Kendingez » Ülkeler » Türkiye » Antalya » Yuvarlak Çay - Gelemiş Köyü- Patara Plajı ve Antik Kenti-Kaputaş Plajı-Letoon -Xanthos Antik Kenti-Köyceğiz
5224
Gezdiği Yerler:Almanya , Avusturya , Bosna-Hersek , Belçika , Bulgaristan , Birleşik Arap Emirlikleri Dubai, Estonya , Çek Cumhuriyeti , Fransa , Finlandiya, Fas , Hollanda, Hindistan, Hırvatistan, İspanya , İsviçre, İtalya , Karadağ , Kanada, Kamboçya , Kosova , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Monako, Macaristan, Mısır, Nepal , San Marino , Slovenya , Slovakya, Sırbistan , Suriye , Polonya , Portekiz, Tayland , Türkiye , Ürdün, Vatikan, Yunanistan
Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 0
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 0

Yuvarlak Çay - Gelemiş Köyü- Patara Plajı ve Antik Kenti-Kaputaş Plajı-Letoon -Xanthos Antik Kenti-Köyceğiz

Kategorisi: Genel
|
Gezi Tarihi: 12-09-2016
|
Yazı Tarihi: 23-01-2017

Kısa bir tatilden yararlanarak Antalya'nın Dünyaca ünlü Patara Plajını görmek üzere yola koyulduk.İzmir'den yola çıktık.Hava oldukça sıcak. Bu sene kış zor geliyor.Yol gayet güzel.Öğle yemeğimizi "Yuvarlak Çay Bilen Restoran"da yedik.Girişte iki insan maketi bizi karşılıyor. Bana çok ilginç geldi.İnce zeka.Restoranın bulunduğu yer harika.Şırıl şırıl akan su. Üzerinde tahtadan yapılmış yemek yeme yerleri,köprü ve salıncak. İnsan burada saatler geçirebilir.Su ve doğa. Yemekler oldukça fiyatlı ama bir o kadar da leziz. Tur ile gelen Safari grupları burada yemek yiyorlar.

Yer ayırttığımız "Pataros Otel"i arıyoruz. Gelemiş Köyü civarında. Begovillerin arasında şirin bir otel. Bir aile işletmesi. Resepsiyonun dekoru çok ilginç Birhayli yorulduğumuz için çevreyi dolaşmak yerine yemeğimizi otelde yemeği tercih ediyoruz.Sahipleri bize ikramlarda bulunuyorlar.Anlaşılan  müşteriler de buraya her zaman gelen kişiler.Herkes birbirini tanıyor.Küçük bir havuzun kenarında yemeğimizi yiyoruz.Bir ev havası tadında hoş bir gece oluyor.

Sabah kahvaltının ardından Patara Plajı için yola çıkıyoruz.Burası küçük bir yerleşim birimi.Ufak restoranlar,pansiyonlar,hediye dükkanları dikkatimizi çekiyor.Otele bir kilometre uzaklıkta Patara Plajı. Kıvrıla kıvrıla giden bir yol. Manzara muhteşem.Plaja gelmeden Patara Antik Kentinden geçiyoruz..Plaj 15 km'den fazla  uzunlukta. Akdenizin en uzun plajı olma özelliğini taşıyor. Bundan daha da fazla önemi ise (Caretta Caretta ) deniz kaplumbağalarının  yumurtalarını buraya bırakması.Bu nedenle doğal koruma alanı. Unesco tarafından korunuyor. Unesco Dünyanın en güzel yerlerini hemen koruma altına alıyor. İyi mi kötü mü bilmem. Tek kusuru aşırı bir rüzgar olması.Bilet alırken Antik Kent gezisi ile birlikte alabiliyorsunuz.Sadece plaj için de alabilirsiniz.Eylül olmasına rağmen çok kalabalık.Bir tahta yoldan plaja ulaşıyorsunuz.

Plajın ince kumu her yere taşınmış.Girişte birçok yazı var. Her ne kadar bazılarında imla hataları varsa da ilginç.Saat 17'a kadar kalabiliyorsunuz. Plajın bir diğer özelliği de 200-300 metre içeriye doğru genişleyerek kum tepeleri oluşturmuş olması. Yeşilçamın çöl temasını işlediği filmleri burada çekilmiş.

Saz ve tahtadan yapılmış bir kafeterya ve şezlonglar var. Kafeteryada fiyatlar oldukça ucuz. Kaş Kültür ve Turizm Derneği işletiyor. Şezlongları bir ücret karşılığında kiralıyorsunuz.Kum deniz harika ama çok dalgalı.Anlatılanlara göre bir ay sonra bu dalgalar azalabilirmiş.Plajda yürüyebildiğim kadar yürüdüm.Kum tepelerine çıktım. Bronzlaşmak isteyenler için mükemmel. Sakin huzur dolu. Plaj o kadar büyük ki kalabalık hiç rahatsız etmiyor.

Büyülü bir yer.Ülkemiz her defasında gezginleri şaşırtabiliyor. Gez gez bitmiyor. Her yer tarih, doğa muhteşem.İlk gün akşama kadar kalıp güneşin batışını izledik.Akşam oldu.Otele dönüyoruz.Ertesi gün gezeceğiz.

