Kendingez » Ülkeler » Yunanistan » Tasos Adası » THASSOS GÜNLÜĞÜ
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

THASSOS GÜNLÜĞÜ

Kategorisi: Hobi
|
Gezi Tarihi: 28-08-2014
|
Yazı Tarihi: 31-01-2017

Yunanlıların Trakya Denizi dediği Kuzey Ege’de bulunan ve bizim Ege Denizi’ndeki Yunan adalarına nazaran yeşilliğiyle, hatta yemyeşilliğiyle ön plana çıkan Thassos için ‘Yunanistan’ın son dönemde parlayan yıldızı’ desek hiç de haksız sayılmayız. Türklerin son 5 yıldır göz hapsinde olan ada, Haziran - Eylül döneminde başta Bulgar ve Rumenler olmak üzere Türk ve Sırp turistlere de çokça ev sahipliği yapıyor…

Edirne’den gidecekler için Pazarkule, İstanbul ya da Tekirdağ’dan gitmek isteyenler ise için İpsala’nın daha uygun olacağı Thassos’a, Keramoti Limanı’ndan kalkan vapurla, 45 - 50 dakika süren bir yolculuk sonrası ulaşabilirsiniz. Tabi Keramoti’ye giderken Selanik’e giden otobanı kullanıyorsunuz ve Gümülcine (Komotini) tarafında 4 Euro otoban parası verdikten sonra (Minibüsler için 6 Euro) İskeçe (Xanthi) sapağını da geçip Thassos tabelasını takip ediyorsunuz. Bu tabelayı kaçırmanızı tavsiye etmem zira tekrar dönmek için bayağı bir zahmet çekebilirsiniz. Ya da Kavala üzerinden gidersiniz -ki bu durum, hem kara yolunu hem de vapur yolculuğunu uzatmak- anlamına geliyor. Kaçırmamak için İskeçe sapağını geçtikten sonra sizi sağa yönlendiren tabelalara dikkatlice bakın Tabelanın üzerindeki vapur amblemi size yeterince yardımcı olacaktır.

Fiyat/porsiyon oranında bir numara

Adaya Keramoti’den geçenler, 45 - 50 dakika süren deniz yolculuğu sonunda Limenas’a ayak basıyor. Limenas, adanın en merkezi ve en hareketli bölgesi. Araç trafiğine kapalı, dar sokaklardan oluşan güzel bir çarşısı var. Burada hediyelik eşyadan atıştırmalık aperatiflere kadar her şeyi bulmanız mümkün. Fiyatlar da uygun. 3 - 5 Euro’ya da öğünü geçiştirebilirsiniz, 20 - 25 Euro’ya da. Orası size kalmış. Ben akşam yemeklerini daha keyifli bulduğum için öğlen yemeğini hafif atıştırmalıklarla geçirdim. Akşamında da sadece Limenas’ın değil, adanın en meşhur lokantası Simi’deydim. 

Simi, Yunan mutfağını ve mezelerini enfes şekilde tarafınıza sunuyor. Garsonlarının hemen hepsi az da olsa Türkçe öğrenmiş. Hele bir Vasilis var ki sormayın. Size her konuda yardımcı olacağı garantisini verebilirim. Adaya sıkça gelen Türk, Bulgar, Sırp ve Romen turistlerden olacak ki her dili epey iyi biliyor. Bir de Ergin var. İzmirli. Yazları bu restoranda çalışıyor. 3 gidişimde de gördüm. Bilen bilir. Yunanlılar, fiyat / porsiyon oranında epey merhametli. Asla açgözlülük yapıp çok çeşit olsun diye ondan da bundan da söylemeyin. Hem tabağınızdakini bitiremezsiniz, hem de fazladan para ödemiş olursunuz. Dolayısıyla bir ana yemek -ki bu deniz ürünü olmalı- bir içecek, iki de meze işinizi görür. Ödeyeceğiniz rakam da 20 - 25 Euro’yu geçmez. İçecek dediysem de bu rakı olursa size 20’lik getiriyorlar. Şarap da kadeh olarak değil, yarım litre sürahide servis ediliyor. Ben her yemeğe oturuşumda mutlaka kabak kızartmasını söylerim. Tavsiyem siz de mutlaka tadın. 

