Kendingez » Ülkeler » Türkiye » Sivas » Uçsuz bucaksız Anadolu - 3.Bölüm (5000km) Sivas / Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi / Çifte Minareli Medrese / I. İzzettin Keykâvus Şifahanesi / Buriciye Medresesi / Taşhan / Ulu Camii / Gök Medrese / Zara / Tödürge Gölü
5224
Gezdiği Yerler:Almanya , Avusturya , Bosna-Hersek , Belçika , Bulgaristan , Birleşik Arap Emirlikleri Dubai, Estonya , Çek Cumhuriyeti , Fransa , Finlandiya, Fas , Hollanda, Hindistan, Hırvatistan, İspanya , İsviçre, İtalya , Karadağ , Kanada, Kamboçya , Kosova , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Monako, Macaristan, Mısır, Nepal , San Marino , Slovenya , Slovakya, Sırbistan , Suriye , Polonya , Portekiz, Tayland , Türkiye , Ürdün, Vatikan, Yunanistan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

Uçsuz bucaksız Anadolu - 3.Bölüm (5000km) Sivas / Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi / Çifte Minareli Medrese / I. İzzettin Keykâvus Şifahanesi / Buriciye Medresesi / Taşhan / Ulu Camii / Gök Medrese / Zara / Tödürge Gölü

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 00-00-0000
|
Yazı Tarihi: 15-11-2018

Sabah otelin yemek salonunda açık büfe kahvaltı pek hoşumuza gitti.Otelin giriş katında ve caddeye bakan zemin katta bir restoran var.Otelin müşterileri indirimli olarak yemek yiyebiliyor.Biraz karmaşık bir yapı.Temiz bir otel.Ayrıca güleryüzlü çalışanlar etrafınızda sizi rahat ettirebilmek için koşuşturuyorlar. Otel merkeze yakın olduğu için yürüyerek tarihi eserleri gezeceğiz.Yozgat'ta kalırken otelde yemekte biriyle sohbet etmiştik.Sivaslıymış.Biz de oraya gidiyoruz deyince şehir hakkında bilgi verdi.Bu seyahatimizin en büyük amaçlarından biri Sivas'ın Divriği ilçesindeki Ulu Camii ve Darüşşifasını görebilmek. Çok yakın bir zamanda UNESCO Dünya mirasları listesine girdi. Konuştuğumuz Bey kendisinin de oraya gittiğini ama ne yazık ki restorasyon çalışmaları yapıldığı için kimsenin içeriye alınmadığını söyledi.Büyük hayal kırıklığı.Ama ben seyahat şansıma inandığım için ne yapar eder bu eseri görürüm dedim. İzin alabilmek için Sivas Valiliğine gitmeye karar verdim.

Hükümet Konağı 1884 yılında yapılmış.Önceleri iki katlı olan binaya daha sonra üçüncü kat eklenmiş.Kapıda duran yetkililere durumu anlatıyoruz. Onlar da bizi Turizm Müdürlüğüne gönderiyorlar.Ana caddede yürüyoruz. Vali Reşit Akif Paşa tarafından 1908 yılında yapılan bina Jandarma Binası ve halen aynı amaçla kullanılıyormuş.1930 Cumhuriyet Jandarma giysisini görebiliyorsunuz.Bina iki caddenin arasında.Biraz ilerleyince Kongre Binası bizi karşılıyor.

Sivas valisi Memduh Bey tarafından yaptırılan bina 1892 yılında tamamlanmış.4-11 Eylül 1919 'da Sivas Kongresi bu binada yapılmış.Milli mücadelenin yönetildiği bir karargah olmuş.1981 yılına kadar lise olarak kullanılmış.1990 tarihinde Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi olmuş. Daha önce de söz ettiğim gibi anneannem ve dedem ilk öğretmenliğe bu lisede başlamışlar.Benim için tarifi imkansız duygularla geziyorum. Bina çok güzel .Özellikle tavanlar ahşap ve değişik.

Kongre Yemekhanesi, ahşap koridorlar, binanın orta kısmındaki küçük mermer havuzlu avlu, Atatürk'ün Sivas Halkı için söylediği sözler "Sivas şehrine giderken,caddenin iki tarafı büyük bir kalabalıkla dolmuş,askeri birlikler tören düzenini almış bulunuyordu... Bu manzara Sivas'ın saygıdeğer halkının ve Sivas'ta bulunan kahraman subay ve askerlerimizin bana ne kadar bağlı ve sevgi dolu olduğunu gösteren canlı bir tanık idi.. ",

Mondros Mütarekesi ve Anadolu'muzun çeşitli devletler tarafından paylaşılmasını gösteren harita ,Kuva-yı Milliye Hareketi, Büyük Komutan Ata'mızın kaldığı oda ve bu odanın şatafattan uzak sade döşemesi... Atatürk Sivas'ta toplam 108 gün kalmış. Kaldığı odada bir demir karyola,pirinçten lambalar ve bazı toplantılar için birkaç sandalye,yatağın üzerinde Sivas'lı bir genç kızın çeyiz sandığından çıkardığı bir örtü.Hindistan gezim sırasında Mahatma Gandhi'nin kaldığı odayı görmüştüm. Orada da aynı sadeliği gördüm. Büyük liderler için önemli olan halkının durumu. Bu nedenle bu oda beni fazlasıyla etkiledi.