Otelde güzel bir kahvaltının ardından tekrar Patara'ya gidip öğlene kadar kalıyoruz.Öğlen burada birşeyler atıştırdıktan sonra bu güzel plaja veda edip Patara Antik kentini görmek istiyoruz. Ana yoldan geçerken görülen kent gerçekten harika.Patara Antik Çağda Likya Birliğinin başkentiymiş.Tabii o zamanlar bir liman şehriymiş.Daha sonra Eşen Çayının doldurduğu alüvyonların sayesinde kent içerde kalmış.Yol üzerinde Roma devri mezar anıtları var. Girişte üç bölümlü Zafer takı oldukça iyi restore edilmiş.Biraz ilerleyince Hurmalık Hamamı.  Tiyatrosu .Kazıları devam eden meclis binası.Oldukça büyük bir alana yayılmış. Ama benim ilgimi en fazla hurmalık çekti. Vahalarda rastlanan cinsten."Leto Hurmalığı" Mitolojiye göre Leto ve Zeus'un oğlu Apollon ve ikiz kız kardeşi Artemis burada doğmuş. Doğum sancıları tutan Leto buraya sığınmış. Doğum bu hurmalıkta gerçekleşmiş.

Oldukça büyük bir alana yayıldığı için uzun uzun gezdik.  Gerçekten güzel bir ören yeri. Özellikle Tiyatro ve Meclis Binası. Meclis binası restorasyon çalışmalarının TBMM tarafından yapılması ayrıca ilginç.Ayrıca Mimar Dionyslos'un Mezar Yazıtı ilginç.Şöyle yazıyormuş.

Athena'nın her türlü hüneri vardı ben Dionyslos'ta

Yabancı Patara toprağı şimdi aldı bırakmaz beni

Memleketimse kaldı üzüm bağlarıyla kaplı Tmolos'ta

Yine de benden sonra söylerler ismimi

Derlerki Odeion'un geniş çatısını konduran usta!

Güneşi burada batırdıktan sonra Gelemiş Köyü içinde "Aspendos Restoran" da yedik. Bolulu usta bize nefis tatlar sunuyor. Şirin bir yer.Akşam çok geç yatmak istemedik ertesi gün yolumuz uzun.

Sabah doğal ürünlerin ağırlıkta olduğu güzel bir kahvaltının ardından yola düştük.Bir başka ünlü plaja doğru. "Kaputaş Plajı".Kaş -Kalkan sahil yolu üzerinde.Karayolu yukarıda kalıyor.187 basamak ile aşağıya iniliyor.Mükemmel bir kum ve muhteşem mavi. Kalabalık o kadar fazla ki; yol kenarı park etmiş araba dolu. Tam bir keşmekeş.Plaj çok güzel ama bir daha inmeyi göze alabilirmiyiz bilmem.Tekrar otele dönüp eşyalarımızı alıyoruz.

İlk durağımız Antik Çağda Likya'nın dini merkezi olan Leteoon Antik Kenti. Burada Artemis ve Apollon'un annesi Leto'ya adanmış büyük bir tapınak bulunuyor. Bu kent Unesco Kültür Mirasları listesine girmiş.Tiyatronun giriş kapısının üzerindeki masklar görülmeye değer. Tarih çok güzel. İnsan büyüleniyor.

Fethiye'ye 46 km uzaklıkta Kınık Köyünün tepelerinde Xanthos Antik Kenti de Unesco Kültür Mirasları listesinde. Letoon'a 4 km uzaklıkta.Likya'nın idari merkeziymiş.Ara yollar oldukça karışık. Yolu zor bulduk. Bu kent yangın ile tamamen yok olmuş ve daha sonra tekrar inşaa edilmiş.

Yaşlı bir adam buraya iyi bakılmadığını anlatıyor. Şehir geniş bir araziye yayılmış.Aslında tam gezebilmek için daha fazla bir zaman gerekiyordu.Tepeden aşağıya bakıldığında görülen seralar hoş bir manzara oluşturuyor.Xanthos'tan Fethiye Saklı Kente gelip öğle yemeğimizi yiyoruz.İnanılmaz bir kalabalık var. Su kenarındaki yemek yerlerine çoluk çocuk herkes doluşmuş.Hatta Saklı Kent girişi maç girişlerine benziyor.

Köyceğiz'e girip göl kenarında bulunan bu şirin beldede bir çay içmek hoş olacak diyoruz. Gerçekten de çok güzel bir yer. Göl deniz gibi gözüküyor.

Artık İzmir'e dönme vakti. Gece geç bir saatte varacağız. Kısa ama güzel bir gezi oldu. Tabii bal almayı unutmadık.Köyceğiz denince...

 

Fotoğraflar yazara aittir.

 

 

 

 

 

Yazı ile İlgili Yorumlar

Yurtiçi ve Yurtdışı uçak biletlerinizi www.biletbayisi.com dan alın, THY, Pegasus, Atlasjet havayollarından daha ucuza uçak bileti satın alın!
Haberler
Etkinlikler
Foto Analiz