Benim favorim Skala Potamia

Ben adaya gittiğimde Skala Potamia bölgesinde kalmaya gayret ediyorum. Gerek sosyal hayatı, gerekse kumsala yakın işletmeler nedeniyle burası çok ideal. Ayrıca adanın en güzel ve en uzun kumsallarından biri olan Golden Beach’e de ev sahipliği yapıyor. Ben konaklamada temizliği ve konforu aradığım için Delfini Otel’i tercih ediyorum. 3 ila 5 günlük seyahatlerimde aradığım tek şey, merkeze yakınlık, temizlik, wi-fi ve güler yüz. Delfini’de bu saydıklarımın hepsi mevcut. Bayan Dina’nın size elinden gelen en iyi hizmeti sunacağından eminim. Bu arada Delfini’yi tercih ederseniz selamımı iletmeyi de unutmayın. Cüzi bir indirimi kapabilirsiniz :)

Skala Potamia’da da Yunan mutfağının en seçkin örneklerini bulabilirsiniz. Benim önerim Krambousa Restoran. Hemen kumsalın yanında. Menüsü çok zengin. Fiyatlar da standart. Buradan da kişi başı 20 - 30 Euro’ya kalkabilirsiniz. Ben sardalye balığı ve 20’lik Plomari rakısı, bir kızarmış feta peyniri, bir kabak kızartması, bir de mevsim salatasından oluşan siparişim için 22 Euro ödedim. Çok da memnun kaldım.

Skala Potamia’da bulunan Golden Beach, adanın en güzel ve en uzun kumsallarından biri. Kumu o kadar akışkan ki, avcunuza aldığınızda parmaklarınızın arasından adeta kayıp gidiyor. Kumsalda çok sayıda şemsiye ve şezlong var. Birkaç içecek söylediğinizde sizden ücret almıyorlar. Söylemeseniz de gelip ücret istemiyorlar. Ya da Türkiye’deki gibi arkanızdan koşmuyorlar. Yani olayı tamamen size bırakıyorlar. Denizine gelince… Denizi gerçekten mükemmel. Gözlüksüz suya daldığınızda suyun altından metrelerce ötesini çıplak gözle görüyorsunuz desem yeterlidir sanırım. Ayrıca derinlik oranı da gayet ideal. Yani çocuklu aileler çekinmeden bu bölgeyi tercih edebilir.

Paradise Beach’te yüzmek keyif veriyor

Adaya gittiğinizde mutlaka uğramanız gereken yerlerden ikisi de Paradise Beach ve Giola. Paradise Beach, Potamia’dan çıkınca 15 dakikalık yol mesafesinde. Ana yolda seyrettikten sonra tabela sizi kumsala yönlendirecek lakin yolu biraz zorlu. Dilerseniz arabayı yukarıda bırakıp 10 dakika yürüyebilirsiniz. Zira arabayı indirirseniz hem inişte hem de çıkışta zorlanabilirsiniz. Yolu eğimli ve taşlı. Paradise’te yüzmek insana gerçekten çok iyi geliyor. Kumsal gerçekten de adının hakkını veriyor: Cennet! Kumsalda birkaç tane işletme var. Dilerseniz 5 Euro karşılığında şezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz. Ayrıca atıştırmalık bir şeyler bulmak da mümkün. Duş için de 1 Euro ödeme yapıyorsunuz. Meraklısına not: Bu kumsalın az ilerisinde kayalıkları olduğu bölgede çıplaklar kampı var. 

Bir de doğal havuz dedikleri Giola var. Avrupa’nın birçok yerinden turist bu havuzu görmek için adaya geliyor. Havuza ulaşmak epey zahmetli. Paradise Beach’ten çıktıktan sonra ana yolu takiben gittiğinizde yolun sol tarafında denize nazır Archangel Michael Manastırı’nı göreceksiniz. Zira yol boyunda olduğu için buraya da uğrayabilirsiniz. 
Askılı ve diz üstü şortlarla girmek yasak. Eğer kıyafetleriniz uygun değilse görevliler size hapishane pijamalarını andıran kıyafet veriyor. Biraz gülünç duruma düşebiliyorsunuz tabi. Ama gidilip görülmeye değer. Sadece Ege Denizi’nin o harika panoramik görüntüsü görmek ve o masmaviliğe e şahit olmak için bile o pijamaları giyebilirsiniz. Neyse, Giola’ya varmak için bu manastırı geçtikten sonra ana yol üzerinden bir 5 - 10 dakika daha gidiyorsunuz. Alyki Köyü yakınlarında çok küçük bir tabela var. Onu kaçırmayın. Sizi sol tarafa doğru yönlendirecek. Ne var ki buranın yolu da epey zorlu. Hatta bir müddet sonra arabayı bırakıp yayan yürümek zorunda kalıyorsunuz. Ortalama yarım saat 45 dakikada buraya varmanız mümkün. Gittiğinizde ise o yorgunluğa değiyor. “Zeus’un Gözü” dedikleri bu doğal havuzda yüzmek, sizin için iyi bir deneyim olacaktır. 

Osmanlı & Rum kültürünün harmanlanışı: Theologos

Adada mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri de Theologos Köyü. Kayrak taşlı çatıları, Osmanlı mimarisine benzer yapıları, daracık sokakları ile bu köy, Osmanlı & Rum kültürünün harmanlanmış halini sunuyor size. 

Köy, 1455 ve 1813 tarihleri arasında Osmanlı hâkimiyetinde iken ada büyük bir pazar yeri ve adaların yönetim yeri olmuş. Rumlar, Türkler beraber yaşamışlar. Mübadele zamanında Anadolu Rumları yerleşmiş adaya. Herkesin Türkçe bilmesinin en önemli nedenlerinden biridir bu. Bu Theologos Köyü insana adeta huzur veriyor. Eski evlerin mimarisi bizim eski evler gibi olduğundan hiç yabancılık çekmiyorsunuz. 

Hatta birçok evin çatı kaplaması dikkatimizi çekti, kiremit yerine Kayrak Taşı ile kaplanmış çatılar oldukça güzel gözüküyor. Yemek için her gidişimde Augustos Taverna’yı seçiyorum. Kuzu ve keçi çevirmesi harika. 1 kilosu, rahat 4 - 5 kişiyi doyuruyor. Bir de yanına kokoreç söyleminizi tavsiye ederim. Farklı bir sosla ve farklı bir sunumla getirilen kokoreç, bizim Türkiye’deki lezzeti aratsa da farklı bir tat tanımak isteyenlere şiddetle öneririm. 

Kısaca Thassos; beyaz kumsalları, turkuaz rengi denizi, muhteşem doğal koyları, Akdeniz'de sıkça bilinen beyaz şarapları ile bir kere görülmeye değer. Adanın sokaklarında gezerken modern ile antik şehrin izlerini bir arada görmeniz mümkün. Meyve bahçeleriyle dolu adada mevsimine göre elma, kayısı, armut, erik, üzüm, şeftali ve zeytin ağaçlarına sıkça rastlayabilirsiniz. Hatta kimseye çaktırmadan dalından koparıp yiyebilirsiniz de…

Mutlaka yapın: 
1- Giola’ya gidin. Temizse yüzün. Yükseklik korkunuz yoksa atlayın.
2- Herhangi koyun birinde mutlaka yüzme molası verin. (Alyki, Pradise, Golden, Marble)
3- Theologos Köyü’ne uğrayın. Birkaç saatinizi burada geçirin.

 

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- halilce 14-04-2017 09:01:13

Merhaba, yukarıda yazdıklarınızı okudum. Ben de 2014 yılı bayramında oradaydım.Yazdıklarınız aynen geçerli. Fakat maalesef geçen yıl kurban bayramında tekrar gittim . Herkes keşfedince demek böyle oluyor. Resatoranlarda yemek kuyruğuna giriyorsunuz. Yer bulmak sıkıntı . Ayrıca o söylediğiniz ucuzluk da kalmamış. Acaip derece de pahalı. Simi de çupra nın kilosuna 60 euro çektiler. Ki bu paraya 2014 de 4 kişi balık rakı karnınızı doyurudunuz. Aliki plajında yer bulamadık oradan taa Skala ye gitmek zorunda kaldık.