Bizim filimlerde izlediğimiz Kongrenin yapıldığı salon.Bu salon aslına uygun restore edilmemiş.Yeni yapmak adına günümüzün toplantı salonlarına benzetilmiş.Gözlerim o günün sıralarını aradı.Hoşuma giden çok sayıda ziyaretçinin olması.Özellikle aileler çocuklarını getirmişler. Anlaşılan vatanın nasıl kurulduğu hakkında bilgi sahibi olsunlar istiyorlar.

Müzeyi gezdikten sonra cadde boyunca yürüyoruz.Müzeye çok yakın Turizm Bürosu görünce Sivas Şehri hakkında bilgi almak için içeriye giriyoruz. Bir delikanlı güler yüzle bizi karşılıyor.Üniversite öğrencisiymiş ek olarak burada çalışıyormuş.Çeşitli broşürler alıyoruz. Biraz ileride Turizm Müdürlüğü olduğunu söylüyor. Divriği için konuşuyoruz. O da ancak oradan izin alabileceğimizi söylüyor.Caddenin karşı tarafında biraz ara bir sokakta Müdürlüğe varıyoruz.Görevliler bizimle fazlasıyla ilgileniyor.Ama ne yazık ki bu izin mümkün olmuyormuş.Hatta yakın bir zaman önce Japon bir ekip Ulu Camii fotoğraflamak istemiş ama izin alamamış. Ama ben buna rağmen umudumu kaybetmedim.Zira inanılmaz bir seyahat şansım var. Tekrar meydana doğru yöneldik.

Çifte Minareli Medrese 1271 yılında yapılmış.Medrese ilk yapıldığında iki katlıymış. Medrese epeyce yıkılmış.Yapının günümüze kadar gelen ön cephesinde bulunan Taç kapısı.Kapının üzerinde yükselen iki minare Sivas'ın sembolü olmuş.Ayrıca bu Taç Kapı Anadolu'nun en yüksek taç kapısıymış. Minareler tuğla ve çini süslemeli. Ayrıca taş dantel gibi geometrik şekillerle işlenmiş.Ulu bir kapı.

Tam karşıda İzzettin  Keykavus Şifahanesi bulunuyor. Selçuklu Sultanı I.İzzettin Keykâvus tarafından 1217 yılında yaptırılmış. İçeri girdiğinizde hediyelik eşyalar satan dükkanlar özellikle ünlü Sivas bıçaklarının satıldığı yerler var.El yapımı bu bıçaklar gerçekten güzel.Almadan edemiyor insan .Ama bıçağı aldığınızda hemen bir tembih yapılıyor."Aman bulaşık makinasına atmayın." Bıçağın tüm özelliğini kaybedeceğini söylüyorlar.

 

Dükkanları geçince büyük bir avlu ,ortada bir havuz,etrafında masalar bulunan güzel bir kafe. Çok hoş. Çoluk çocuk genç yaşlı burada oturup sohbet ediyorlar. Girişten biraz ilerlediğinizde Malatya Meliki I.İzzeddin Keykavus'un Türbesi yer alıyor. 1220'de ölen hükümdarın türbesi bu medreseye ilave edilmiş.Türbedeki çini ve tuğla süslemelerle çok güzel bir görüntü oluşturan giriş kapısının üzerinde arapça bir kitabe var. Burada yazan açıklamaya göre şöyle yazılmış;

  Biz köşklerin  genişliğinden kabirlerin darlığına çıkarıldık.Ah! Malım beni kurtaramadı,saltanatım yok oldu.Mülk ve şevketin sona ermesiyle göç H.617 / M.1220 yılı şevvalinin dördünde gerçekleşti."

Şifaiye Medresesi Anadolu Selçuklu Şifahanelerinin en büyüğü olarak inşa edilmiş.Revaklarla çevrili 30 odası bulunuyor.Şimdilerde bu odalar hediyelik eşya satan dükkanlara dönüşmüş. Yapının ilk yapılma amacı hastahane olsada Osmanlılar tarafından 1768 yılında verilen bir ferman ile medreseye dönüşmüş. I.Dünya Savaşında askeri ambar olarak kullanılmış. Daha sonra Vakıflar Müdürlüğü tarafından restorasyon çalışmaları yapılan bina halen insanların hizmetinde. Şekli değişse de ...

     

Biz de buranın keyfini sürüyor ve kahvemizi içiyoruz. Ufak bir ayrıntı ilgimi çekiyor.Kahvenin yanında verilen çikulata kağıdının üzerinde çift başlı kartal simgesi.Anadolu Selçuklularının bulunduğu her kentte böyle bir simge var. Ama bu simge Dünyada birçok yerde kullanılmakta. Sırrı bilinmiyor. Herhalde gücü temsil ediyor diyorum nacizane..

Şehrin Kent Meydanına doğru yeniden yürüdüğümüzde "Buriciye Medresesi" ile karşılaşıyoruz. Medrese 1271 yılında Anadolu Selçuklu sultanlarından III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında yaptırılmış.Medresede fizik,kimya,astronomi öğrenimi yapılıyormuş.Şimdi Sivas Müftülüğü tarafından kullanılıyor. Çok güzel bir taç kapısı var. Ama taşlar artık kararmış.İyi bir restorasyona ihtiyaç var besbelli.     

Hatırı sayılır tarihi eserlerin bulunduğu meydan trafiğe kapalı olduğu için halkın nefes aldığı bir alan oluşmuş.Koşuşturan çocuklar ,merdivenlere ya da banklara oturan insanlar farkında olmadan geçmişe tanıklık ediyorlar. Merkezdeki Çimen Kebap'a girip Sivas döneri yiyoruz.Pek leziz.Başka yerlerin kebabına benzemiyor.

Sırada Anadolu'nun en eski camilerinden biri olan Ulu Camii var.1196-1197 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devleti yöneticilerinden  Kızılarslan Bin İbrahim tarafından yaptırılmış.Kesme taştan inşa edilmiş.Camii ilk yapıldığında çatı düz olarak yapılmış ancak 1995 yılında yeni bir onarım yapılarak saçla kaplı bir çatıya çevrilmiş. Yapıldığı tarihte kubbe çok fazla kullanılmamış.Minaresi ise değişik bir özellik gösteriyor.Eğik minarenin yüzyıllardır hareket ettiği söylentileri dolaşıyor. Pisa Kulesi misali bir eğiklik oluşmuş.Bu konuyu çözebilmek için incelemeler yapılıyormuş.

Biz camii gezerken biri yanımıza yaklaşıyor. Kendini tanıtıyor. Camiinin imamıymış. Bize yapı hakkında bilgi veriyor. Sivas'ın Hanlarından söz ediyor. Özellikle bunları gezmemizi öneriyor. Birlikte yürüyoruz. Bize tarif ettiği Taşhan'a varıyoruz.  19.Yüzyılın başında azınlık tüccarları tarafından yaptırılmış kesme taştan  bir yapı. İki katlı ve ortadaki açık avluda bir havuz var. İki aslan başından su akıyor. Çok güzel bir yer. Hele girişte ilgimizi çok çeken bir kafe var ki ... Taşmahal Kafe. Hemen oturuyoruz. Sahipleri çok güler yüzlü. Bizimle sohbet ediyorlar. Sivas ve Taşhan hakkında bilgi veriyorlar.

Keyifli bir dinlenmeden sonra Gök Medrese'ye doğru yöneliyoruz. Anadolu Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde yaptırılmış. (1271) Mimarisi çok hoş olan bu yapı bir medrese. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde  yapıyı övmekte ve onun için "Eşi benzeri yoktur" diyerek mükemmelliğini anlatmaktaymış.İki katlı ve 80 odalı.Çok uzun yıllardır restorasyon çalışması devam eden yapıyı bir kez daha görebilmek için yeniden gelmeli Sivas'a diye düşünüyorum.

Taksi ile otele döndük ve hemen otelimizin karşısında bulunan Madımak Otelini görmeye gittik. 2 Temmuz1993 yılında Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında bu otelde kalan 33 yazar ,ozan ,düşünür çıkartılan yangında hayatlarını kaybettiler.Olayları televizyondan izlemiştik.Çok üzücüydü.Şimdi otel Bilim ve Kültür Merkezine dönüştürülmüş. Müdür bizi karşıladı ve çeşitli açıklamalar yaptı.Okullardan gelen öğrencilere burada eğitim veriliyormuş.

Sivas'a 26 km uzaklıkta bulunan Zara'yı görmek üzere yola çıkıyoruz. Zara gelişmiş bir yer değil. Ama yol üzerinde Tödürge Gölü'ne uğruyoruz. İçersinde ondan fazla çeşit balık barındırıyor.Ayrıca gölün çevresinde birçok kuş türü var.Suyu kireçli ve tuzlumuş.Etrafında dinlenme yerleri ve restoranlar var. Manzara muhteşem.Vahşi ve çok renkli.  Biz de buradaki restorandan birine oturduk.Hafif tepede ve çok rüzgarlı.Eskiden üniversiteye ait olan tesis şimdi bir aile tarafından işletiliyor.Mola Restoran. Sahibinin tuttuğu taze balık enfes.

Akşam Sivas'a otelimize dönüp Şifaiye Medresesinde bir çay içtikten sonra erkenden uyuyoruz zira ertesi gün Divriği'ye gideceğiz. 12 Temmuzda orada olmayı planlamıştık.Şimdilik rotada bir değişiklik yok.

Fotoğraflar yazara aittir.

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz