Kendingez » Ülkeler » Rusya » Tobol'sk » TOBOLSK
1985
Gezdiği Yerler:100'den fazla ülke 300 kadar kent...
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 11042
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 55

TOBOLSK

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 23-11-2008
|
Yazı Tarihi: 14-12-2008



Sürgün Diyarı Bir Tursitik Kent: TOBOLSK

Sibirya’da kurulan ilk Rus yerleşimleri; Rus Kazakların XVI. yüzyılın ikinci yarısında Uralların doğusuna yaptığı seferlerden sonra inşa edilen kalelerden büyüyerek oluşan Salehard (eski adı Obdorsk), Tumen ve Tobolsk. Bu kentler arasında en kuzeyde yer alan Salehard’ın bir diğer özelliği, dünyada tam olarak Kutup Dairesi’nin üzerinde bulunan tek şehir olması.  Daha güneyde yer alan ve bir petrol ve gaz kenti olarak gelişen Tumen turistik bir yer sayılmaz. Buna karşılık Tumen’in doğusundaki tarihi Tobolsk Rusya’nın görülmesi gereken başlıca yerleri arasında sayılıyor.

                                         


Tobolsk aynı zamanda 1825 Aralık ayında zamanın çarı I.Nikola’ya karşı çıkarak Rusya tarihinin ilk silahlı ayaklanmasını gerçekleştiren Dekabristlerin (Aralıkçılar, Rusça Dekabr: Aralık) Sibirya’da sürgün edildikleri yerlerden biri. İlginçtir yaklaşık bir yüzyıl sonra gerçekleşen Ekim Devrimi’nden sonra bu defa bir diğer Nikola son çar II.Nikola Tobolsk’a sürgün edilir. Tobolsk’a sürgün edilenler arasında Dostoyevski de vardır. Sibirya’daki sekiz yıllık kürek cezasının başlangıcında bir süre Tobolsk’ta kalan ünlü yazar, kardeşine yazdığı mektuplarda cezası boyunca beraber olacağı “seçkinlere olan düşmanlıkları sonsuz” mahkumlarla ilk kez Tobolsk’ta tanıştığını ifade eder. Tobolsk sürgünleri arasında adı geçen bir diğer ünlü isim Soljenistin, hayatı sürgünlerde geçen Nobel ödüllü muhalif yazar Soljenistin’in de bir süre burada kaldığını Tobolsk haritasındaki bilgilerden öğreniyoruz.

                                      


Tobolsk, Tumen Hanti-Mansisk yolunda ve Tumen’e 247 km uzaklıkta bulunuyor. 1587’de eski bir Tatar yerleşimi olan İsker (bazı kaynaklarda Kaşlık) köyünün olduğu yerde kurulan kent bir süre de Sibir Tatar Hanlığı’nın başkenti olmuş. Bugün 105 bin nüfusuyla küçük sayılabilecek bir kent. Tobolsk’ta mutlaka görülmesi gereken yer; bazılarınca Rusya’nın yedi harikasından biri kabul edilen Kremlin (Kale).  Kale 17.yy’da Tobolsk’un yanından geçen İrtiş nehrinin kenarına Büyük Peter tarafından İsveçli mahkumlar için yaptırılmış. Moskova’dakinin benzeri olan ve 400 yıldır neredeyse olduğu gibi duran Kremlin’in en gösterişli yapısı Sofiski-Uspenski Katedrali. Kremlin, Tobolsk’un nispeten yüksek bir yerinde inşa edilmiş, buradan kentin eski mahallelerinden İrtiş’e kadara güzel bir manzara var. Bu mahalledeki evlerden birisi Rusya’nın son çarı II.Nikola’ya (Ekaterinburg’da öldürülmeden önce) bir süre ev sahipliği yapmış. Şimdi Valilik olarak kullanılan iki katlı binada çarın ailesi ile birlikte kaldığı oda müze olarak düzenlenmiş. (Pazar günleri kapalı)


                                             


Kremlin’in önündeki geniş meydanın bir tarafında; bir zamanlar Dostoyeski’nin kaldığı hapishane iken önce hastane şimdi kütüphane olan bina ile diğer tarafında Tobolsk Müzesi bulunuyor. Üzerindeki 1587-1887 yazsından kentin kuruluşunun 300. yılında yapıldığı anlaşılıyor. Tobolsk’un tarihi (1899) Drama Tiyatrosu ise SSCB döneminin en eski taşra tiyatrosu olarak önemli bulunuyor. Tobolsk’un çok ziyaret edilen bir diğer yeri de sürgündeki ölen Dekabristlerin defnedildiği Zavalnoya Mezarlığı ve buradaki 7 Sürgün Kilisesi. Tobolsk’ta biraz daha vakti olanlar, kentin 15 km kadar dışında olan Erkekler (Abalaks Manastırı) ve Kadınlar (Ionna-Vedenski) manastırlarını da görebilirler.

                                  


Tobolsk
’a, etrafta çoğunluğu Tatarlara ait olmak üzere pek çok köyün bulunduğu bir yoldan ulaşılıyor. Renkli ahşap evleri ile masalsı bir görüntü oluşturan bu köyler, uçsuz bucaksız Sibirya steplerinde unutulmuş dekorlar gibi duruyor. Bu köylerden biri de Tumen’e 80 km uzaklıktaki Pakrovskoye.  Bu tarafa gelen gezginlerin uğramadan geçmediği bu köyün girişindeki tabelada Rasputin Müze Evi yazıyor. Burada doğan ve sıradan bir köylü genci olan; ünlü Rus kahin papaz Grigori Rasputin din adamı olmak üzere Yunanistan’da bir manastıra gider. Üçbin kilometrelik yolu yürüyerek gittikten sonra ulaştığı manastırda; hiçbir zaman bir din adamı olamayacağını anlayarak ülkesine döner.  Öte yandan hastalıkları dua ederek iyileştirdiğine, geleceği bildiğine inanılan böyle bir din adamının ünü çabuk yayılır ve buralardan zamanın başkenti St.Peterburg’a kadar ulaşır. Önce kiliseye sonra saraya ilk adımını atan Rasputin, çariçenin hasta köpeğini iyileştirdikten sonra iyice yerleştiği saraydan ancak öldükten sonra çıkacaktır. Yakışıklı ve gizemli Sibiryalı kısa zamanda saray kadınlarının da ilgi odağı olur ama asıl büyük etki çar II.Nikola üzerinde gerçekleşir. Çar artık her konuda kendisine danışarak hareket etmektedir.

                   
                                    

Bu esrarengiz adam en sonunda, çar cephede iken çariçe ile olan yakınlığın artmasından rahatsız olan saray çevrelerince esrarengiz bir şekilde öldürülür. Hayatı film de yapılan Rasputin’in adına çok ünlü bir de şarkı yazılmış. Bütün bunlar neyse ne de eğer doğru ise Rasputin’in son kehaneti oldukça çarpıcı. Ölümünden sonra sekreteri tarafından açıklanan mektubunda Rasputin “kendisinin 1 Ocaktan önce öldürüleceğini, eğer soylular tarafından öldürülürse tüm soyluların Rusya’dan ayrılmak zorunda kalacağını, ülkede uzun yıllar bir kardeş kavgası yaşanacağını, eğer ölümünde çarın etkisi varsa onun da çocukları ile birlikte iki yıl içinde öldürüleceğini” iddia etmiş. Tarihler bu iddiaların hepsinin gerçek olduğunu gösteriyor. (Rasputin’in ölümü 29 Aralık 1916, Rusya’dan soyluları kaçıran Bolşevik Devrimi: 1917, Çar II.Nikola’nın  ve ailesini öldürülmesi: 17 Temmuz 1918)

                                      

Buralarda Rasputin’in, II.Nikola’nın, Dostoyevski’in, Dekabristlerin izini sürmek veya Sibirya’nın ilk Rus yerleşimlerini görmek için bir diğer neden de Sibirya’nın ne olduğunu görmek ve anlamaya çalışmak olabilir. Sibirya deyince akla önce soğuk geliyor ama soğuk bir ölçüde de olsa anlaşılıyor. Daha kalın giyiniyorsunuz, uzun süre dışarıda durmuyorsunuz, sıcak içeceklerle korunmaya çalışıyorsunuz gerçi gene de üşüyorsunuz ancak sonuçta soğuğu anlıyorsunuz. Sibirya’da asıl anlaşılmayan büyüklük ve yalnızlık kavramı. Yol boyunca gördüğümüz ve sonsuzluk hissi veren düzlüklerin Türkiye’nin neredeyse yirmi katı büyüklüğünde bir coğrafyanın sadece çok küçük bir bölümü olduğunu ve bu devasa topraklarda Türkiye nüfusunun ancak yarısından daha az insanın yaşadığını düşününce Sibirya’yı kavramak pek kolay olmuyor...

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

- mcatullus 14-12-2008 20:31:33

Sibirya hakkında merak ettiğim birçok şeyi sayenizde öğrendim. Örneğin o sonsuz gibi görünen sessizliği ve yalnızlığı... Elinize sağlık.
- MIYU 15-12-2008 12:05:22

duymadığım, görmediğim yerleri hep sizinki gibi harika yazılardan öğrenmiş oluyorum. Fotoğraflar sayesinde de gitmiş kadar oldum doğrusu. Teşekkürler
- cherryblossomgirl 15-12-2008 12:10:47

kitap okur gibi okudum, içinde kayboldum adeta kaptırdım kendimi, orada hissettim, elinize sağlık.
- Freebird 15-12-2008 14:22:19

adını bile duymadığım görmediğim yerleri sizin ki gibi güzel ve keyifle yazılardan öğrenmek çok güzel bir şey elinize sağlık
- mctumer 16-12-2008 11:09:25

SEVGİLİ TİMUR ÖZKAN BU GÜZEL YAZI PAYLAŞIMINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM SELAMLARIMLA
Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz