Kendingez » Ülkeler » İtalya » Venedik » Trenle Avrupa Gezisi
14108
Gezdiği Yerler:İtalya, Fransa, Hollanda, İspanya, Küba, Çek Cum., Endonezya, Hindistan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

Trenle Avrupa Gezisi

Kategorisi: Macera
|
Gezi Tarihi: 01-08-2007
|
Yazı Tarihi: 27-01-2017

Trenle Avrupa Gezisi

Interrail seyahatine çıkmak için en güzel dönem aslında üniversite yıllarıdır. Ancak benim üniversitede olduğum dönemde (90lı yılların sonu) interrail seyahati Türkiye’de henüz bu kadar popüler değildi. İnternetin yeni yaygınlaşmaya başladığı bir dönem olduğu için, seyahatle ilgili kaynak bulmak da oldukça zordu.

Interrail seyahatine çıkmaya karar verdiğimde iki ayrı kategori olduğunu fark ettim. 26 yaş altı gezginler ve 26+ üstü gezginler. Üniversite öğrencilerine ve gençlere pozitif ayrımcılık yapılacak, daha ucuza bilet satılıyordu. 26 yaşının üstündeki insanların da bir iş güç sahibi olduğu varsayılarak, indirimsiz bilet satılıyordu. Bu da aşağı yukarı 30 gibi fazladan bir meblağ ödemek anlamına gelse de, halen interrail bileti gişeden alınan tren biletlerinden daha avantajlıydı.

26 yaş üstü kategoride bir interrail yolcusu olarak (O zaman yaş 27 idi) 1 aylık biletimi satın aldığım 2007 yılında bile, internet bloglarında bu konuda pek bir bilgi olduğunu söyleyemem. Barış Bakır isimli bir yazarın “Sırt Çantamda Avrupa” adlı kitabını okumuş ve seyahatime o kitapta bulunan bilgiler vasıtasıyla hazırlanmıştım. Hatta kaldığım hostelleri bile çoğunlukla kitabın önerdikleri arasından seçmiştim. Sonuçta ilk uzun süreli yurt dışı seyahatime çıkıyordum ve denenmiş yöntemleri uygulamak bana daha garantili gelmişti. Sürprizler yaşayarak sadece birer veya ikişer gün kaldığım o çok güzel şehirlerin tadını çıkarmaktan mahrum kalmak istemiyordum.

 

Schengen Vizesi Alma Süreci

Seyahatimi uçakla İtalya’dan başlamak üzere kurguladığım için, İtalya Konsolosluğu’ndan çok girişli Schengen vizesi almak istiyordum. İtalya konsolosluğu diğer konsolusluklara oranla bir tık daha kolay vize vermesiyle biliniyordu. Hakikaten de hiçbir sorunla karşılaşmadan vizemi aldım.

Tur Programım Milano’ya uçuşla başlıyor ve Amsterdam’dan geri dönüş ile sonlanıyordu. 22 günlük bu programda, İtalya’da 13 gün, Fransa’da 6 gün ve Amsterdam’da 3 gün geçirecektim.

İtalya'dan Fransa'ya Interrail Seyahati

Hayatımın en güzel macerası, Sabiha Gökçen Hava limanından Milano uçağına binmemle başladı. Bir gün içerisinde İstanbul’dan, Milano’ya uçmuş; Milano’da şehir merkezini ve Duomo Katedralini gezmiş ve sonunda akşam saatlerinde Venedik şehrine varmıştım.

Venedik’te üç gün geçirdikten sonra, Bologna, Floransa, Pisa, Roma şehirlerini gezdim ve trenle Fransa’ya hareket ettim. Fransız sahillerinin tadını alınca, Nice’te yalnızca bir geceleme yapacağım halde, iki gece konakladım. Vaktim olsa meşhur Fransız Côte d’Azur sahillerinde herhalde 1 hafta kalırdım. Arada Monaco’ya günübirlik seyahat yapmayı da ihmal etmedim.

Sonra Fransız mutfağının örneklerini kusursuz bir şekilde sunan, yemekleri ile ünlü Lyon şehrine düştü yolum. Bir gece de bu güzel, kent yaşamı harika düzenlenmiş derli toplu Fransız şehrinde kaldım. Sıra Paris’e geldiğinde aslında pilim bitmişti. Çünkü İtalya şehirlerinde çok uzun saatler yürümüş ve turistik haritalarda gözüken her yeri eksiksiz görebilmek için kendimi heba etmiştim. Fransa’nın bu ünlü şehrine ulaştığımda ayaklarımda artık derman kalmadığı için, hayatımda ilk defa pek de tarzım olmayan turist otobüslerine rağbet ettim.

Tüm ara sokakları keşfetmek adına, asla otobüse veya başka bir ulaşım aracına binmediğim halde, koskoca Paris şehri gözümde büyüdüğü için bu kez kolaya kaçmıştım. Aslına bakarsanız o kadar da kötü bir şey değilmiş. Bir durakta inip, bir turistik noktayı ziyaret ettikten sonra, bir diğerine gitmek üzere sıradaki otobüsü bekliyor ve hop bir anda kendinizi bir sonraki ziyaret noktanızda buluyorsunuz. O da güzel bir şey tabi… Ancak taze enerjim olsa yine de binmezdim. Fotoğraf çekmeyi seven insanlar bilir, spontane olaylarla karşılaşmak ve doğal hayatın akışını fotoğraflamak çok keyiflidir. O yüzden bu tarz sahneleri kaçırma endişesi ile ne metro ne de otobüse binesim gelmez.

Amsterdam Gezisi

Paris’ten yine bir tren seyahati ile Amsterdam’a ulaştığımda artık gezimin sonuna gelmiştim. İtalya’dan t-shirt giyerek başladığım seyahati de, kuzeye çıktıkça Amsterdam’da kapşonlu sweatshirt ile tamamladım.

Yaşanan her şey paha biçilemez derecede güzeldi benim için… Sonra çok seyahatlere çıktım, başka birçok ülkeler gördüm. Ancak interrail seyahatinde deneyimlediğim o başına buyruk ve anın keyfini çıkarmak üzerine kurgulanmış seyahat tarzını yakalayamadım.

İspanya Seyahati Ve Vize Almak Konusuna Dair

Ertesi sene uzunca bir İspanya seyahatine çıktım ve bunu da İtalya üzerinden kurguladım. Sebebi ise hem bu bahane ile hayran kaldığım İtalya’yı bir kez daha görmek, hem de kurallarına aşina olduğum İtalya Konsolosluğu’ndan rahatça Schengen vizesi alabilmekti. Bazen düşünüyorum da, şu schengen vizesini de Amerikan turist vizesi gibi 10 senelik verselerdi de, her sene böyle uğraşmasaydık. Bu sene Schengen’in toptan kaldırılması için küçük de olsa bir umut doğmuştu ama o da yitip gitti. Türkler maalesef yine her yıl Avrupa Konsolosluklarının kapısını aşındırmaya devam edecek.

 

Yazı ile İlgili Yorumlar