorsunuz ama daha önce de söz ettiğim gibi oraya çıkan dağ yolunda araba yarışları olduğu için yol yer yer kapalı.Sonunda belli bir yere gelip turistik trene bindik tepeye doğru tırmandık.Sinai tepesine.

Trenden inince kaleye ulaşmak için yine yürüdük. O kadar güzel gözüküyor ki bir an önce varabilmek için acele ediyoruz.Bir turist kalabalığı kaleye doğru yürüyor.Peleş kalesi Romanya'nın en önemli yapıtlarından biri.Yapımına1873 yılında mimar Doderer ve Schulz tarafından yapılmış.Yapımı 10 yıl sürmüş.Saxon şatosuna benzer bir yapısı var ama her mimariden bir kesit taşıyor.Türk ,Alman,Fransız.,İtalyan.Uzun yıllar Kraliyet sarayı olarak kullanılmış.

1989'da Romanya devrim sonrası turizime açılmış.Peleş Sarayında elektrik ,su tesisatı ve kalorifer var. Romanya Kralı Ferdinand ve karısı Maria bu sarayda yaşamış.Komünist dönemde Romanya'ya gelen delegeler burada kalırmış.Bahçesi muhteşem.Heykeller süs havuzu ve tabiki yeşil.

İç ,dış her taraf ince ince işlenmiş.İçerisi bir ayrı güzel. Tahta malzeme bol kullanılmış.Duvarlardaki tablolar ,mobilyalar çok güzel.Duvarlarda işlenmemiş bir karış boş yok.Aynalar bile işli.Vitraylar ışık hüzmelerinin desteği ile düşünülmez bir görüntü ortaya koyuyorlar.

Türk Odası

Epeyce bir vakit ayırarak doyasıya gezdik.Peleş Sarayından sonra ,aşağıya doğru yürürseniz Pelişor Şatosuna ulaşıyorsunuz. Şato 1899-1903 yılları arasında Romanya tarihinde oldukça söz sahibi olan kraliçe Maria'nın oturduğu yer.Kraliçe Peleş Sarayına gitmektense burada dinlenmeyi tercih edermiş.1875'te doğan Maria'nın büyükannesi Kraliçe Victoria'mış.1892'de Kral I. Ferdinand ile evlenmiş.Daha sonra da direk olmasa da dolaylı olarak Romanya'yı yönetmiş.

1938'de ölmeden önce iki cilt halinde anılarını yazmış.Öldükten sonra kalbi çıkarılarak bir altın kutunun içine konulmuş ve Bükreş'te Tarih Müzesine götürülmüş.İçerde fotoğraf çekmek için ayrı bilet almak gerekirmiş.Biz bilemediğimiz için çok fazla fotoğraf çekemedik.

Çok güzel. Kraliçe bu sarayı kendi zevkine göre döşemiş.Çocuklarının odaları ,tüm detaylar.Bence oldukça ferah ve hoş. Peleş sarayının adı çok duyulmuş ama bence Pelişor hiç yabana atılır değil.

Buradan ayrılıp girişteki kafede birşeyler içip yiyoruz.Bu arada ara ara yağmur yağıyor. Şato daha güzel gözüküyor. Ormanda yürüyerek aşağıya inmeyi düşünüyoruz.Yol üzerinde el sanatları ürünlerini satan satıcılar ilginç geliyor. Hava nefis .Bol oksijen depoluyarak aşağıya doğru sallanıyoruz. Ana yola yaklaşınca hızla gelen yarış arabalarının sesini duyuyoruz.Yol bizi Sinaia Cantacuzino Manastırına götürüyor.

Manastır 1690 - 1695 yılları arasında Prens Mihail Cantacuzino tarafından yaptırılmış.Prens Kudüs topraklarından dönünce bu güzel yapıyı Sinaia'ya armağan etmiş.Bir deyişe göre Sinaia adını Sinaii yarım adasından almış.Manastırda halen 20'nin üzerinde keşiş yaşamlarını sürdürmekteymiş.

 

Prahova vadisinde bulunan bu manastır o zamanlar ticari merkez olarak kullanılmış.Gelen geçenler bu manastırda kalırlarmış.Manastırın içinde iki kilise var.Biserica Mare ve Biserica Mica.Ayrıca bu manastırda Romenlerin ünlü politika adamı Take İonescu'nun mezarı bulunuyor.

İşlemeler,resimler,güzel bir bahçe sakin ve mistik bir hava.

Manastırın kapısından yarış arabalarının sesleri geliyor. Çok büyük bir bahçesi var.

Tekrar şehre inip ,merkezde gördüğümüz bir parka gidiyoruz.Çocukların oynadığı bölümde açık hava olmasına rağmen sigara içilmiyor.Çok hoşuma gitti.Ne kadar güzel bir düşünce. Medeni.

Çıktıktan sonra yine Snow restorana gidiyoruz. Yarın yine yollara koyuluyoruz. Braşov'a doğru. Sinaia'yı çok beğendim. Mükemmel bir şehir.

Fotoğraflar yazara aittir.

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz